Maxbilişim Hosting Hizmetleri

PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Vitrindeki Yeni Kitaplar


Sayfa : [1] 2

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:03 AM
Deniz Kabukları Küçük Şeyler 1



Bu kitapta, temel konulara, özellikle toplumun ihtiyacı olduğunu düşündüğüm ve seminerlerimde izleyenlerin etkilendiklerini gözlediğim konulara yer veriyorum. Pek çok kişi televizyondaki "Küçük Şeyler" adlı programımızı izledi, beğendi. Ancak kitap ve televizyon farklı şeyler. Televizyon renkli, ama kitap da gerekli! Televizyonda paylaşamadığım, tartışamadığım konuları burada ele almaya çalışıyorum."
-Üstün Dökmen

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:03 AM
Çocuk Sahibi Olmak İçin 40 Bahane


Ülkemizin ilk bebek ve anne yazarı ( Ece'nin Hamilelik Günlüğü ve Bebeğimin İlk Yılı kitapları yazarı) Ece Arar'dan...Dikkat! bu kitaptan sonra doğan çocuklara "Cogito çocuklar" denecek! "Cogito (düşünülmüş) çocuklar" kuşağı geliyor... Çocuk sahibi olmanın bahanesi mi olurmuş? Çocuk sahibi olmak işte. Ağlamak, gülmek, yemek, içmek gibi bir...Bir..ama işte nedir o bir? Sizin gizli evlenme sebebiniz mi? Hep kaçtığınız bir yüzleşme mi, yoksa düşünmediğiniz kadar basit bir hoşluk mu? Ece Arar bu soruları "bir"den başlayarak daha da çoğalttı ve 40 bahaneye kadar yükselterek nedeni, bahanesi düşünülmüş bir "cogito çocuklar" çağını başlattı! "Herkesin bir çocuğu var. Siz hariç...Çocuk sahibi olmak için en iyi bahane kabul edin kş bu. Sokağa adım attığınız andan itibaren artık sadece bebek arabalarını görüyor, annesinin elinden tutan ve o sırada bıcır bıcır bir şeyler anlatan çocuklara hayranlıkla ve iç geçirerek bakıyorsanız zaman çoktan gelmiş...

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:03 AM
Mükemmel Bir Gün


Bir mayıs gecesi... Roma
Polis, Carlo Alberto Sokağı’nda bir daireye baskın yapmak üzere…irileri silah sesleri, yardım feryatları duymuş. Belki yanlış bir ihbar, belki de bir cinayet... Geçmişe doğru yirmi dört saatlik bir yolculuk ve ilk bakışta sıradan görünen bir günün içine bizi sürükleyen bir grup insan… Camilla yedi yaşına basıyor, Zero ilk bombalama eylemini gerçekleştiriyor, Emma işini kaybediyor, Elio seçim mitinginde yanlış metni okuyor, Maja rüyalarındaki evi buluyor, Kevin beklenmedik bir anda, müstakbel hayat arkadaşını buluyor, Antonio karısını son kez görüyor ve tabancasına biri namluda, 7 mermi dolduruyor.

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:05 AM
Sürtük ve Kalpazan



Yeraltı edebiyatının yeni temsilcilerindan İbrahim Altun'un son romanı... Altun, Sürtük ve Kalpazan’da merak uyandıran, dinamik kurgusuyla genç bir yazarın gizli dünyasında gezdiriyor okuru. Beyoğlu ve Galata sokaklarında bu hayalperest adamın peşinden, sevgi, aşk, ihanet, nefret, kıskançlık gibi duyguları, inişleri ve çıkışları, şiirsel bir ironiyle anlatıyor. Kaotik dünyanın labirentlerinde, hayatla ölüm arasındaki o incecik çizgide dolaşırken izliyoruz onu. Hüzünlü bir umutsuzlukla birlikte her şey daha güzel olacak ümidini de taşıyor her yeni güne gözünü açtığında bu genç adam... Tek dostu da Zeytin adındaki sokak kedisi. "Hayatım darmaduman...Bir adam bir gecede çöker mi?Bir kadın bu kadar mı güzel olabilir? Bir düşü kim satın almak ister? Kirayı, faturaları, borçları kim ödeyecek peki? Çizginin öbür tarafı nasıl bir yer acaba? Hayır. Kendi isteğinle çıkamazsın bu oyundan. Gardını al!..."

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:05 AM
Ateş Canına Yapışsın


Bütün sakinlerinin mutlu ve huzurlu yaşadığı Cennet`te, Tanrı ilk insanı yarattı, adına da Âdem dedi. Onu yarattığı toprağa kendi nefesinden üfleyerek can verdi, bu cana hem iyilikten hem şerden, hem riyadan hem sadakatten koydu. Ona güzel olan ne verdiyse, bir o kadar da kötülük ekledi. Sonra Cennet`teki tüm varlıklara dönüp Âdem`e secde etmelerini buyurdu.

Bu buyruğa karşı çıkabilecek kadar kibirli tek bir Cennet varlığı vardı, o da Azazil`di. Âdem gelene kadar Cennet`te kendi özünden bihaber, huzur içinde yaşayan Azazil, ";ilk insan"la mücadeleye girecek, yaratılışında var olan ateş canına yapışıp İblis’e dönüşene dek bütün Cennet`e Âdem`den üstün olduğunu kanıtlamaya çalışacaktı.

Peki ya bir çamur topağından ibaret olan insan, Cennet bahçesinin çiçeği Azazil`in aklına haramı düşürürse ne olacak? İblis mi insanı kandıracak, yoksa insan İblis`i Cennet`ten kovduracak kadar "şeytan" mı olacak?

Sezgin Kaymaz yeni romanı Ateş Canına Yapışsın`da, insanlık tarihinin en eski anlatılarından biri olan ";Cennet`ten kovuluş" hikâyesine can veriyor. Hepimizin tanıdığı Cennet`in bildik kahramanları onun kalemiyle yepyeni bir ses kazanıyor.

YAZAR`IN İLETİŞİM YAYINLARI`NDAN ÇIKAN DİĞER KİTAPLARI:

GEBER ANNE, LUCKY, KAPTANIN TEKNESİ, UZUNHARMANLAR`DA BİR DAVETSİZ MİSAFİR, ZİNDANKALE, SANDIK ODASI, MEDET

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:05 AM
Lujin Savunması


`… Nabokov’un benzersiz evrenine henüz dalmamış olanlar için, Lujin Savunması mükemmel bir giriştir.`

JOHN UPDIKE

`… muazzam, olgun, modern bir yazar vardı karşımda, büyük bir Rus yazarı, bir anka kuşu gibi devrimin ve sürgünün ateşinden ve küllerinden doğmuştu.`

NINA BERBEROVA

`….söylemeden edemeyeceğim; bütün Rusça kitaplarım arasında en fazla ‘sıcaklığa’ sahip olan ve bu sıcaklığı yayan Lujin Savunması’dır.`

VLADIMIR NABOKOV

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:05 AM
Sinema ve Psikanaliz


Bedenin doğal bir özü vardır: Bedenin anlamlarını denetleme mücadelesinin bedelleri yüksektir, çünkü ödül kültürün sunduğu anlamları ve bu ikisi arasındaki ilişkiyi denetim altına alma hakkıdır. Denetim dışı bedenin orgazm hazzı-benliğin yitimi- Foucault'nun 'insanlar kendilerini ve ötekileri yönetirler' şeklindeki etkili deyişiyle parmak basılan öz¬denetiminden/toplumsal denetimden sıyrılma, kurtulma hazzıdır. Bu haz, anlamdan kaçma hazzıdır, çünkü anlam daima toplumsal olarak üretilmekte dahası öznede bulunan toplumsal güçleri yeniden üretmektedir. Bir şeyleri anlamlandırma daima, ister oturmamış ister göçebe olsun, özneye dönük anlamların oluşturulmasını gerektirir. Barthes bunu 'bedenle okuma' eğretilemesine dek genişletir. Bu okuma, okurun bedeni metnin bedenine, yani metnin kavramsal/ideolojik/yananlamsal göstergelerine değil de fiziksel gösterenlerine tepki gösterdiğinde gerçekleşir. Barthes'ın bu konuda verdiği örnek bir şarkıcının sesinin 'niteliği'dir; melodinin, harmoninin, güftenin dışında yer alan ses rengidir. Dinleyicideki bu yitimi üretebilen şey, sesin bu özgül performanstaki eşsiz cisimleşmesidir. Nitekim sözcüklerin edebiyattaki varlığı, sözcük oyunları ya da sinema perdesindeki imgeler yalnızca fiziksel anlamda okunabilirler, fiziksel olarak ilişkilendirilebilirler

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:05 AM
Miss Marple'ın Son Maceraları


Birincisi, kilisedeki esrarengiz yaralı adam... sonra ölü adamın gömdüğü hazinenin esrarı... ceset ve mezura... kâhya kadının at ka-zasındaki rolü... hırsızlıkla suçlanan kız... karısını hançerleyerek öldürmekle suçlanan bir adam. Bu altı vakanın tek bir ortak noktası var... Jane Marple’ın tümdengelimci şaşırtıcı gücü.

Sayfa Sayısı 192

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:05 AM
Sizinkiler - Limon ile Zeytin İstanbul'da


Salih Memecan’ın yarattığı sevimli karakterler Limon ile Zeytin, yeni bir macerayla karşınızda. Kahramanlarımız dünyanın iki kıtaya kurulmuş tek kentini keşfe çıkıyorlar. Birbirinden güzel ve renkli fotoğraflar eşliğinde bir İstanbul turu yapıyorlar.
Limon annesine doğum gününde güzel bir hediye almak için Zeytin ile birlikte İstanbul’u dolaşmaya başlıyor. Dünyanın gözbebeği İstanbul’un çarşılarını, tarihi ve turistik mekanlarını köşe bucak dolaştıktan sonra en iyi armağanın bir İstanbul gezisi olduğuna karar veriyorlar.

Sayfa Sayısı : 24

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:06 AM
Ayrılıktan Sonra


Eski sevgilisinden gelen çeklerle bir süre Paris’te yaşayan Julie parası tükenince Londra’ya döner ve her şeye yeniden başlamak ister. Ne ki, aşk kırgını bir kadın olan Julie, eski sevgililerde de, yeni sevgililerde gerçekten aradığı şeyi bulamamıştır. Aradığı şeyin, gerçek aşkın bedeli çok yüksektir...

1920’ler ve 1930’larda Avrupa’daki bohem çevreyi anlatan romanlarıyla tanınan Jean Rhys, bir süre sonra unutuldu ve II. Dünya Savaşı yıllarında ortadan kayboldu. Yıllar sonra yeniden keşfedildi ve Geniş Geniş Bir Deniz adlı romanıyla yeniden büyük bir başarı kazandı ve İngiltere’nin en saygın edebiyat ödüllerine değer görüldü.

Ayrılıktan Sonra, erkeklerle ilişkilerinde kendini çok yaşlı ve çok yorgun hisseden, ama onlarsız yapamayacağını da bilen bir kadının romanı. Değeri yıllar sonra anlaşılmış bir yazarın en güzel yapıtlarından biri.

Sayfa Sayısı: 168

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:06 AM
Rua, Dam, Vale


Bütün romanlarımın en şenliklisi, şu hergelenin cingözüdür. Karmaşık ve esritici oluşunu ne sürgün, ne yokluk, ne özlem etkiledi. 1927 yazında Pomeranya Körfezi’nin kumsallarında yaratıldı, ertesi kış Berlin’de kuruldu ve orada, 1928 yazında tamamlandıktan sonra ekim başlarında, sürgün Rusların yayımevi ‘Slovo’ tarafından Korol’, Dama, Valet adıyla yayımlandı. Yirmi sekiz yaşındaydım. Aralıklı olarak Berlin’de yaşıyordum. Bazı başka aklıbaşında insanlarla birlikte, on yıl dolmadan konuksever, pişman, salkım salkım çiçek açmış bir Rusya’ya hep birlikte döneceğimizden emindik. (...) Rua, Dam Vale’nin konusu yabancı sayılacak bir konu değil elbette. Hatta korkarım, o iki değerli insan, Balzac’la Dreiser, onları utanmadan ti’ye aldığımı ileri süreceklerdir - ama yemin ediyorum, o saçma sapan ürünlerini o yıllarda henüz okumamıştım ve bugün bile o selvi ağaçlarının dibinde neler anlattıklarını anlamış değilim. Ne de olsa, Charlotte Humbert’in kocası da suçsuz sayılmazdı.
(...) Romanın adı sorununa gelince. Hepsi kör olan o üç saraydan çıkma kâğıdı tuttum, küçük bir per attım. Bana dağıtılacak iki yeni kart kumarımı haklı çıkarabilir, çünkü bu oyunda talihim yaver gitmiştir hep. Sımsıkı, daracık, yakından, yakıcı sigara dumanının arasından bir file -bir kenar beliriyor: Kurbağa yüreği, Rus pokerindeki deyimiyle. Ve çan sesleri! Umudum, elleri full’ler, kentlerle dolu eski oyun arkadaşlarımın blöf yaptığımı sanmaları.”

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:13 AM
Ermişin Bahçesi & Yeryüzü Tanrıları


ERMİŞİN BAHÇESİ
Kendi ‘özel’ gününün öğle vaktini yaşayan sevgili ve seçkin El Mustafa, hatırlama ayı Tichreen’de, doğduğu adaya dönüyordu. Gemi limana yaklaştıkça, geminin burnunda durmaya başladı; etrafını gemiciler sarmıştı. Ve yüreğinde bir ‘eve dönen’ vardı. Ve konuştu; sesinde deniz vardı, şöyle dedi:
“Doğduğumuz adaya bakın! Burada bile yeryüzü bizi gökyüzüne götüren bir şarkı ve yeryüzüne indiren bir bulmaca. Ve tutkumuzdan başka nedir yer ve gök arasında şarkımızı taşıyıp bulmacamızı çözen?
YERYÜZÜ TANRILARI
Tarla kuşu tarla kuşunu çağırır Ama kartal uçar yukarı doğru şarkıyı dinlemekle ilgilenmez. Bana öğretirdiniz insanın tapınmasından ve esaretinde yatan öz sevgiyi Fakat, benim sevgim sınırsızdır, ölçüsü yoktur. Dünyevi ölümlülüğümün ötesine çıkarım Ve cennette taht kurarım kendime Kollarım uzayı sarar, gezegenleri kuşatır. Yıldızlı yolları yay, kuyruklu yıldızları ok yaparım

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:13 AM
Ermiş & Gezgin


ERMİŞ
Halil Cibran, Yakın, Orta ve Uzakdoğu'nun geleneksel öğretileriyle Batı düşüncesini karşılaştırmış, bireysel ve toplumsal olgulara çeşitli sentezler getirmiştir. Yapıtlarında şiirsel bir anlatım kullanmış, Doğu düşüncesini Batı diliyle yazmıştır. Bu nedenle Cibran'ın eserlerini okuyanlar, bir bakıma Peygamberler'in kitaplarını okuyormuş izlenimine kapılırlar.
GEZGİN
Kavşakta rastladım ona. Pelerini, portesi ve yüzünde acıdan örülmüş bir örtü vardı. Selamladıktan sonra birbirimizi dedim ki ona:
“Evimize buyur gel ve misafirim ol.” Ve geldi o da.Eşim ve çocuklarım eşikte karşıladı bizi. O gülümsedi onlara, onlar da memnun oldu onun gelmesine

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:13 AM
Yalnız Yürümek


Perdita içimizi titretti. Tek kelimeyle inanılmaz bir son, gençliğimizi hatırlatan inanılmaz gerçek bir öykü..." Sydney Times

Hemen her toplulukta onun gibi biri vardır mutlaka. Diğerlerine göre daha çirkindir belki, biraz daha kiloludur; yüzünde sivilceler ya da izler vardır. Ve bizler de o ve onun gibi insanları sevmek konusunda haddinden fazla cimrileşiriz. Hayatımızda onlara da gerçekten sağlam bir yer verebilmek zor olur; ama çok zaman da en gerçek dostların öyle insanlar olduğunu unuturuz. Pardita da böyle bir kızdı işte. Megan'ın kendisini gerçekten sevdiğine inanmış, hayatında sevgiyi tatmadığından buna kolayca da kanmıştı. Ne evlatlık oluşu, ne toplumdan dışlanışı, ne de yaşadığı evdeki huzursuzluklar ve kavgalar onu yıkabilmişti. Direnmeyi başarmıştı bir süre. Ve Megan'ı gerçekten sevmişti, hayatındaki tek dostu olarak sevmişti. Başka hiçbir şey değil, sadece bu dostluk karşısındaki yanılgısı onu hayattan koparmayı başarmıştı. Perdita yaşamdan vazgeçtiğinde ne gerçek bir ailesi vardı, ne onu özleyecek insanlar. Megan, işte o gün fark etti hayattaki tek gerçek dostu kaybettiğini. Ve Perdita asla göremedi Megan'ın artık yalnız yürüdüğünü... Avustralyalı yazar Alyssa Brugman'dan içinizi burkacak gerçek bir başyapıt... "Perdita içimizi titretti. Tek kelimeyle inanılmaz bir son..." Sydney Times

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:13 AM
Şerif Mardin Okumaları


Şerif Mardin… Sosyolog, tarihçi, entelektüel…

Bağımsız ve aykırı bir kişilik…

Herhangi bir grup ve çevreyle kolayca örtüşmeyen söylemlerin sahibi. Yıllar içinde, çevresindeki hiçbir yörüngenin cazibesine kapılmadığından kendine ait bir dil ve okunmaya değer derinlikli bir dünya inşa ediyor. Şerif Mardin’in çalışmalarına baktığımızda öncelikle teorik bir çerçevenin nasıl kurulacağını ve sonra toplumla ilgili metodolojik bir birikim halinde genişleyen soruların nasıl sorulacağını tespit ediyoruz. Mardin’in sistemli eleştirileri sıkı bir metodoloji üzerinden gitmektedir. Hem eleştirel olabilmek, hem bir metodolojiye sâdık kalmak ve buradan da özgün bir “söylem” üretebilmek kuşkusuz sosyal bilimler için ideal çerçeve sayılmalıdır. Şerif Mardin’in değişik dönemlerde yazdığı kitapların, bir araya getirildiğinde bir bütünlük arz etmesi bu sebepledir. Onun metodolojisinde Merkez-Çevre ilişkileri, İdeolojiler, Din Sosyolojisi, Yeni Osmanlılar ve Jön Türkler, Türk Modernleşmesi, Kültür ve Kimlik sorunları, Türk Edebiyatı vb. konular köşe başlarını tutmaktadır. Mardin, kendi epistemolojik öncüllerini kullanarak tüm bu başlıkları tutarlı bir argümanlar zinciri haline getirebilmiştir. “Harita” metaforu Mardin’in önemli metaforlarından biridir ve Türkiye’de kişilerin dünyayı kendi kalıplarına göre nasıl algıladıklarını göstermesi bakımından son derece faydalıdır. Mardin, içinde bulunduğumuz zihniyet dünyalarının “haritası”nı çıkarır. Keskin hatlarla çizili olmayan bir “toplum haritası”dır bu. Kendine özgü bir “bilişsel stil”dir. Burada gerçekler, oldukları gibi görünmezler, çünkü toplum kendi iç dünyasında görünenlerden oldukça farklı bir tablo çizer. İdeolojinin klasik tanımına göndermede bulunacak olursak, toplumsal gerçeklikler görünenleri gizler ama etkisi çok daha derinlere uzanır. İdeolojik ve kültürel farklılıklar da bu harita üzerinde işaretlenmiştir. Tepkiler, isyanlar, içe kapanmalar ve köklü bir kopuşu tecrübe eden kişi ve grupların boşlukları tamamen bu harita üzerinde yer alır. Bu bağlamda Mardin, “boşluk” düşüncesine verdiği önemle, mevcut sosyal bilimci tipinden ayrılır. Şerif Mardin’in zengin bir işçilik ve ustalıkla ördüğü yapıtları her bakımdan okunmaya ve yorumlanmaya değerdir.

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:14 AM
Eski Anadolu ve Trakya Cilt 2


Her ülkenin tarihi, geçmişte topraklarında yaşayan insanların, toplulukların ya da devletlerin oluşturduğu kültür ve uygarlık izleriyle doludur. Anadolu, böyle ülkelere en güzel örnektir. Bu kitap, bir zamanlar Ege ve Akdeniz dünyasına damgasını vuran Eski Yunan uygarlığı ile Roma İmparatorluğu dönemlerinde Anadolu ve Türkiye Trakyası’nın siyasal ve kültürel panoramasını anahatlarıyla sunmak üzere Prof. Dr. Oğuz Tekin tarafından kaleme alındı. MÖ 13. yüzyıl sonlarından, yani Troia Savaşı’nın son bulmasından Roma İmparatorluğu’nun Doğu ve Batı olarak ikiye ayrıldığı MS 4. yüzyıl sonlarına kadar Anadolu’nun yaklaşık 1600 yılını kapsayan kitapta, bu süreçte yaşananlar mümkün olabildiğince uygun görsel malzeme ve çerçeve yazılarla desteklenerek verilmeye çalışıldı. Birinci bölüm, Troia Savaşı sonrasında Yunan anakarasından Anadolu topraklarına yapılan Ege göçleriyle başlatılmakta ve kent-devletlerinin ortaya çıkışı ile gelişimleri anlatılmaktadır. İkinci bölümde, Pers egemenliği döneminde Anadolu tarihi ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde, eskiçağ tarihinin en büyük fatihi Büyük İskender’in Anadolu’daki güzergâhı adım adım izlenmekte ve onun ölümünden sonra Anadolu’da ortaya çıkan Hellenistik krallıklar anlatılmaktadır. Dördüncü ve son bölüm ise, Roma İmparatorluğu döneminde Anadolu topraklarında yaşananlara ayrıldı. Kitapta, siyasal kurguya paralel giden sosyal ve kültürel içerikli çeşitli çerçeve yazılar da bulunmaktadır: Doğa filozofları, kutsal alanlar ve tapınaklar, sağlık merkezleri, depremler, batık gemiler, silahlar, mezarlar ve ölüm, tiyatrolar, kütüphaneler, sikkeler, spor, dağ ve ırmak tanrıları bunlardan sadece birkaçıdır.

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:15 AM
Kız Kardeşim Doris



Küçük Timsah aslında
eğlenceli bir KÖPEK istiyordu.
Ama onun yerine ne aldı?
Doris adında bir kız kardeş.

Üstelik ağabeylerin ne yapması gerektiği
hakkında da hiçbir şey bilmiyordu.

Sayfa Sayısı: 30

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:15 AM
Denizler Altında Yapboz Kitabım


Denizler altındaki rengârenk hayatı gösteren altı tane pırıl pırıl yapboz…
Dalgaların içinde yaşayan olağan üstü hayvanlar…

Sayfa Sayısı: 14

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:20 AM
Bizim Eleştirmenlerimiz



Mehmet Rifat’ın on dört yazar, uzman ve araştırmacının katkılarıyla oluşturduğu Bizim Eleştirmenlerimiz Tanzimat’tan Günümüze Türk dilinde üretim yapmış eleştirmenlerin çalışma yöntemlerini, edebiyat metnine yaklaşım biçimlerini, uygulama tekniklerini, yararlandıkları dünya görüşlerini, başvurdukları temel kavram ve ilkeleri, anlatım özelliklerini betimliyor, yorumluyor, sınıflandırıyor.

Gerek eleştiri tarihimizdeki, gerekse günümüzdeki başlıca eleştirel metinlerin “içine girerek” bu metinleri “anlamlandırma”ya çalışanların; “çözümleme”ye, “değerlendirme”ye önem verenlerin; ama aynı ölçüde de “yargılama”dan uzak durmaya özen gösterenlerin ortak çabası sonucu ortaya çıkmış kaynak niteliğinde bir yapıt Bizim Eleştirmenlerimiz.

Sayfa Sayısıç: 380

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:20 AM
Ağabeyim Boris


Küçük Timsah ve ağabeyi Boris birlikte çok eğleniyorlar. Ama son günlerde Boris arkadaşlarıyla daha çok vakit geçirmeye başladı. Kendi yaşıtlarıyla birlikte gürültülü müzikler dinleyip, dışarıda geziyorlar. Öyle ki,
Küçük Timsah artık ağabeyiyle hiç oynayamıyor.
Acaba her şeyi eski haline döndürmek mümkün mü?

Nestle Çocuk Kitapları Gümüş Ödülü’nü alan
Ağabeyim Boris, harika bir mutluluk ve aile masalı.

Sayfa Sayısı: 40

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:20 AM
Yöneticiliğe Giden Yol


Çok iyi performans gösteren bir çalışan konumundan usta bir yönetici olmaya geçiş zorlu olabilir, hatta travmalara yol açabilir. Yeni yöneticiler astlarına nasıl yol göstereceklerini, onları nasıl motive edip, güven ve saygılarını nasıl kazanacaklarını, yetki ve kontrol arasındaki dengeyi nasıl kuracaklarını öğrenmek zorundadır.

Linda Hill, Yöneticiliğe Giden Yol adlı bu kitabında, görevlerinin ilk yılındaki 19 yeni yöneticinin tecrübelerinin izini sürüyor. Yaptığı kişisel görüşmelerle sürecin karmaşıklığını açığa çıkarıyor; yeni yöneticilerin, astların ve üstlerin beklentilerini inceliyor. Yöneticiler rollerini ve sorumluluklarını nasıl kavradıklarını, astlarıyla etkili iş ilişkilerini nasıl kurduklarını, gerek kişisel gerekse kurumsal kaynakları nasıl ve ne zaman devreye soktuklarını, dönüşümün getirdiği stres ve duygularla başa çıkmayı nasıl öğrendiklerini kendi sözcükleriyle ifade ediyorlar.

Söz konusu süreçte karşılaşılacak güçlükleri ve katedilecek yolu anlamak açısından önemli bir kaynak olan bu kitap, yeni bir kimlik edinme göreviyle yüz yüze olan yöneticiler kadar, insan kaynakları uzmanları ve yöneticilik yetilerinin geliştirilmesinden sorumlu olan herkes için vazgeçilmez bir başvuru eseri niteliğindedir.

Sayfa Sayısı: 365

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:22 AM
Göz Gördü Gönül Sevdi


Mehmet Sılay�la tanışmamız, 1966�da İstanbul�a yüksek öğrenim için geldiğinde, Hareket dergisi çatısı altında oldu. Heyecanlı, coşkulu, neşe ve ümit dolu, yanık sesli bir Anadolu genci. Kırk yılı aşkın zaman içinde Sılay�ın değişmeyen üç özelliğini gördüm. �Hareketli�liği, içinde barındığı ve hiç büyütmediği �çocuk�luğu, kısa süreler hariç kaybetmediği �iyimserliği/ümit�i. 1966�dan 2008�e geçen yıllar; onu önce tıp, sonra bürokrasi, ticaret ve siyaset merdivenlerine çıkardı, indirdi. Hayat dediğimiz dünya yolculuğumuzda, inişler ve çıkışlar hep olur. Mühim olan durduğumuz yerler. Hareket dergisinde başladığı yazı/yayın serüvenine hep devam etti. İlkin Hatay kültürüne hizmet verdi, sonra ilgi duyduğu her konuya eğildi. Süratli yazar. Sarı defterlerle başlayan yazı hayatı, pek çok sahaya yayıldı. Sılay İ. Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi�ni bitirdikten sonra hekim olarak çıktığı Almanya seferini (ki orada üroloji uzmanı olmuştu) diğer seferler takip etti. �Sefer�leri hiç eksik olmadı, ara da vermedi. Elinizdeki kitap da; seferlerinde, gezip-gördüğü yerlerin bir kısmını, kendi gözüyle ve tesbitleriyle okuyucuya aktarmasıdır. Dolaştığı yerleri kâh hekim, kâh parlamanter, bazen görevli, bazen de baba olarak gezmiştir. Gençlikte uzun zannettiğimiz hayatın ne kadar kısa olduğunu yaşlanınca gördük. Hayatımızda ilâhî neşveyi arayabildik mi? Aradık da bulabildik mi? �Musalla�dan önceki durakları fark edebildik mi? Asrımız sürat asrı. Görüntüler, sesler, yazılı metinler anında bir yerden bir yere ulaşıyor. Para ve servet dünyanın pek çok yerine el değiştirerek varıyor. İktidar, kuvvet, zenginlik tapınılacak güçler oldu. Halkın iradesi deniyor, bireyin iradesinden bahsediliyor. Bunların bir gücü ve realitesi var mı? Baş döndürücü sürat, biz insanlara neler getirdi, nelere mal oldu? Kurtuluş nerelerde arandı? Dinle beraber siyasette mi? İktisat ve kapitalle oluşan güçte mi? Holdingleşen cemaatlerde mi? Huzur ve hakikat nerede aranacak? 1965�li yıllarda Hareket dergisi ve kurucusu etrafında şu niyet, umut ve inançla buluşmuştuk: �...yaşama zevkini bırakıp yaşatma aşkına gönül verecek sabırlı ve azimli, lâkin gösterişsiz ve nümayişsiz çalışan, ruh cephesinin maden işçileri... (bunların) ilk ve esaslı işi insan yetiştirmektir. Hünerleri hep fedakârlık olan bu hizmet ehli gençler, hizmetlerinin mükâfatını da hizmet ettikleri insanlardan beklemeyecekler, sonsuzluğa sundukları eserin sesinin akislerini yine sonsuzluktan dinleyeceklerdir... Ve bunların eseri olan yarınki Türkiye, şu temellerin üzerinde kurulacak: Anadolu�nun toprağından kaynayan bir kan, cemaat için harcanan emek, bin yıllık bir tarih, otoriteli bir devlet ve edebî olduğuna inanmış bir ruh...� Nurettin Topçu hoca �İnsan üç şeyin peşinde olmak için yaratılmıştır: Hakikatin, hayrın, güzelliğin... Kalb üç şeyin mahfazasıdır: Aşkın, ümidin, imanın... Hayatın mânası üç yerde hakkıyla anlaşılır: Aşk ile birleşen ümidde, vecd ile yapılan ibadette, yeri yurdu unutturan seyahatte...� diyor. Mehmet Sılay�ın ümidi, hareketi, seyahatleri, bunların ürünü kitabı, onun hayat yolculuğuna eşlik edecektir. Kırıkhan Müftüsü Mesrur Sılay�ın oğlu doktor Mehmet Sılay, içinde yaşattığı çocukla hep genç kalabilmiştir. Bu kitabın hazırlanmasında yardımını esirgemeyen Muhsin Mete�ye ve tashihleri yapan Suna Demirel�e müteşekkirim. EZEL ERVERDİ

İçindekiler

İçindekiler Suriye/ 9
On Bir Yıl Sonra/ 31
Ürdün/ 46
Irak/ 56
Yine Irak, Gözellerden Üç Güzel/ 73
Kudüs�e Yolculuk/ 112
Mısır/ 130
Tekrar Mısır�ı Ziyaret/ 159
Pakistan/ 179
Kandehar Günlüğü: Hayber Geçidi�nin Ötesi/ 210
Hindistan/ 236
Çeçenya/ 259
Azerbaycan/ 266
Gürcistan/ 299
Hazreti Türkistan/ 307
Rodos Güvercinleri/ 322
Makedonya/ 333
Dubrovnik Defteri/ 338
Bosna-Hersek Günlüğü/ 343
Arnavutluk/ 356
Bratislava/ 364
Endülüs�e Yolculuk/ 367
Roma/ 375
Strasburg/ 380
Paris/ 387
Viyana�da Bir Mustafa/ 390
Vaterlo�da Brüksel Lahanası/ 400
Moskova�da Regaip/ 409
Vikinglerin Diyarında/ 414
Ve Amerika/ 418
İstanbul�dan Houstan�a/ 430

Sayfa Sayısı: 453

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:22 AM
Ağda Zamanı İnci Aral ilk öyküleri 1977 yılında dergilerde yayımlanmaya başladığında, dil duyarlığı, gözlem gücü ve atmosfer kurma yeteneğiyle okuyucuların ve edebiyat çevrelerinin dikkatini çekti.
Anlattıkları, kadın olma durumunun göze pek çarpmayan ayrıntılarıydı. Yazar kadınları sevgi yükleri ve zayıflıklarıyla ele alırken toplumun kural, gelenek ve bakış açılarını yargılıyor, kimi zaman kadının kadına ettiği eziyeti göz önüne koymaktan da çekinmiyordu. İnci Aral Ağda Zamanı adıyla yayımlanan ilk kitabında topladığı bu öykülerle 1980 Akademi Kitapevi Öykü Başarı Ödülü'nü aldı ve Ağda Zamanı şiiri öyküde dengelemeyi bilen, küçük ayrıntıları büyük bir başarıyla kullanan yeni bir öykücüyü edebiyatımıza kazandırmış oldu.
Günümüzün usta öykücü ve romancısı İnci Aral'ın dünden bugüne eskimeden, bir kaç kuşaktır okunmasının nedenini anlamak isteyenlerle hâlâ okumamış olanlar için...

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:22 AM
Kelleci Memet Kelleci Memet’te, Kemal Tahir, 1940’larda Çankırı Cezaevi’nde tutuklu bulunan, ağasını ‘yanlışlıkla’ vurmuş, on beşindeki Kelleci Memet’in hikayesini anlatır.
Memet’in hikayesinin ardında, bu büyük dil ustasının kaleminin anlattığı hep aynı insandır: Cinci Nezir’iyle, Şeker Emin’iyle, Terzi Bekir’iyle tüm bir ezilmiş, yok sayılmış, eğitilmemiş; hem kurnaz ve masum, üstelik alabildiğine şenlikli insanımız…
Kemal Tahir, ‘bu toprakları’ ve ‘insanı’ anlatmaya devam ediyor; ‘kendini’
tanımak isteyenlere…

“Kemal Tahir, halkın yararına bir tarih ve kültür yorumunun ilk örneklerini, çoğunluğun bir büyük suskunluk içinde olduğu, anlayıp göremediği yıllarda cesaretle söylemiştir…”
İsmail Cem

Sayfa Sayısı: 336

http://img210.imageshack.us/img210/3889/avatarz1160269637i2787tkm6.jpg

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:22 AM
Hayaletin Çırağı Thomas Ward, yedinci oğulun yedinci oğlu ve Hayalete çırak olarak verildi. İş ürkütücü ve zor. Hayalet mesafeli ve birçok çırak, onun gözünde başarısızlığa uğradı. Thomas'ın bir şekilde ruh çıkarmayı, cadıları denetim altında tutmayı ve hortlakları yakalamayı öğrenmesi gerekiyor. Ama oyuna getirilip civadaki en şeytani cadının serbest kalmasına neden olduğunda, dehşet başlıyor...

Sayfa sayısı: 231

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:22 AM
Bildirge Benim adım Anna ve burada olmamalıyım. Var olmamalıyım. Ama varım. Burada olmam benim hatam değil. Doğmayı ben istemedim. Ama bunun, içinde bulunduğum duruma hiçbir yararı yok. Neyse ki beni erkenden yakaladılar; böylesi daha iyi... En azından Bayan Pincent öyle söylüyor.
Dokunaklı ve düşündürücü bir kara ütopya. Margeret Artwood'un Damızlık Kızın Öyküsü'ndeki kadar güçlü bir önseziye sahip bu sürükleyici bir roman, dünyaya bakışınızı değiştirecek ender kitaplardan biri.

Publishing News

Çevresel korkularımızla ve genç kalma takıntımızla oynayan insanı sonun gelmez bir düşünme sürecine sevk eden, iyi kurgulanmış bir roman.

Sunday Telegraph

Gemma Malley, Bildirge ile dikkatlari çekmiş, yazarlığını kanıtlamıştır. Malley'in çarpıcı romanı, bizi, zengin ve nüfuzlu olanalrın bile kısıtlı koşullar altında yaşadığı ileri bir zamana götürüyor.

Glasgow Herald

Sayfa sayısı: 309

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:23 AM
Büyük Rüya Tabirleri Rüya, hayat kadar gerçek olmasa da "hayatımızın bir gerçeğidir. Rüya geçmişten, günümüzden ve gelecekten parıltılar taşır.
Peygamber Efendimiz (a.s.m.) rüyayı, "Peygamberliğin 46 parçasından bir parçadır." diye tanımlar.
Hemen her gün gördüğümüz rüyaların mahiyeti, tabir edilmesi, yorumlanması ancak ehil olanların yapabileceği mühim bir iştir.
İşte geniş açıklamalarla özenle hazırlanan "Büyük Rüya Tabirleri" isimli eser rüyalarınızın mesajını anlamak için önemli bir kılavuz vazifesi görecek.
Her sabah uyandığımızda bizi kirni zaman üzen kimi zaman sevindiren rüyalar, doğru bir şekilde yorumlanmazsa hiçbir anlam ifade etmez.
Rüyalann doğru ve sağlıklı bir şekilde yorumlanması uyanıklık kadar uykumuzun da hayatımıza hizmet ettiğini gösterir.
Doğru yorumlar, bizi boş yere üzülmekten kurtarır. Kötü rüya gördüğümüzde nasıl davranacağımızı öğretir, iyi rüyadan nasıl yararlanacağımızın kapılarını aralar.
"Büyük Rüya Tabirleri" rüyalarınız konusunda en büyük yardımcınız olacak önemli bir kaynak eserdir.


Sayfa Sayısı : 543

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:23 AM
Kalbimin Çiçeği Cennetin Müjdesi

Çocuklar bildikleri ve anladıkları şeyleri severler ve anlamını ve sebebini bildikleri şeyleri severek yapabilirler.
Din eğitiminde de namaz'ın önemini anlatabilmek için onların seveceği şekilde hazırlanmış yardımcı eserlere ihtiyaç duyulur.
Melek Çe'nin kaleme aldığı Kalbimin Çiçeği Cennetin Müjdesi-Çocuk ve Namaz kitabı da bu konuda anne-babaların namaz konusunda birinci yardımcıları olacaktır.
Renkli resimli sayfaları, cicili bicili hazırlanmış simli kapağı ve anlaşılır akıcı üslubu ile çocuklara namazın dinimizin direği olduğunu öğretecek bir kitap...
Namazı öğrenerek aynı zamanda sevecekleri bu kitap çocuklarınıza hem arkadaş hem de bir rehber olacaktır.


Sayfa Sayısı : 124

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:23 AM
Fotoğraf Üzerine


“Herhangi bir insanın vahşetin en amansız boyutlarını gösteren fotoğraflarla ilk defa karşılaşması, bir tür ifşadır, prototipik açıdan da modern ifşadır. Benim kendi payıma bu ifşayı yaşadığım an, Temmuz 1945’te Santa Monica’daki bir kitapçıda tesadüfen gördüğüm Bergen-Belsen ve Dachau fotoğraflarıydı. O güne değin -fotoğraflarda ya da gerçek hayatta- görmüş olduğum hiçbir şey, içimi bu denli keskince, derinden ve anında deşmemişti. Gerçekten de, tam olarak ne hakkında olduklarını kavramam yılları alsa bile, hayatımı o fotoğrafları gördüğümden önceki dönemim (o zaman henüz on iki yaşındaydım) ile sonraki dönemim olarak ikiye ayırdığımı söylersem abartıya kaçmış olmam. Onları görmem neye yaramıştı? Kaldı ki, fotoğraftan başka bir şey değildi onlar –o güne değin hemen hiç haberim olmamış ve etkilemek için de hiçbir şey yapamayacağım bir olayın, hemen hiç tasavvur edemeyeceğim ve dindirmek için de elimden en ufak bir şey gelmeyecek olan bir ıstırabın fotoğrafları. Fakat o fotoğraflara baktığımda içimde bir şey kırılmıştı. Bir sınıra dayanmıştım ve bu salt dehşetin sınırı değildi; tesellisi mümkün olmayan bir kedere düşmüş, yaralanmıştım, ama duygularımın bir kısmının katılaşmaya başladığını da hissetmiyor değildim; içimde bir şey ölürken, bir şey de hâlâ feryat edip duruyordu.”

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:24 AM
Doğan Kardeş Sayı 8/Her Yaştan Gençler İçin Aylık Çizgi Roman Dergisi Doğan Kardeş’in sekizinci sayısından merhaba.
Yaz tatilinin yavaş yavaş sona ermesiyle birlikte,
dergide de bir hareketlilik başladı. Eylül sayımızda yeni
bir maceraya başlıyoruz. Huppen ve Greg’in yarattığı
kahramanlar Komançi ile Red Dust’ın 6 6 6 Çiftliği’nde
başlarından geçenler, bu aydan itibaren Komançi dizisiyle
sayfalarımızdaki yerini alacak. Ayrıca bu sayıda veda
ettiğimiz üç de macera var: Gecelerin Efendisi, Albatros
ve Kutsayıcı Güneş. Önümüzdeki sayıda, biri Kırmızı Kuşak
bölümünde olmak üzere yine iki yeni çizgi dizi karşınızda
olacak. Keyifli okumalar!


Okurlardan:

“Konsept olarak, içerik olarak, baskı kalitesi olarak dört dörtlük bir dergi olmuş.”
Salih Cem Bekiroğlu

“Yeni Doğan Kardeş’i ilk sayıdan beri heyecanla takip ediyorum. Tasarımı ve baskı kalitesiyle de harika olmuş.”
Gamze İnsel

“Merhabalar! Yeni Doğan Kardeş dergisini elimde tutuyorum. Sizleri can-ı gönülden tebrik ediyorum! Bir çizgi roman sever olarak çabanızı çok takdir ediyorum ve bu derginin, en az öncülü kadar uzun ömürlü olmasını ümit ediyorum.”
M. Korkut Öztekin

“Doğan Kardeş dergisini dün aldım ve çok beğendim. YKY olarak böyle bir girişiminiz olması biz çizgi roman severleri çok sevindirdi.”
Caner Keler

“Doğan Kardeş’in uzun soluklu olmasını dilerim…”
Serdar Kökçeoğlu
Beyazperde.com Haber Müdürü

“...her yaştan gençler kategorisinden bir okurunuz olarak doğrudan konuya gireceğim: Yeni Doğan Kardeş için teşekkürler... dergi aylık değil, haftalık olsun...”
Bülent Şentay

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:27 AM
Fark Etmeden Diyet'le Kalıcı Kilo Verme
Gelin sizi zayıflatalım. Üstelik aç bırakmadan, sağlıklı ve bilimsel yöntemlerle! Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez’in yeni çalışması Fark Etmeden Diyet’le Kalıcı Kilo Verme zorlanmadan zayıflamanın formüllerini sizlerle paylaşıyor. Bunu yaparken kilo yönetimini kolaylaştıracak bilgileri de sizlere sunuyor.

Pozitif ruh hali sağlayan yiyecekler... Düşük kalorili, kilo verdiren salatalar... Daha zeki olmak istiyorsanız yemeniz gerekenler... Sindirim güçlüğü formülleri... Mutluluk verici tarifleri... Detoks ayranı... Light ürünler ve kilo yönetimi... Çorbalar... Yorgunluktan ya da öfkeli bir ruh halinden şikayetçiyseniz yapmanız gerekenler... Fark Etmeden Diyet’in sürpriz, favori besinleri...

Fark Etmeden Diyet’le Kalıcı Kilo Verme, aç kalmaktan ve mucize beklemekten yorulanlar için anlaşılır bilgilerin yanı sıra, uygulaması kolay tarifler de içeriyor. Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez ve ekibi, kilo yönetimi konusunda merak edilenleri ve yanlış bilinenleri bu kitapla ortaya koyuyor ve damak tadımıza hitap eden öneriler sunuyor.

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:28 AM
Peygamberlerden Altın Öğütler Kutsal kitapların ruhu...
Hayatın hakkını vererek yaşama sanatını öğreten en güzel öğütler...
Dinler, elçiler, ilahi kaynaklar ve bu kaynakların beslendiği tek kaynak...
Hepsi Peygamberlerden Altın Öğütler'de...
Peygamberler, taşıdıkları ilahi mesajlar ve örnek yaşantılarıyla tüm insanlığa sevgi, barış, güzel ahlak ve iyiliği tavsiye edip öğütler verirler...
Dinler ise evrensel mesajlarıyla insanlığı ortak bir değer altında toplar, güzel yaşama sanatını öğreten yollar gösterir...
Hayatı değerli kılan onu nasıl yaşadığımızdır... Bu nasılın içini ise sahip olduğumuz maddi değerler değil, manevi değerler doldurur.
Hayata ışık tutan ve yol gösteren öğütlerden oluşan elimizdeki bu eser, sizi tüm zamanları ve insanları kucaklayan peygamberlere yaklaştıracak

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:28 AM
Teksas'tan Hakikate Yolculuk Teksas'ta bir çiftlikte dünyaya gelen ve Hıristiyan öğreti üzerine yetiştirilen Najla Tammy İlhan; çocukluğunu, gençliğini, hayatına hakim olan imani sorgulamaları ve İslam'ı keşif sürecinde yaşadığı olayları; duru ve samimi bir üslupla paylaşıyor okurlarıyla…

Etnik ve dini açıdan çeşitli bir geçmişten gelen Najla Tammy İlhan Teksas'ta bir kasabada doğdu ve büyüdü. Hıristiyan öğreti üzerine yetiştirilen yazarın çocukluğu gençliği ve gençliği büyük ölçüde hayatına hakim olan imani sorgulamalarla geçer. Mensup olduğu dine dair ilk sorgulaması kilisede, Pazar ayinlerinde kadınların makyaj yapmasının yasaklanmasıyla başlar. "İlk zamanlarda kilise böyle uygun gördüyse doğrusu da budur" şeklindeki kabullenmesi zaman içinde "madem doğrusu böyleydi neden başlangıçta izin verilmişti" şeklinde bir sorgulamaya dönüştü. İlk soru işareti lise yıllarında böylelikle meydana çıkarken üniversiteye geldiğinde içindeki merak ve sorgulama had safhaya ulaşmıştır. Çevresindeki farklı birçok mezhebe ve gruba bağlı kiliselere devam eden, onları inceleyen yazar bir türlü aradığı huzuru ve yaşam tarzını bu alternatiflerde bulamaz. Ta ki bir gün arkadaş çevresinden tanışacağı bir Türk onu İslam'la tanıştırana kadar…

Düzenlenen bir kano gezisinde yakınlaşan iki gencin birbirlerine hayatlarını ve inançlarını açmalarıyla başlayan dostlukları zaman içerisinde bambaşka yerlere taşır onları. Türk dostu Murat'ın nezaketine ve güzel ahlakına hayran olan yazar, onun mensup olduğu dini araştırır ve böylelikle İslam'la tanışır.

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:28 AM
Siyasetin Sosyolojisi İktidar, meşruluk, siyasal sistem nedir?
Toplum seçkinlerinin iktidarı mı, otoritesi mi var?
Siyasette dost-düşman ayırımı ne anlama geliyor?
Kültür siyaseti belirler mi?
Demokratik meşruluk modern devletin olmazsa olmaz niteliği midir? Machiavelli'den Althusser'e, Gramsci'den Foucault'ya, Marx'tan Weber'e, Habermas'tan Nietzsche'ye kadar uzanan kavramların serüveni... Aydınlanma felsefesi ile modernitenin hikâyesi. Bir muhalif akım olarak postmodernizm ve kimlik politikaları...
Kitap Siyaset Sosyolojisi dersini veren birçok akademide ders kitabı olarak okutuldu ve gerek öğrencilerden gerekse öğretmenlerden tam not aldı.
Akademik çevrenin yanı sıra kitap, siyaset ile sosyolojiyi ve aralarındaki çetrefil ilişkiyi merak edenler tarafından da ilgiyle karşılandı.
Günümüz siyasetini anlamamız, yaşadığımız siyasi olaylara anlam verebilmemiz için bir anahtar. Her gün sokakta, işyerinde, evimizde duyduğumuz siyaset kavramlarına berraklık kazandıran bir çalışma

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:28 AM
Ramazanda Sağlıklı ve İnce Kalın Dr. Ender Saraç, ramazanda da sağlıklı ve ince kalmanın sırlarını bu kitapta okurlarıyla paylaşıyor. Ramazanda çoğu kişi kilo vereceğini sanır. Aksine bilinçli beslenemezse kilo aldığını ve yağlandığını görür. Asıl amacımız ramazanda hücrelerimizi ve bir bütün olarak bedenimizi sağlıklı tutmak olmalıdır. Kilo kontrolünde esas öz iradenin kuvvetlendirilmesidir.
Ramazan çok özel bir arınma dönemidir. Bu dönemde nefsimizi ve irademizi kuvvetlendirmemiz önemlidir.
Kitaptan

Midesi hassas olanlar bu önerilere dikkat!
- Bol bol ılık su için.
- Bolca nane, meyankökü, rezene, sarı kantaron çayı için.
- Yemeklerde az miktarda dereotu, nane, tarçın tüketin.
- Zeytinyağını ön plana çıkartın.
- Komposto özellikle de elma kompostosu midenin dostudur.
- Beyaz şeker yerine esmer şeker veya kaya şekeri kullanın.

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:28 AM
Mahalle Baskısı Mahalle Baskısı" Prof. Dr. Şerif Mardin'in Tezlerinden Harketle Türkiye'de İslam, Cumhuriyet, Laiklik ve Demokrasi “ 'Mahalle baskısı' bilinmeyen ve sosyal bilimce ifade edilmesi çok zor olan bir havadır. Bu havanın AKP'den bağımsız olarak Türkiye'de yaşadığına inanıyorum. Dolayısıyla bu havanın gelişmesine müsait şartlar oluşursa o zaman AKP de bu havaya boyun eğmek zorunda kalacaktır.”
- Prof. Şerif Mardin

Mahalle Baskısı, Türkiye'nin fazlasıyla ihtiyaç duyduğu kesin olan bu tartışmayı mümkün olduğunca serin kanlı ve verimli bir şekilde südürmeye katkıda bulunmak için hazırlandı.”
- Ruşen Çakır

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:29 AM
Kapana Sıkışanlara


Tarhan Erdem, KONDA'nın 2006 yılı sonbaharında gerçekleştirdiği ve "Biz Kimiz?" bşlığıyla Milliyet Gazetesinde yayımlanan araştırmadan varılan sonuşlar üzerinden elde edilmiş sonuçları, yine geçen ilkbaharda gerçekleştirilen ikinci "Biz Kimiz?" araştırmasının bulgularıyla karşılaştırarak bizlere Türkiye'yle ve Kürtelerle ilgili geniş bir rapor analizi sunuyor. Tarhan Erdem yazılarında Türkiye Kürtlerinin bazı özelliklerini gösteren araştırma sayıları vererek, konuyu daha rahat tanımlayıp anlaşılmasında yardımcı oluyor.Anlayışımızın değişimini zamana bırakmamalıyız, çünkü önümüzde uzun yıllar yoktur; süremizin kısalığı her şeyden önemlidir.
"Kısa sürede, halka açık açık anlatarak Kürt sorununun temel değişikliklerle çözmeliyiz. Sorun sanıldığı ve gösterildiği kadar zor da değildir.
Önce kendimize ve sonra da halkımıza inanarak projelerimizi açıkça söylemeli ve uygulamaya koymalıyız.”
- Tarhan Erdem

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:29 AM
Devlet ve Kürtler


Kürt Sorunu tartışması devam ediyor....Prof. Dr. Metin Heper'in daha önce İngilizcede yayımlanan önemli araştırması şimdi Türkçede. Devlet ve Kürtler, Türkiye'de devlet-Kürt ilişkilerinin mevcut kuramsal model açısından mı yoksa alternatif kuramsal model açısından mı incelendiğine bağlı olarak, değişen üç yaklaşımın varlığını belirleyerek, başka önemli yaklaşım önerileri sunuyor.

Heper, kitapta alternatif kuramsal modelden yola çıkılarak şu genel sorulara yanıt arıyor;
- Türkiye'de devlet farklı dönemlerde Kürtleri nasıl algılamıştır; neden böyle algılamıştır?
- Devlet bazı dönemlerde Kürt vatandaşlarından ne gibi tehditler gelebileceğini düşünmüştür?
- Devlet kendisini tehdit altında gördüğünde ne tür etnik anlaşmazlıkları çözme stratejileri benimsemiştir?

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:29 AM
Karanlıktaki Adam


Uçsuz bucaksız Amerika kırsalının bir beyaz gecesinde daha, dünyayı kafamın içinde döndürerek yeni bir uykusuzluk nöbetiyle boğuşurken karanlıkta tek başınayım...

72 yaşındaki eski kitap eleştirmeni August Brill, geçirdiği bir araba kazasından sonra kızı ve torunuyla birlikte oturmaktadır. Uykusuz bir gecede, anımsamak istemediği düşünceler ve olayları, karısının ölümünü, torununun erkek arkadaşının Irak'ta vahşice öldürülüşünü kafasından kovmak için, kendi kendine öyküler anlatır. ABD'nin Irak'la değil de, kendi kendisiyle savaşta olduğu bir öykü kurar. Bu hayali ABD'de, ülke kanlı bir iç savaşa sürüklenmiştir. Gece ilerledikçe, Brill'in öyküsü gittikçe yoğunlaşacak, unutmak istedikleri bir bir geri gelecektir...

Amerikan edebiyatının son döneminin en saygın birkaç yazarından biri olan Paul Auster, tüm dünyayla aynı günlerde yayınladığımız yeni romanı Karanlıktaki Adam'da, belki de bugüne kadarki en politik yapıtını sunuyor okurlara

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:30 AM
Kıran Resimleri Kıran Resimleri'ni okumaya başladım ve daha ilk bölümde çarpıldım. Aynı acılarla ağlayıp aynı sevinçlerle gülen insanların sadece bir günde can düşmanı kesilip birbirlerini boğazlayışlarının, gerçeküstü, inanılmaz ve vahşi öyküleriydi anlatılanlar. İnci Aral, kanlı Kahramanmaraş olaylarından insan manzaraları çıkarıyordu. Bu bir 'katliam kroniki' idi.
ONAT KUTLAR

Kıran resimleri, yalnız Türkiye resimleri değil; Asya, Afrika ve Latin Amerika manzaraları bunlar. Afganistan'da, Lübnan'da, Habeşistan, Salvador ya da Kamboçya'da kıvırcık saçlı, beyaz ya da badem gözlü kadınlar hep aynı kıran manzaraları içinde. Kıran Resimleri'nde kanımca bir "Maraş Olayı" değil, bir kadın olayı vardır. Maraş katliamı görüntüleri içinde, insanlığın gündeminde daha çok uzun zaman kalacak olan evrensel bir sorun, kadın sorunu işlenmiştir.
DERVİŞ POLATEL

Kıran resimleri'nde, İnci Aral'ın bir yazar olarak gösterdiği yürekliliği kutlamak isterim. Duygu sömürücülüğüne ve slogancılığa kapılmadan, giriştiği işin büyüklüğü altında ezilmeden, korkmadan adeta bir destan çıkarmış ortaya.
ERHAN BENER

Sayfa Sayısı: 102

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:30 AM
Bütün Din ve Kültürlerde Kıyamet


..Ve, son yüz yılda dünyada yaşanan bütün gelişmeler gösteriyor ki kıyamet saati artık evren için çok uzak değil...

Bütün Din ve Kültürlerde; Kıyamet Saati, İslamiyet, Hristiyanlık, Yahudilik gibi ilahi dinlerin kıyamet olgusuna bakışını incelediği gibi Budizm, Hinduizm, Şamanizm gibi farklı inanç sistemlerinin de, evrenin bir anda yok olması olgusuna yaklaşımlarını gözler önüne seriyor. Aynı zamanda Nostradamus ve Aziz Maliki gibi ön görü hiplerinin kıyamet ile ilgili tahminlerini de ortaya koyuyor.

Kutsal kitaplarda verilen bilgilerin en önemlisi evrenin başlangıçının ve bir sonunun olduğu gerçeğidir. Çünkü tüm insanlar ve diğer canlılar gibi evrenin de bir ölümü var. Milyarlarca senedir işleyen kusursuz düzen bir yaratıcının eseri ve bu düzen O'nun emriyle ve O'nun belirlediği bir zamanda son bulacak;

'Saatin (kıyametin) ne zaman demir atacağını (gerçekleşeceğini) sorarlar.' (Kur'an- Kerim - Araf Suresi, 187)

'O gün rab bir ve ismi de bir olacak.' (Tevrat - Zekeriya, 14;9)

'O günlerin bunalımından hemen sonra, güneş kararacak, ay ışığını vermeyecek, yıldızlar gökten düşecekler ve göklerin kudreti sarsılacaktır.' (İncil - Matta 24;29)

Bütün Din ve Kültürlerde; Kıyamet Saati dünya dinlerinde ve kültürlerinde kıyamet kavramını okuyucuya toplu olarak sunarken bir baş ucu kitabı olma özelliği taşıyor.

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:30 AM
Yazar Ne Yazar


Bu kitapta adı geçen kişilerden hiçbiri müthiş maceralar yaşadığı ya da çok cesur olduğu için ünlü olmadı. Hiçbiri ülkeleri yönetmedi, bir şeyler icat etmedi ya da savaşlar kazanmadı. Ama yine de en az bütün bu işleri yapan insanlar kadar ünlü ve önemli oldular.
Neden mi? Çünkü onlar insanlara etki eden konuları benzersiz şekilde ifade etmeyi başardılar. Sen de bu kitabı okuyup yazar olmanın püf noktalarını öğrenebilirsin.

“Ünlü birkaç yazar hakkında şunları duymuşsunuzdur;
- William Shakespeare ve onun popüler oyunlarını,
- Charles Dickens ve onun unutulmaz romanlarını,
- Jane Austen ve onun sevda öykülerini…
Fakat bunları hiç duydunuz mu?
- Charles Dickens'ın elbiselerini hayranalarının parçaladığını,
- Bronte'lerin ilk eserlerini erkek isimleriyle yayınladıklarını,
Evet, kimi yazarlar öldükten sonra bile bizlere hayatlarına dair keşfedilmeyi bekleyen pek çok sürpriz bırakırlar.
Elinizde tuttuğunuz bu kitap ile yazarların gizli günlüklerinden onların yaşamlarını okuyabilir, “İyi Günler!” dergisi aracılığıyla on dokuzuncu yüzyıla ait son dedikodulardan haberdar olabilir ve eserleriyle tüm dünyayı sarsan yazarlarla ilgili daha pek çok şeyi bu sayfalarda bulabilirsiniz.”
Bu kitap, ÇOK KOMİK, ÇOK SÜRÜKLEYİCİ, ÇOK ÜNLÜ

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:30 AM
Beslenme ve Diyetetik


Elinizdeki kitapta, kadın erkek her yaş grubu için ideal beslenme ve diyet önerilerinin yanı sıra hamilelik, ergenlik, yaşlılık gibi belirgin dönemlerde yapılması gerekenler hakkında en doğru bilgiler yer almaktadır.

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:30 AM
Parapsikoloji


PARAPSİKOLOJİ HAKKINDA BİLMENİZ GEREKEN HER ŞEYİ BU KİTAPTA ÖĞRENECEKSİNİZ.
DOĞADIŞI OLAYLAR, TELEPATİ, GELECEĞİ GÖREBİLME VS. BENZERİ OLAYLARA İLGİ DUYANLARIN KAÇIRMAMASI GEREKEN BİR KİTAP.
POZİTİF BİLİMLE AÇIKLANAMAYAN BAZI OLAYLARIN PARAPSİKOLOJİ İLE NASIL AÇIKLANDIĞINI ŞAŞKINLIKLA OKUYACAKSINIZ.
Bu kitapta hem insanlığın tarihi kadar eski, hem de devrim olarak nitelendirilebilecek yepyeni bir konu ele alınıyor: Telepati, geleceği görebilmek ve benzeri olayları çatısı altında toplayan PARAPSİKOLOJİ…
Ortaçağ'da Engizisyon tarafından araştırılmaları yasaklanarak şeytani bir içeriğe sahip olduğu öne sürülen doğadışı olaylar, Aydınlanma çağında da nesnel bulunmayarak bir kenara itilmişti. Oysa insanlık tarihiyle başlayan araştırma tutkusu, bizleri yeniden bu konuya eğilmeye zorlamaktadır. Hiçbir pozitif bilimle açıklanamayan bu olguların varlığını reddetmek imkansızdır; o halde bunların varlığını reddetmek yerine niteliklerini anlamaya çalışmak en doğru seçim olacaktır.
Uzakdoğu'ya, Pasifik ülkelerine ve Hindistan'a yapılan uzun gezilerin, araştırma ve incelemelerin gerçekçi sonuçlarından oluşan Werner Keller'in “Parapsikoloji: İnsanlar ve Mucizeler”i, konuyu soluk kesici ve heyecan dolu örneklerle temeline inerek anlatıyor.
İlgi çekici, etkileyici olaylar dizisi ile şaşırtıcı bir kitap

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:31 AM
Günde On Dakika İle Almanca


Bir dostunuz, bir akrabanız Almanya'ya göç etti, tatildeyken bir Alman'la tanıştınız, çocuğunuz Alman Lisesi'nde okumak istedi, aynı işi yaptığınız bir arkadaşınız Almanca bildiği için Avrupa Birliği'nden iş desteği aldı… Almanca ile ne çok karşılaştığınızı ve bu dile ne çok sırt çevirdiğinizi düşünün.

Zaten öğrenilmesi zor bir dil, zaten hiç zamanım yok, zaten benim çok da işime yaramaz… Artık bunları mazeret olarak kullanamayacaksınız.

Günde 10 Dakika İle Almanca Türkiye'de yaşayan ve Türkçe bilen herkesin Almancaya adım atmasını sağlamak için hazırlandı. Öğrenmeyi kolaylaştıracak bulmacalar ve alıştırmalarla renklendirildi.

Unutmayın, kimse sizden Kafka'yı çevirmenizi beklemiyor. Almancayı iş ve sosyal yaşamınızda işlevsel olarak kullanabilecek kadar öğrenmek hiç de zor değil…

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:31 AM
Kül Kalesi ( Siciller )


Dört yüzyıllık Osmanlı mahkeme sicillerinin ortaya çıkarılması romanın kahramanı Baba'nın yaşamını derinden etkiler. "Osmanlı devrinde Balkanlar'da yaşayan ulusların zorunlu olmayan vasiyetnameleri" olan bu siciller Balkan halklarının kimlik belgeleridir.
“Siciller biziz, oğlum; biz hepimiz. Biz lanetli Balkanlılar. Karışmış, ama bir potada eriyememişler. Göç etmişler, ama yurt tutamamışlar. Din değiştirmiş, ama yeni dinlerini tamamen benimseyememişler. Köklerinden edilmişler, ama köklerinden tamamen kopamamışlar. Sınırlarla bölünmüşler, ama sınırlara sığamamışlar... Bu siciller olmadan, tarihimiz tam değildir. Bunların elimizde bulunmaması, yüzyılların eksik olması demektir. Geçmişsiz, en azından da şimdisiz, gelecek yoktur, oğlum. Bu gerçeğin en iyi tanıkları sicillerdir. Her Balkan ulusunun kimliği büyük bir muamma olarak kalmaktadır. Siciller, Balkan uluslarının, aralarında ne kadar karışmış olduklarına tanıklık etmektedir.”

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 04:31 AM
Tuna Boyunca


Tuna nerede başlar nerede biter? Sadece Almanya'nın saklı bir köşesinde doğup Karadeniz'e dökülen bir nehir midir yoksa Avrupa'yı bir baştan bir başa geçen ve her geçtiği ülkeye damgasını vuran o nehir kısacık adında bütün Avrupa'nın tarihini mi barındırır? Tuna kadar söylencelere konu olan, yazarları ve şairleri etkileyen, ülkelerin tarihinin bir parçası olan başka bir nehir var mıdır?
Claudio Magris bu kapsamlı araştırmasında Tuna'nın kaynağından başlayarak bu efsane nehri ve içinden geçtiği ülkeleri her yönüyle ve entelektüel bir bakış açısıyla, geniş açılı bir perspektifle inceliyor.
“Osmanlı hâkimiyetinin son döneminde Ruse, Romanya'da, özellikle Bükreş'de ve Braila'da organize olan vatanseverlerin ve devrimcilerin nehirden gelip karaya çıktığı noktaydı. Tuna'ya bakan Baba Tonka Müzesi'nde Mithat Paşa'nın portresi de var; fesli, koyu renk kruvaze bir takım elbise giymiş ve Cavour'unkine benzer gözlük takmış. Parlak dehalı bir adammış, kendini imkânsız bir durumun içinde bulmuş. Osmanlı rejiminin çöküşünü, hatta adaletsizliklerini görmüş, aydın reformlar gerçekleştirmek ve ülkenin modernizasyonu için uğraşmış, ama Türk hâkimiyetini savunma konusunda da kararlıymış…”

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 09:49 AM
Atatürk'ün Gizlenen Bursa Nutku


Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır. Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek ama hiçbir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek” Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haklı ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.” İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!
"Tarihte bu sözleri söyleyebilen bir başka devrimci çıkmış mıdır? Başında bulunduğu devletin bile 'zaaf' içinde olabileceğini düşünen, geleceğin siyasal iktidarlarından kuşkulanabilen, ama gençliğe böylesine 'sınırsız' bir güven besleyen, böylesine 'çek' veren, gençliği böylesine 'son çare' olarak gören bir devrimci yoktur! Ve Atatürk, hem gelecek iktidarlar hem de gençlik konusunda yanılmamıştır."
-Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı
“Türk Tarih Kurumu Yönetim Kurulu'nun 24 Ekim 1966 tarihli toplantısında Bornova Asliye Hukuk Hakimliği'nin 27/9/1966 tarih ve 1966/338 sayılı yazısı ve bu yazıya ekli Atatürk'ün Bursa Nutku ile ilgili sözlerin üzerine gerekli incelemeler yapılmıştır. Bu incelemeler sonunda bu sözlerin Atatürk'ün 1933 Şubat'ında Bursa'da yaptığı konuşmadan mealen alınmak suretiyle çeşitli tarihlerde basılmış olduğu kanaatine oybirliğiyle varılmıştır.”

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 09:50 AM
Bir İlişki 50 Günde Nasıl Kurtulur? Roman tadında bir anlatı…

Ebru Tuay Üzümcü, Bir İlişki 50 Günde Nasıl Kurtulur? ’da, neredeyse bitmiş bir ilişkinin bir evlilik danışmanının yardımıyla onarılış öyküsünü anlatıyor.

Roman tadındaki bu kitap bize, birlikte yaşayan kişilerin yaşama farklı bakmayı, birbirlerinin duygularını anlamayı nasıl öğrenebileceklerini, hem kendisi, hem eş hem de anne ya da baba olmanın nasıl başarılabileceğini gösteriyor.

Mutlu bir aile şans eseri değil, bilinçli çabanın eseridir.



EBRU TUAY ÜZÜMCÜ 1973'te doğdu. Erenköy İlkokulu ve Cağaloğlu Anadolu Lisesi'ndeki eğitiminin ardından Marmara Üniversitesi'nde Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık okudu. Ardından üç yıl süreyle Doğan Cüceloğlu'nun kişisel asistanlığını yaptı. 'İnsan İnsana' adlı şirketin kurucularından oldu ve iletişim, etkili yaşam, takım çalışması gibi konularda ülke çapında seminerler verdi. Cüceloğlu'nun bursuyla ABD'de Kaliforniya eyalet üniversitesi Fullerton'da aile ve evlilik terapileri konusunda lisansüstü eğitimini tamamladı ve programı birincilikle bitirdi. Yine Kaliforniya'da şiddete maruz kalmış kadın ve çocuklarla çalıştı ve aile içi şiddet konusunda uzmanlık eğitimi aldı.2001 yılında Türkiye'ye döndü. Uluslararası bir okulda danışman ve kendi ofisinde terapist olarak çalıştı. Çeşitli yayın organlarında yayınlanmış makaleleri ve söyleşileri de bulunan Üzümcü, halen Su-Med'de ve ICC'de (International Children Center) çalışmalarını sürdürmekte, ayrıca çeşitli sivil toplum örgütlerinde de gönüllü çalışmalara katılmaktadır. İngilizce, Almanca, İspanyolca bilen Ebru Üzümcü, aktör Levent Üzümcü ile evli ve iki çocuk annesidir.

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 09:50 AM
3 Saniyede Karşınızdaki İnsanı Nasıl Anlarsınız? Bir ortama girdiğinizde; insanların zihnini okumak istemez misiniz? Sizden gerçekten hoşlandılar mı? Size söyledikleri doğru mu?

'İnsanlar beden hareketleri tipik olarak bilinçaltı tarafından kontrol edildiğinden, izlediğiniz kişi gönderdiği mesajın farkında olmayabilir; hatta bilinç seviyesinde o mesajı gönderdiğini kabul etmeyebilir de! Genel olarak iletişimde bu kadar sorun yaşanmasının nedenlerinden biri de budur; insanların otomatik pilota bağlı halde yaşıyor olması...'

Bu kitapla, hayatınızın her alanındaki iletişimle ilgili sorunlarınızı çözebileceksiniz...

Bilhassa hayatını iletişim kurarak kazananlara sözsüz iletişimin gücünü keşfetmelerini şiddetle öneririz

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 09:50 AM
Kadından Kentler Kadından Kentler, Murathan Mungan’ın 16 kentte geçen 16 hikâyeden oluşan yeni kitabı. Kadından Kentler,

10 Nisan’da kitapçılarda olacak…

YAZAR HAKKINDA

İstanbul doğumlu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü'nü bitirdi. İlkin çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları ve şiirleriyle görünen yazarın ilk kitabı 1980'de yayımlanan Mahmud ile Yezida'dır. Daha çok şiirleri, hikâyeleri, roman ve oyunlarıyla tanınan Murathan Mungan aynı zamanda radyo oyunu, film senaryosu ve şarkı sözü yazdı.2007 yılını çok verimli geçiren yazar farklı türlerde beş kitap yayımladı: Kullanılmış Biletler (sinema yazıları) , Kâğıt Taş Kumaş (oyun) , Büyümenin Türkçe Tarihi (öykü seçkisi) , Yedi Kapılı Kırk Oda (hikâye) ve Dağ (şiir) .

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 09:50 AM
Ah vre Sevda! Osman Necmi Gürmen, Osmanlı’nın çöküşünü ele aldığı Râna ile, Barbaros’ların, Turgut Reis’lerin Akdeniz’ini anlattığı Mühtedi’den sonra, bu kez Ah Vre Sevda! ile yakın tarihe uzanıyor.1976’da, Ege’nin her iki yakasında da milliyetçiliğin zirveye çıkmış olduğu, Kıbrıs nedeniyle iki ülkenin topyekün savaşın eşiğine geldiği sırada, halkların, tek tek insanların dostluklarını, aşklarını anlatan, tehlikenin başka bir yerde olduğunu sezdiren bir roman çıkar: Kılıç, Uykuda Vurulur! (L’espadon) .

Ah Vre Sevda! ,1976’da yazılmış bir romanın, o dönem artık tarih olduktan sonra yazar tarafından yeni baştan ele alınıp yeniden yazılmasıyla ortaya çıkmış bir metin.

“Osman Necmi Gürmen, en basit şeylerin bile sevgi ve dostluğun ışığında aydınlandığı bir kara ve deniz cennetinin içine çekiveriyor bizleri.

‘Gariptir, Garipköy’de baharı beklemez toprak. Her mevsim yeşerir yaban tohumu.’ Kaderin birleştirdiği, siyasi süreçlerinse ayrı düşürdüğü bu saf, temiz insanların durağan hayatlarının dramına sahne olan ‘cennetin’ iklimi işte böyledir.Bu romana konu olan insanların birbirleriyle ve çevreleriyle kurdukları ilişkiler ve mücadeleleri, Hemingway’in İhtiyar Adam ve

Deniz romanında tarif edilen mücadeleden çok daha zengin. Burada ana tema, konuşma tarzlarına kadar birbirine benzeyen, tek ve ortak bir hassasiyette birleşen ve birbirine karışan Türk ve Yunan halklarının ortak bağlarından oluşan büyük ilişkiler ağıdır.”

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 09:50 AM
Epilepsi ile Orgazm / Mediko- Politik Üç ihaneti yaşıyoruz.

Bir, Kemalistlerin Kemalizme ihanetidir. Bu kitap, ihanet halinde Kemalistleri işaret etmektedir. Artık hedeftedirler.

İki, Müslümanların, İslama ihanet tarihindeyiz.

Üç, meslek ve/veya kariyer sahiplerinin mesleklerine ihanetini görüyoruz. Tıp, ihanet etmektedir ve ol sebepten, bu çalışmam kesinlikle bir cinayettir. O halde sara’ya göz yumanlara benim göz yummamı kimse benden beklememelidir; yaşamım hep hainlerle savaş halinde geçti ve aynı haldeyim.- Yalçın Küçük



Her söylediği olay olan, gündemi belirleyen, tartışmalar yaratan Türkiye’nin en üretken yazarlarından Yalçın Küçük’ün merakla beklenen son kitabı Arkadaş’ta! Yalçın Küçük bu kitapta, AKP hükümetini ve plütökrasinin siyasi arenadaki yükselen etkisini inceliyor.

İki kitaptan oluşan Epilepsi ile Orgazm Mediko –Politik’in birinci kitabında, nedensel-bilimsel bir yaklaşımla epilepsi tıbbını derinlemesine inceleyip, ikinci kitapta ortaya koyduğu analiz ve yorumlar için bilimsel bir alt yapı oluşturuyor.

İkinci kitapta ise AKP hükümeti içinde olup bitenleri; hükümet, siyasiler ve plütokratlar arasındaki gizli ve karmaşık ilişkileri ortaya çıkarıyor. Bununla birlikte Erdoğan hakkında farklı bir kişilik analizi yapıyor.

Araştırıcı, sorgulayıcı yeni kitabı Epilepsi ile Orgazm Mediko -Politik ile Yalçın Küçük, siyasi ve entelektüel hayatımızda yine bir bomba etkisi yaratacağa benziyor.

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 09:51 AM
Ofelya Ne aptalmışım da bir köylü kızı kadar özgür ve bir kralın kızı kadar değerli olduğumu düşünmüşüm! Ormanın derinliklerine baktım ve ‘Bu ilişkinin kaderi kötü yazılmış.

Ne sana, ne de bana faydası olacak, ’ dedim acı içinde.



Hamlet’in içini çektiğini duydum. Yoksa duraksayan ateşin üstüne mi üflemişti? Arkamda durup omuzlarıma dokunduğunu hissettim. Beni kendisine çevirdi ve

yüz yüze geldiğimizde sıcacık öptü.



Dudaklarının dokunuşu korkularımı silip götürüyordu adeta. Elsinore’un Hamlet için, tıpkı benim için olduğu gibi, altın yaldızlı bir kafes olduğunu anladım.



‘Bu ormanda ve kulübelerde kıskanç gözler, eleştiren diller, dedikodu veya yalan yok, ’ dedim. ‘Öyleyse bırak, hep burada kalalım ve birbirimize sadece basit gerçekleri söyleyelim.’ İsteğimin işe yaramayacağını bilerek yanağımı Hamlet’in ceketinin sert, gösterişsiz omzuna dayadım.”

-Library Journal

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 09:51 AM
İhtiyarlara Yer Yok O Güzel Atlar'ın yazarı Cormac McCarthy'nin İhtiyarlara Yer Yok adlı romanı, Roza Hakmen çevirisiyle ilk kez Türkçede...

Baştan aşağı sürükleyici, tüyler ürpertici bir öykü...Chigurh modern Amerikan edebiyatındaki en netameli karakterlerden biri...Bu roman gösteriyor ki, ihtiyarlara yer var, hiç değilse edebiyatın ülkesinde.

- Herald

Efsanevi Batı'nın ahlaki çöküşü hakkında derin bir kederle yüklü, güçlü bir roman.

- Financial Times

Çarpıcı diyaloglar, canlı karakterler, güçlü bir mekân hissi.

- Literary Review

Tam anlamıyla vurucu bir yapıt. McCarthy'nin meşhur nesri hiç olmadığı kadar canlı...Berrak ve tüyler ürpertici.

- Sunday Times

Cormac McCarthy, Moss, Chigurh ve Bell arasında oynanan kedi-fare oyununu asap bozucu bir drama çeviriyor, korkutucu, vahşi bir sahneden diğerine sinemacı tutumluluğuyla geçiyor.

- Scotsman

Zekice bir gerilim romanı...Bütün bir dünyayı ve sakinlerini anlatmak için McCarthy'ye iki kısa satır yeter.

- Daily Telegraph

McCarthy'nin nesri, en ince ve güçlü ayrıntısına kadar bilerek ve mükemmelen işlenmiş, bilenmiş ve cilalanmış. Bu kitapta Jim Thompson'ın basit gözüken dili ile William Faulkner'ın lirik ve kışkırtıcı sertliği bir araya geliyor... İhtiyarlara Yer Yok kuvvetli, asap bozucu, rahatsız edici, kasvetli, sonsuz sürprizlerle dolu, çınlayan bir roman.

- Robert Edric, Spectator

McCarthy okunası, takdir edilesi, ve dürüst olmak gerekirse kıskanılası bir yazar.

- Ralph Ellison

İhtiyarlara Yer Yok, Ethan ve Joel Coen tarafından sinemaya uyarlandı.8 dalda Oscar'a aday gösterilen film, 'en iyi film', 'en iyi yönetmen', 'en iyi uyarlama senaryo', 'en iyi yardımcı erkek oyuncu' dallarında

Oscar kazandı.

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 09:51 AM
Solup Giden Aşklar Yaşanmışlıkların, terk edilişlerin, olmayacağı baştan bilinen ama yine de göğüs gerilen sevdaların romanı Solup Giden Aşklar.

Büyükanne Agostina (Ağustos demektir) , kızı Rosanna (gülden gelir) ve onun kızı İrene (barış, iyilik, huzur anlamındadır eski bir dilde) ...

Üç sıradan kadın; sıradanlıkları her kadın gibi olmalarından kaynaklanıyor, roman kahramanları gibi düşünülmüş, tasarlanmış kişiler değil üçü de... Yaşıyorlar. Sokakta her gün görebileceğimiz kimseler.

Aynı zamanda üç onurlu kadın; çünkü hayata karşı koyarken kendi ayakları üzerinde duruyorlar. Aşkta sınır tanımayanın, hayatta da sınır tanımadığını biliyorlar, sevgileri de nefretleri de çok güçlü; hataları gibi.

Ülkemizde çok sevilen Modignani'nin İtalya'da çok okunan kitabı Solup Giden Aşklar; ölüme ve aşka inananlar için, bize, yaşantılarımıza çok yakın bir ülkeden, Akdeniz'in diğer tarafından sesleniyor

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 09:52 AM
1934 Trakya Olayları Otuzlu yıllarda başta Kırklareli, Edirne, Çanakkale, Tekirdağ olmak üzere Trakya’nın önemli vilâyet ve ilçelerinde kayda değer sayıda bir Yahudi nüfusu yaşamaktaydı. Onlarca yıldan beri Müslüman komşularıyla sükûnet içinde yaşayan Trakyalı Yahudilerin bu sakin hayatları 1934 yılının Haziran ayının son günleri ile Temmuz aylarının ilk günlerinde aniden sona erecekti. Birkaç gün boyunca süren tehdit ve şiddet eylemlerinin sonunda Yahudiler evlerini ve eşyalarını terk etmek veya yok pahasına satmak zorunda kalarak İstanbul’a kaçacak, ortam yatıştıktan sonra sadece bir kısmı geri dönecekti. Tarihe “1934 Trakya Olayları” adıyla mal olan ve aniden meydana gelen bu hâdiselerin sebepleri neydi? Müsebbipleri kimlerdi? Olaylar bölgede yaşayanları nasıl etkilemişti?

Bu araştırma bu suallere yerli ve yabancı arşiv belgelerinin, hâdiselere bizzat şahit olmuş tanık ifadelerinin, Trakya Umumi Müfettişi İbrahim Tâli’nin teftiş gezisi raporunun, dönemin yerli ve yabancı basınında yer alan haber ve karikatürlerin eşliğinde ve ışığında cevap vermeye çalışmakta.

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 09:53 AM
Mekân Ruhu / Akdeniz Yazıları

Mekân Ruhu, 20. yüzyılın en özgün yazarlarından Lawrence Durrell’ın yaşam ve yaratıcılık ortamını oluşturan Akdeniz dünyası üstüne mektupları, gezi yazıları, şiirleri, gerçeküstücü denemeleri ve kimi romanlarından bölümleri içeren bir güldeste.
İskenderiye Dörtlüsü ve Avignon Beşlisi gibi başyapıtların yazarı Durrell, gönüllü sürgün mekânı olarak neden Akdeniz’i seçti? Yunanistan’dan Mısır’a, Korfu Adası ve Rodos’tan Kıbrıs’a, bir dönemin Yugoslavya’sından Güney Fransa’ya uzanan bu coğrafya, doğasıyla, şarabı ve zeytiniyle, efsaneleri ve tarihiyle, bir yazarın esin dünyasını nasıl oluşturdu? Mekân Ruhu’nda, serüvenci bir yazarın yaşamıyla sanatının nasıl örtüştüğünün yanıtlarını bulacaksınız.
Bu benzersiz kitabı, İskenderiye Dörtlüsü’nün usta çevirmeni Ülker İnce’nin Türkçesiyle sunuyoruz.

Sayfa Sayısı: 546

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 09:53 AM
Kaynana Çatlatan Tarifle Erkeğin kalbine giden yol midesinden mi geçiyor, annesinin onayını almaktan mı? Akıllı kadınlar, hem onay almayı hem de farklılık yaratmayı başarıyor.

Şimdiye dek öğrendiğiniz tariflerin ve yöntemlerin biraz dışına çıkmayı göze alın. Zorlanmayacağınız, lakin biraz daha özen göstereceğiniz ve gün geçtikçe pratiklik kazanacağınız bu tariflerle, birbirinden leziz yemekler, tatlılar, salatalar, pastalar yapacaksınız. Hem göze hem mideye hitap eden sofralarıyla anılan kişiler olacaksınız.

Anne ile kız, anne ile gelin veya iki arkadaş arasında bu kitaptaki tarifler yüzünden ufak tefek çekememezlikler olacaktır. O da artık hayatın ve sofranın tuzu biberi…

Sayfa Sys:108

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 09:53 AM
Aurarian Muhafızları / Bilinmeyene İlk Yolculuk




Her insanın bir aurası ve her auranın ayrı bir enerjisi vardır. Ama bir ülke var ki her auranın enerjisini taşır. Aurarian'da yıllar önce bittiğini sandıkları savaş yeniden başlamak üzeredir. Ancak büyücülerden birinin yaptığı bir hata onları işin içinden çıkılmaz bir hale sokar. Böylelikle dış dünyalarla bağlantı yollarını açmaya karar verirler.

Aynı yaşlardaki üç arkadaş Deniz, Nida ve Ömer, yanlarında Ömer'in kardeşi Selin ile birlikte, hiç anlamadıkları bir anda bu dünyada bulurlar kendilerini. Hem birbirleri, hem de aileleri ile ilişkilerini tartabilecekler, hem de varlığından bile haberdar olmadıkları bir dünyayı, onu yok etmeye çalışan bir düşmandan kurtarmaya çalışacaklardır

Sayfa Sayısı: 224

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 09:53 AM
Hindistan (Yerkuşağı Gezi Rehberleri) Kutsal Ganj Nehri'nde güneşin ilk ışıklarında dindar Hindular arasında tılsımlı bir sandal gezintisi, yüksek ve gizemli Himalayalar'da Budist manastırları arasında trekking, Rajasthan çöllerindeki tarihi konaklarda konaklama, efsanevi saray ve anıtlar, el değmemiş, ıssız, tropik plajlar, bol baharatlı enfes yemekler, dünyadaki sayılı doğal parklar, kaplan, fil, maymun ve envai çeşit renk, insan...

Hindistan tek kelime ile büyüleyici bir ülke, muhteşem tarihi ve kültürel zenginliği ile de kadim bir diyar. Bu mistik topraklarda söylenenlerin neredeyse hepsinin aynı doğrulukta bir de karşıt fikri var. Bu rehber kitap Hindistan seyahatinizde mutlaka yanınızda olması gereken önemli bir kaynak.

> Toplam 71 adet eyalet, bölge ve şehir haritası, 22 bölge ve ayrıntılı tarihi.
> 1000lerce lüks-orta-hesaplı otel ve restoran önerisi.
> Sehirlerarası otobüs, tren ve uçak seferleri.
> Yerel diller ve seyahatinizi kolaylaştıracak ipçuları.
> Seyahate çıkmadan önce vize, aşılar, ne zaman ve nereye gitmeli, tehlikeler
> Hindistan'da seyahat etmiş gezginlerin, yazarların gezi notları...

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 09:53 AM
Ulus İnşası Günümüzün en büyük entelektüellerinden biri kabul edilen Francis Fukuyama'dan gündemi sarsacak bir eser

Tarihin Sonu ve Neo-Conların Sonu gibi çarpıcı kitaplarıyla tanınan Francis Fukuyama saygın akademisyenleri, siyasi analiz uzmanlarını ve profesyonelleri bir araya getirerek, bu kişilerin tarihsel temellerinden günümüzdeki sonuçlarına kadar Amerika'nın ulus inşası deneyimi üzerindeki görüşlerini alıyor. Amerika Birleşik Devletleri, İç Savaş sonrasında Güney'in yeniden inşasından İkinci Dünya Savaşı sonrasında Japonya ve Almanya ve bugünkü Irak'ın yeniden inşasına kadar defalarca savaştan zarar görmüş devletleri yeniden inşa etmeye çalışmıştır. Bu zengin deneyime rağmen savaş sonrası durumlarda güçlü ve kendi ayakları üzerinde durabilen devletlerin inşa edilmesine dış güçlerin ne şekilde yardımcı olabileceğine dair dersleri almaya yönelik pek de kayda değer sistematik bir çaba olmamıştır.

Bu kitaba katkıda bulunan isimler, Afganistan ve Irak örneklerindeki yanlışları, yanlış başlangıçları ve alınan dersleri aralarında Latin Amerika, Japonya ve Balkanların olduğu dünyanın diğer bölgelerindeki yeniden inşa çabaları bağlamında tüm ayrıntılarıyla ortaya koyuyorlar. Afganistan ve Irak'taki tezat modelleri inceleyen bu isimler, yetersiz planlamanın uyarı niteliğindeki bir örneği olarak Irak'taki Koalisyon Geçici Yönetimi'nin altını çizmektedirler.

Ulus İnşası günümüz ekonomi-politikasıyla uğraşan herkesin altını çizerek okuması gereken faydalı bir eser.

♥Pяєиsєs♥
05-11-2008, 09:53 AM
Asr-ı Saadet'te Ramazan On bir ayın sultanı, Kur’ân ayı Ramazan.
Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem ateşinden kurtuluş olan mübarek ay.
Bin geceden daha hayırlı Kadir Gecesi bu ayda gizli.
Her yönüyle ibadet, her açıdan kulluğun zirveye yükseldiği bir ay.
Böylesi mübarek bir ay acaba Asr-ı Saadet’te nasıl yaşandı?
Ramazan geceleri, Kadir Gecesi nasıl ihya edildi?
İftar ve sahur sofralarında neler vardı?
Gün gün, saat saat Allah Resûlü (a.s.m.) ve Sahâbe-i Kirâm’ın Ramazanı.
“Asr-ı Saadet’te Ramazan” kitabı sizi 14 asır öncesi yaşanan en kutlu Ramazan günlerine götürecek.
Bu fırsatı kaçırmayın…

Sayfa Sayısı : 160

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:45 AM
Kaynana Çatlatan Tarifle Erkeğin kalbine giden yol midesinden mi geçiyor, annesinin onayını almaktan mı? Akıllı kadınlar, hem onay almayı hem de farklılık yaratmayı başarıyor.

Şimdiye dek öğrendiğiniz tariflerin ve yöntemlerin biraz dışına çıkmayı göze alın. Zorlanmayacağınız, lakin biraz daha özen göstereceğiniz ve gün geçtikçe pratiklik kazanacağınız bu tariflerle, birbirinden leziz yemekler, tatlılar, salatalar, pastalar yapacaksınız. Hem göze hem mideye hitap eden sofralarıyla anılan kişiler olacaksınız.

Anne ile kız, anne ile gelin veya iki arkadaş arasında bu kitaptaki tarifler yüzünden ufak tefek çekememezlikler olacaktır. O da artık hayatın ve sofranın tuzu biberi…

Sayfa Sys:108

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:45 AM
Aurarian Muhafızları / Bilinmeyene İlk Yolculuk




Her insanın bir aurası ve her auranın ayrı bir enerjisi vardır. Ama bir ülke var ki her auranın enerjisini taşır. Aurarian'da yıllar önce bittiğini sandıkları savaş yeniden başlamak üzeredir. Ancak büyücülerden birinin yaptığı bir hata onları işin içinden çıkılmaz bir hale sokar. Böylelikle dış dünyalarla bağlantı yollarını açmaya karar verirler.

Aynı yaşlardaki üç arkadaş Deniz, Nida ve Ömer, yanlarında Ömer'in kardeşi Selin ile birlikte, hiç anlamadıkları bir anda bu dünyada bulurlar kendilerini. Hem birbirleri, hem de aileleri ile ilişkilerini tartabilecekler, hem de varlığından bile haberdar olmadıkları bir dünyayı, onu yok etmeye çalışan bir düşmandan kurtarmaya çalışacaklardır

Sayfa Sayısı: 224

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:48 AM
Hindistan (Yerkuşağı Gezi Rehberleri) Kutsal Ganj Nehri'nde güneşin ilk ışıklarında dindar Hindular arasında tılsımlı bir sandal gezintisi, yüksek ve gizemli Himalayalar'da Budist manastırları arasında trekking, Rajasthan çöllerindeki tarihi konaklarda konaklama, efsanevi saray ve anıtlar, el değmemiş, ıssız, tropik plajlar, bol baharatlı enfes yemekler, dünyadaki sayılı doğal parklar, kaplan, fil, maymun ve envai çeşit renk, insan...

Hindistan tek kelime ile büyüleyici bir ülke, muhteşem tarihi ve kültürel zenginliği ile de kadim bir diyar. Bu mistik topraklarda söylenenlerin neredeyse hepsinin aynı doğrulukta bir de karşıt fikri var. Bu rehber kitap Hindistan seyahatinizde mutlaka yanınızda olması gereken önemli bir kaynak.

> Toplam 71 adet eyalet, bölge ve şehir haritası, 22 bölge ve ayrıntılı tarihi.
> 1000lerce lüks-orta-hesaplı otel ve restoran önerisi.
> Sehirlerarası otobüs, tren ve uçak seferleri.
> Yerel diller ve seyahatinizi kolaylaştıracak ipçuları.
> Seyahate çıkmadan önce vize, aşılar, ne zaman ve nereye gitmeli, tehlikeler
> Hindistan'da seyahat etmiş gezginlerin, yazarların gezi notları...

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:48 AM
Ulus İnşası Günümüzün en büyük entelektüellerinden biri kabul edilen Francis Fukuyama'dan gündemi sarsacak bir eser

Tarihin Sonu ve Neo-Conların Sonu gibi çarpıcı kitaplarıyla tanınan Francis Fukuyama saygın akademisyenleri, siyasi analiz uzmanlarını ve profesyonelleri bir araya getirerek, bu kişilerin tarihsel temellerinden günümüzdeki sonuçlarına kadar Amerika'nın ulus inşası deneyimi üzerindeki görüşlerini alıyor. Amerika Birleşik Devletleri, İç Savaş sonrasında Güney'in yeniden inşasından İkinci Dünya Savaşı sonrasında Japonya ve Almanya ve bugünkü Irak'ın yeniden inşasına kadar defalarca savaştan zarar görmüş devletleri yeniden inşa etmeye çalışmıştır. Bu zengin deneyime rağmen savaş sonrası durumlarda güçlü ve kendi ayakları üzerinde durabilen devletlerin inşa edilmesine dış güçlerin ne şekilde yardımcı olabileceğine dair dersleri almaya yönelik pek de kayda değer sistematik bir çaba olmamıştır.

Bu kitaba katkıda bulunan isimler, Afganistan ve Irak örneklerindeki yanlışları, yanlış başlangıçları ve alınan dersleri aralarında Latin Amerika, Japonya ve Balkanların olduğu dünyanın diğer bölgelerindeki yeniden inşa çabaları bağlamında tüm ayrıntılarıyla ortaya koyuyorlar. Afganistan ve Irak'taki tezat modelleri inceleyen bu isimler, yetersiz planlamanın uyarı niteliğindeki bir örneği olarak Irak'taki Koalisyon Geçici Yönetimi'nin altını çizmektedirler.

Ulus İnşası günümüz ekonomi-politikasıyla uğraşan herkesin altını çizerek okuması gereken faydalı bir eser.

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:49 AM
Asr-ı Saadet'te Ramazan On bir ayın sultanı, Kur’ân ayı Ramazan.
Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem ateşinden kurtuluş olan mübarek ay.
Bin geceden daha hayırlı Kadir Gecesi bu ayda gizli.
Her yönüyle ibadet, her açıdan kulluğun zirveye yükseldiği bir ay.
Böylesi mübarek bir ay acaba Asr-ı Saadet’te nasıl yaşandı?
Ramazan geceleri, Kadir Gecesi nasıl ihya edildi?
İftar ve sahur sofralarında neler vardı?
Gün gün, saat saat Allah Resûlü (a.s.m.) ve Sahâbe-i Kirâm’ın Ramazanı.
“Asr-ı Saadet’te Ramazan” kitabı sizi 14 asır öncesi yaşanan en kutlu Ramazan günlerine götürecek.
Bu fırsatı kaçırmayın…

Sayfa Sayısı : 160

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:49 AM
Nur Dede Anlatıyor 4 Nur Dede, iki dünyamızı da aydınlatacak dersler vermeye devam ediyor. Hayatımıza hayat katacak, sonsuz huzur ve mutluluk ülkesine taşıyacak bilgiler veriyor. Zihnimizdeki şüpheleri giderecek, imanımızı güçlendirecek, olaylara bakış açımızı güzelleştirecek konulardan bahsediyor. Bu kitapta yer alan konular da onun eserlerinden ilhamen ve herkesin anlayabileceği bir üslupta kaleme alındı.
- Kendi kendini yaratan bir şey var mı?
- Doğa yaratık mı, yaratıcı mı?
- Neden namaz kılacakmışım?
- Her gün kaç defa miraca çıkıyorsunuz?
- Peygamberimize hiç hediye verdiniz mi?
- Azrail’i ne kadar seviyorsunuz?
- Melekler sevaplarımızı nasıl yazıyorlar?
- Kabirde iki sevimli arkadaş: Münker ve Nekir
- Ölümsüz yaşamak mümkün mü?
- Varlıklar Allah’ı tesbih ederken neler söylüyor?
- “Hastayım elhamdülillah” ne demek?
Sayfa Sayısı : 144

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:49 AM
Osmanlı İmparatorluğu Tarihi / 2 Set / J. Von Hammer ve Ahmet Cevdet Paşa Osmanlı İmparatorluğu Tarihi (2 Cilt Kutulu) - J.Von Hammer

Hammer: Aslen Avusturyalıdır. Latince ve Yunanca ile birlikte batıda yaşayan on dili ve üç doğu dilini (Arapça, Farsça, Osmanlıca) çok iyi bilmekte idi. Yazdığı eserlerinin en önemlisi.
"Osmanlı Tarihi "dir. Bu eserini kaleme alırken bütün Avrupa arşivlerini taramış ve Osmanlı
Kaynaklarını da çok geniş ölçüde kullanmıştır. Bu büyük eserinde yazar, bazen önyargılarının
etkisinde kalmış, yalnış değerlendirmelere rağmen eser henüz aşılamamış ve birçok konuda
hala kaynak niteliğini korumaktadır..
Sayfa Sayısı: 1200



Osmanlı İmparatorluğu Tarihi (2 Cilt Kutulu)- Ahmet Cevdet Paşa

Ahmet Cevdet Paşa, bu eserinde tarih yazıcılığına; tarih felsefesi ve metodu açısından yeni bakış açısı kazandırmış ve eski tarih yazıcılığı ile yeni anlayış arasında köprü vazifesi görmüştür. Hadiselerin sadece oluş şekillerini anlatmakla yetinmemiş olayların sebep-sonuç ilişkilerini tahlile çalışmıştır. Tarih okunması ve öğrenilmesinin mutlak gerekliliğine inanan Ahmet Cevdet Paşa, kaynak seçiminde titizlik göstermeyen ve olaylar karşısında objektif davranmayan tarihçileri de tenkit etmiştir. Aynı zamanda Avrupa tarihinin ve kurumlarının da iyi öğrenilmesinin önemine de değinen Ahmet Cevdet Paşa, bu eserinde Avrupa tarihi ile ilgili değerlendirmeler de yapmıştır.
Sayfa Sayısı: 900

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:49 AM
Greklerde Eğitim Düşüncesi Hayatın bütünü çalışma ve serbest zaman, savaş ve barış; yapıp ettiğimiz her şey ise zorunlu ve faydalı olan ile soylu olan diye iki kısma ayrılır. Bu etkinlik kümeleri arasında yaptığımız seçimi, zorunlu olarak ruhun yüksek veya alçak kısımları ile her birine ait etkinlikler arasında yaptığımız seçimler belirleyecektir. Savaşı barış için, çalışmayı serbest zaman için, faydalı ve gerekli olanı soylu olan için seçmeliyiz.”
Peki, serbest zamanı ne için aramalıyız? Aristoteles buna, “Tanrısal şeyler üzerine düşünme etkinliğinde bulunmak için!” cevabını verir. En yüksek eğitimin bizi serbest zamanı doğru ve soylu biçimde kullanmaya hazır hale getirmeyi amaçladığını söyler.
O halde şu soruyla bir kez daha yüzleşmeliyiz: “Eğitimin amacı kültür mü, yoksa bizi hayatın işine gücüne uygun hale getirmek mi olmalıdır?” Bu soru, sanılanın aksine, bugünün değil, bundan iki bin beş yüz yıl öncesinin sorusudur ve o günün insanları bu soru üzerine düşünmüş, eğitimlerine bu soruyu temel alarak yön vermiştir. Bu sorunun açtığı aralıktan Greklerde eğitimin, buna bağlı olarak da toplum ve devlet hayatının nasıl şekillendiğini gördükten sonra, dönüp kendimize bakabiliriz ve o zaman sorabiliriz; “Biz nerede hata yaptık?” diye...

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:49 AM
Robotlar Ülkesi Adı sanı duyulmamış, küçük bir ülke olan Muranga beklenmedik bir şekilde dünya piyasalarını ele geçirmeye başlar. Dünyanın sayılı güçlerinden biri olma yolunda hızla ilerleyen Muranga bir “Robotlar Ülkesi”dir. Teknoloji yarışında bayrağı kaybeden gelişmiş ülkeler, bu ani ve beklenmedik başarının altında başka şeyler yattığından kuşkulanmaktadır. Kahramanlarımız; araştırmacı gazeteci Nik ve Çesa, bu başarının arkasındaki sırrı çözmek için tehlikeli bir maceraya atılırlar.

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:50 AM
Terör, yararlandığı güç yönteminin farklılığı dolayısıyla kuralsızlık temeline oturmuş bir şiddet türüdür. Değişen siyasi ortamlara göre farklılaşır, yeni teknolojilerden yararlanır, yapısında, içeriğinde, stratejisinde, taktiğinde yenilenmeler olur.
Türkiye, 1970'li yıllarda Ermeni terörü ve ASALA terör örgütünün eylemlerine mâruz kalmış, 1980'ler ve sonrasında yoğunlaşan PKK terörünü uzun yıllar yaşamış ve halen de farklı boyutlarda yaşamaktadır.

İki binli yılların başlarında egemen güçlerin yeni politika olarak belirlediği küreselleşmenin ortaya çıkmasıyla artık ulus devletler hedef tahtasına alınmıştır. Bunların yıkılması için uygarlıklar savaşı ve dini-etnik kışkırtmalarla mezhep kavgaları ve mikro milliyetçilik akımları desteklenmeye başlanmıştır. Elbette bu destekten Türkiye de payına düşeni almaktadır. Terörün Türkiye'de yaşam bulmasının tarihi, coğrafi, jeopolitik sebepleri kalıcı olarak varlıklarını halen koruyor, görünüşe göre korumaya da devam edecek.

Terörist; silahını, mayınını, bombasını kullanma aşamasına gelinceye kadar, terörist kadar suçlu olan birçok kimseden yardım almak zorundadır. Teröriste eğitim veren iç-dış kaynaklar, para desteğinde bulunanlar, silahın teröriste ulaştırılmasında aracılık edenler, silahları üretenler, teröriste yardım eden medya, terörist için düşünce üreterek destekleyenler, idari ve lojistik destek verenler, rüşvet alıp kaçakçılığa göz yumanlar... Sayılan ve sayılmayan aracıların hepsi akan kanın sorumluları, günahkârlarıdır.

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:50 AM
Mekan Ruhu Mekân Ruhu, 20. yüzyılın en özgün yazarlarından Lawrence Durrell'ın yaşam ve yaratıcılık ortamını oluşturan Akdeniz dünyası üstüne mektupları, gezi yazıları, şiirleri, gerçeküstücü denemeleri ve kimi romanlarından bölümleri içeren bir güldeste.
İskenderiye Dörtlüsü ve Avignon Beşlisi gibi başyapıtların yazarı Durrell, gönüllü sürgün mekânı olarak neden Akdeniz'i seçti? Yunanistan'dan Mısır'a, Korfu Adası ve Rodos'tan Kıbrıs'a, bir dönemin Yugoslavya'sından Güney Fransa'ya uzanan bu coğrafya, doğasıyla, şarabı ve zeytiniyle, efsaneleri ve tarihiyle, bir yazarın esin dünyasını nasıl oluşturdu? Mekân Ruhu'nda, serüvenci bir yazarın yaşamıyla sanatının nasıl örtüştüğünün yanıtlarını bulacaksınız.
Bu benzersiz kitabı, İskenderiye Dörtlüsü'nün usta çevirmeni Ülker İnce'nin Türkçesiyle sunuyoruz

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:50 AM
Adobe Photoshop CS3 "Yeni Başlayanlar İçin" CD`li hotoshop CS3’ü en kolay öğreten kitap…

Resim işleme konusunda, ilk versiyonundan itibaren üstün yetenekleri ve özellikleri sayesinde kullanıcıların vazgeçilmez yazılımları arasında en üst seviyede tercih edilen Photoshop CS3’ü en kolay ve hızlı öğreten kitaba hoş geldiniz.

Elinizdeki kitap; Adobe’nin Photoshop CS3 versiyonunu etkin ve tam olarak kullanabilmeniz için gerekli olan tüm bilgi ve deneyimleri size kazandırır. Bu kitap ile Photoshop’ta resimlere rötuş yapmayı, resim kolajlamayı, kurumsal kimlik çalışmaları yapmayı, baskı öncesi ve sonrası gereken ayarları yapmayı, filtreler kullanmayı, maskelerle çalışmayı, katmanların sırlarını, renklerin dillerini ve renklerle oynamayı öğreneceksiniz. Photoshop’u en iyi şekilde öğrenebilmeniz için kitap yalın ve sade dille yazıldı. Sizin, en kolay şekilde anlamanız amaçlandı.

CS3 artık sadece ticari amaçla yapılan çalışmalarda kullanılmıyor. Hobi ya da eğlence amaçlı çalışmalarda da Photoshop CS3’ü kullanabilirsiniz. Hemen hemen herkesin dijital kameraları vardır ve çok sayıda resim çekilir. Çekilen resimleri düzenlemek, sınıflandırmak isteyebilirsiniz. En azından boyutunu değiştirmek ya da ton, parlaklık, kontrast gibi ayarları değiştirmek isteyebilirsiniz. CS3, bu ihtiyaçlara fazlası ile cevap veriyor. Resimlerle uğraşı veren herkesin bilgisayarında CS3 programı ve elinde de bu kitap olması gerekiyor diyebilirim.

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:50 AM
Koleksiyon Savaş sonrası Paris ve Coco Chanel’in amansız çekişmelere sahne olan dikiş atölyesi Diliberto’nun eşsiz anlatımıyla yeniden hayat buluyor.”
Isabelle Varlet’in Fransa’nın küçük bir kasabasından Paris’e uzanan terzilik macerası işte tam olarak böyle başlıyor. Narin bedeni hastalıklarla boğuşurken o büyük annesinin yatağına bıraktığı iğne iplik ve bir parça kumaşla hayata tutunuyor...
Isabel sevdiklerini bir bir toprağa verdikten sonra soluğu Paris’te, savaş yaralarını sarmaya çalışan bir ulusu tepeden tırnağa yeniden yaratma hayalinin peşindeki Chanel’in, namı diğer Matmazel’in, yanında alır. Mükemmeliyetçiliği, akıl almaz istekleri ve kaprisleriyle çalışanlarına eziyet etse de dehasıyla rakiplerini bile kendine hayran bırakan bu aykırı kadın Isabel’in hayatında bir dönüm noktası olacaktır. Bir yandan moda hırsızlarıyla mücadele edip parmakları kanayıncaya dek Chanel’i Chanel yapan 1919 sonbahar koleksiyonuna hazırlanan Isabel bir yandan da yepyeni umutlarla geldiği Paris’in o büyülü atmosferinde kendini ve aşkı yeniden keşfetmeye çalışacaktır.
Vızır vızır işleyen dikiş atölyelerinden taşan köpük köpük krepdöşinlerin, kat kat muslinlerin, tiril tiril tüllerin sarıp sarmaladığı savaş yorgunu bir şehir Gioia Diliberto’nun usta işi anlatımıyla hayat buluyor ve yazar Chanel parçaları kadar zarif detaylarla bezeli üslubuyla göz kamaştıran bir koleksiyona imza atıyor.
“Müthiş bir görsel şölen. Diliberto’nun döneme ilişkin betimlemeleri olağanüstü.” —The Chicago Tribune
“Göz kamaştırıcı... 20. yüzyıl Fransa moda devrimi sırasında bu kadar şeyin yaşandığını kim bilebilirdi ki?”—Entertainment Weekly
Gioia Diliberto’nun her iki büyük annesi de 1920’lerde New York’ta terzi olarak çalışmışlar. Yazar Koleksiyon için, bir akrabasının bodrum katında, anneannesinin bir defter içinde özenle sakladığı dikiş örneklerinden esinlenmiş. Çeşitli gazete ve dergilerde muhabirlik yapan Diliberto’nun Koleksiyon haricinde üç biyografi kitabı ve bir romanı bulunuyor.

Sayfa Sayısı: 288

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:50 AM
Kirli Şiirler smail Uyaroğlu, bu kitabında şer, şiddet ve şiirin 'şeytan üçgeni'nde geziniyor. Şiir çiçeğini, kırlardan değil de “kirli yerlerden devşiriyor. Hayatın bataklığında biten, çamurla sıvanmış dünyaya ve o dünyanın 'insansı'larına duyulan öfkenin sulayıp büyüttüğü zehir zıkkım zakkumlar bunlar.


Sayfa Sayısı : 128

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:51 AM
Rüya ve Kader Ayna görüntüleri düzeltir, çarpıtır ya da tersine çevirir; bu üç ihtimal rüyanın üç şekline denk düşer: gerçekliği ideal parıltısına kavuşturan güzel rüyalar, kendi hayatımızın grotesk olduğu kadar ürkütücü, grotesk olduğu için ürkütücü bir suretini sunan kâbuslar ve tersine çevrilmiş simgeleri, Leonardo da Vinci'nin diri diri yakılmamak için kullandığı tersine yazı gibi gizli ve tehlikeli gerçekleri gizlemeye yarayan rüyalar. Her uyur, ebedi bir aynada kendine heyecanlanan, kendini gerçekleştiren bir Narkissos'tur; rüya görmeyen kişinin zihni şüphesiz başkalarının zihninden daha yoksul, daha dar değildir, sadece sihirli ayna boşluğunun bulunmadığı bir oda gibidir.


Sayfa Sayısı : 134

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:51 AM
udala


Prens Mişkin'in, hastalığı dolayısıyla gittiği İsviçre'den ülkesi Rusya'ya dönüşüyle başlar bu romanın hikâyesi. Dostoyevski bu kitapta dürüst bir insan olarak yaşamanın zorluklarına değinmekte ve toplumsal bozulmuşlugu gözler önüne sermektedir.
Dünyanın gelmiş geçmiş en güzel aşk romanlarından olan Budala, Dostoyevski'nin de dört büyük eserinden biri olarak vazgeçilmez klasikler arasında yerini çoktan almıştır. Yalın konusu ve insanın iç dünyasına yaptığı sarsıcı yolculuklarla okuru kendine hapseden öykü, Dostoyevski'ye has usta romancılığın en mükemmel örneklerindendir.


Sayfa Sayısı : 656

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:51 AM
Türkiye'nin Kelebek Rehberi Bir nefes kadar kısa derler kelebeklerin ömrüne. Kiminin hayatı sadece saatlerle sınırlıyken, kimisi en fazla iki yıl yaşar. Türkiye'de en az 370, belki de 390'ı aşkın kelebek türü yaşar. Avrupa'nın tümünde gözlemlenebilen kelebek türlerinin sayısının 450 olduğu bu sayının Kuzey Amerika kıtasında 700'ün biraz üzerinde olduğu göz önüne alınırsa Türkiye'nin kelebek çeşitliliğinin ne kadar zengin olduğu kolayca anlaşılır.
Tam 306 renkli resimle Türkiye'nin Kelebekleri. Kırlangıç Kuyruk Ailesi, Beyaz ve Sarı (Pieridae) Kelebekler Ailesi, Laysenidler Ailesi, Fırçayaklı Kelebekler Ailesi, Zıpzıplar Ailesi ve yüzlerce alt sınıf.

Sayfa Sayısı : 173

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:51 AM
Anti Kanser ransız asıllı Dr. Servan-Schreiber, sinirbilim dalında yaptığı öncü çalışmalarla genç yaşında ün kazanmış bir psikiyatr. 30 yaşlarında kanser olduğu meydana çıkınca, geleneksel tıpla yetinmek yerine, alternatif tıp araştırmalarına başladı ve bu arada öğretim üyesi olduğu Pittsburgh Ünversitesi'nde bir Entegre Tıp Merkezi kurdu. Bu kitap, onun hem doktor, hem de kanserli hasta olarak yaşadığı deneyimlerin ürünü.
Kitapta yazarın kendi öyküsü ve karşılaştığı vakalar anlatılırken, kanser hastalığına tamamen tıbbi açıdan odaklanan bölümler de var. Özellikle beden-kanser ilişkisi, kanserin yayılmasını engellemekte bağışıklık sisteminin hayati rolü ve bağışıklık sistemini etkileyen beslenme, duygusal yaşam, fiziksel etkinlik gibi faktörler üzerine çok yararlı bilgiler içeren kitabın ekinde, tamamen renkli bir "Kansere Karşı Günlük Yaşam Rehberi" pratik bilgiler veriyor.
Yazar, geleneksel tıbbın kemoterapi gibi yöntemlerini göz ardı etmiyor, ancak doktorların önerdiği tedavinin yanı sıra sıklıkla ihmal edilen doğal savunma mekanizmalarını harekete geçirmenin ve böylece her insanda potansiyel olarak var olan kanserden topyekûn kaçınmanın yollarını gösteriyor.
Fransa'da çok satan kitaplar listesinde bir ay boyunca birinci sırada yer alan ve 300.000'den fazla satan bu yararlı eser, onlarca dile çevrildi. Türkiye'de Amerika ve İngiltere ile eşzamanlı olarak çıkıyor.

Sayfa Sayısı : 344

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:51 AM
Ophelia 970'lerden bu yana İngiliz alternatif tiyatrosunun gelişmesinde büyük rol oynamış ve feminist tiyatro anlayışı ile politik bir eylemci olarak adını duyurmuş bir İngiliz tiyatro sanatçısı ve yazarıdır.
Ophelia'yı yazmasındaki amacının, kadınların kendi güçlerini sonuna kadar kullanarak daha fazla özgüvene sahip olmalarına destek vermek olduğunu söyleyen yazar, kadınlara kendilerini geliştirmek için fırsat verilmesi gerektiğini de gündeme getiriyor.
Ophelia'yı, Shakespeare'in Hamlet oyununu, kadını oyunun merkezine koyarak yeniden yazmıştır. Oyun Hamlet oyununun bittiği yerden başlar.


Sayfa Sayısı : 104

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:52 AM
Rönesans

Sanatın yeniden doğuşunu müjdeleyen döneme bir bakış… Bir Rönesans sanatı uzmanı olan M. Wundram, bu kitapta Rönesans dönemi sanatçılarının eserlerinden örneklerin yanı sıra dönemin yapısını, sanata bakışını da ustalıkla irdeliyor. Taschen Temel Sanat Dizisi’nin bu yeni kitabı Rönesans sanatının tüm ustalarını ve onların yapıtlarıyla birlikte, dönemin özelliklerini yansıtıyor.

Sayfa Sayısı : 96

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:52 AM
Kara Çığlık Afrika´da başkaldırı ve aşkın romanı!

Kara Çığlık, 1960’lardan bu yana 27 kez Kara Afrika ülkelerine gitmiş olan Hıfzı Topuz’un, orada yaşadıklarından, gördüklerinden, dinlediklerinden esinlenerek Afrika’nın yakın tarihine ışık tuttuğu belgesel bir romandır.
İlk kez bir Türk yazar Kara Afrika’nın sorunlarını, kölelerin ve sömürge insanlarının çilelerini, acılarını; emperyalizme ve yeni-sömürgeciliğe karşı direnişini bir roman çerçevesinde ele alıyor.
İstanbul’da başlayıp İstanbul’da biten Kara Çığlık’ta, Kongo’nun bağımsızlığı ve özgürlüğü için savaşan, korkunç bir biçimde öldürülen Lumumba ve arkadaşlarının yaşadığı olayları ve büyük tutku fırtınalarını nefesiniz kesilerek okuyacaksınız…

Sayfa Sayısı : 232

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:52 AM
Beslenme ve Diyetetik Elinizdeki kitapta, kadın erkek her yaş grubu için ideal beslenme ve diyet önerilerinin yanı sıra hamilelik, ergenlik, yaşlılık gibi belirgin dönemlerde yapılması gerekenler hakkında en doğru bilgiler yer almaktadır.

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:52 AM
Parapsikoloji PARAPSİKOLOJİ HAKKINDA BİLMENİZ GEREKEN HER ŞEYİ BU KİTAPTA ÖĞRENECEKSİNİZ.
DOĞADIŞI OLAYLAR, TELEPATİ, GELECEĞİ GÖREBİLME VS. BENZERİ OLAYLARA İLGİ DUYANLARIN KAÇIRMAMASI GEREKEN BİR KİTAP.
POZİTİF BİLİMLE AÇIKLANAMAYAN BAZI OLAYLARIN PARAPSİKOLOJİ İLE NASIL AÇIKLANDIĞINI ŞAŞKINLIKLA OKUYACAKSINIZ.
Bu kitapta hem insanlığın tarihi kadar eski, hem de devrim olarak nitelendirilebilecek yepyeni bir konu ele alınıyor: Telepati, geleceği görebilmek ve benzeri olayları çatısı altında toplayan PARAPSİKOLOJİ…
Ortaçağ'da Engizisyon tarafından araştırılmaları yasaklanarak şeytani bir içeriğe sahip olduğu öne sürülen doğadışı olaylar, Aydınlanma çağında da nesnel bulunmayarak bir kenara itilmişti. Oysa insanlık tarihiyle başlayan araştırma tutkusu, bizleri yeniden bu konuya eğilmeye zorlamaktadır. Hiçbir pozitif bilimle açıklanamayan bu olguların varlığını reddetmek imkansızdır; o halde bunların varlığını reddetmek yerine niteliklerini anlamaya çalışmak en doğru seçim olacaktır.
Uzakdoğu'ya, Pasifik ülkelerine ve Hindistan'a yapılan uzun gezilerin, araştırma ve incelemelerin gerçekçi sonuçlarından oluşan Werner Keller'in “Parapsikoloji: İnsanlar ve Mucizeler”i, konuyu soluk kesici ve heyecan dolu örneklerle temeline inerek anlatıyor.
İlgi çekici, etkileyici olaylar dizisi ile şaşırtıcı bir kitap.

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:52 AM
Günde On Dakika İle Almanca Bir dostunuz, bir akrabanız Almanya'ya göç etti, tatildeyken bir Alman'la tanıştınız, çocuğunuz Alman Lisesi'nde okumak istedi, aynı işi yaptığınız bir arkadaşınız Almanca bildiği için Avrupa Birliği'nden iş desteği aldı… Almanca ile ne çok karşılaştığınızı ve bu dile ne çok sırt çevirdiğinizi düşünün.

Zaten öğrenilmesi zor bir dil, zaten hiç zamanım yok, zaten benim çok da işime yaramaz… Artık bunları mazeret olarak kullanamayacaksınız.

Günde 10 Dakika İle Almanca Türkiye'de yaşayan ve Türkçe bilen herkesin Almancaya adım atmasını sağlamak için hazırlandı. Öğrenmeyi kolaylaştıracak bulmacalar ve alıştırmalarla renklendirildi.

Unutmayın, kimse sizden Kafka'yı çevirmenizi beklemiyor. Almancayı iş ve sosyal yaşamınızda işlevsel olarak kullanabilecek kadar öğrenmek hiç de zor değil…

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:52 AM
Tuna Boyunca Tuna nerede başlar nerede biter? Sadece Almanya'nın saklı bir köşesinde doğup Karadeniz'e dökülen bir nehir midir yoksa Avrupa'yı bir baştan bir başa geçen ve her geçtiği ülkeye damgasını vuran o nehir kısacık adında bütün Avrupa'nın tarihini mi barındırır? Tuna kadar söylencelere konu olan, yazarları ve şairleri etkileyen, ülkelerin tarihinin bir parçası olan başka bir nehir var mıdır?
Claudio Magris bu kapsamlı araştırmasında Tuna'nın kaynağından başlayarak bu efsane nehri ve içinden geçtiği ülkeleri her yönüyle ve entelektüel bir bakış açısıyla, geniş açılı bir perspektifle inceliyor.
“Osmanlı hâkimiyetinin son döneminde Ruse, Romanya'da, özellikle Bükreş'de ve Braila'da organize olan vatanseverlerin ve devrimcilerin nehirden gelip karaya çıktığı noktaydı. Tuna'ya bakan Baba Tonka Müzesi'nde Mithat Paşa'nın portresi de var; fesli, koyu renk kruvaze bir takım elbise giymiş ve Cavour'unkine benzer gözlük takmış. Parlak dehalı bir adammış, kendini imkânsız bir durumun içinde bulmuş. Osmanlı rejiminin çöküşünü, hatta adaletsizliklerini görmüş, aydın reformlar gerçekleştirmek ve ülkenin modernizasyonu için uğraşmış, ama Türk hâkimiyetini savunma konusunda da kararlıymış…”

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:53 AM
90'lı Yıllarda Türkiye'de Çağdaş Sanat [...] 1990'larda, yapıtın tartışılmaz saflığı yerine örgensel bir katışıklık, farklı gösterimlerden güç alan disiplinlerarasılık yerleşir. Bu nedenle 1990'lar kendilerine önceki kuşaklardan miras kalan gerçeklik ve kuramı arasındaki tekabüliyet ilişkisine çoğunlukla ironik bir gülümsemeyle yaklaşır. Yapıt ile göndergesi arasındaki çelişkinin farkında olarak, mantık hatalarının, eğretilemelerin, yapıtı meydana getiren materyalin sürekli bir değişkenlik taşıması gerektiğini düşünen çalışmalar ortaya çıkar. Dolayısıyla sahibinin açık imzasına dönüşen modernist belirleyici üslup yadsınır, “yüksek” ve “aşağı” kültür, “seçkin” sanat ve “kitle” sanatı arasındaki modernist ayrımlar yıkılmaya çalışılır. Beğeni kültürlerinin çeşitliliği, kitsch ve abartılı görsellik her an karşılaşılabilecek bir özellik olarak ortaya çıkar. 1980'li yıllarda modernizmin çözümlemeci, karşı konulmaz şekilde değerli ve üstün özelliklerine sahip yapıtları, 1990 sonlarına doğru yerini, düzenlemeye yönelik, kurulduktan sonra kaldırılıp atılabilecek, provokatif ve kimi zaman anti-estetik bir yapıya devreder. Gerçekçi ve temsili sanatın ya da geç soyut resmin sunduğu rahatlık ve avuntunun yadsınması bu dönemin belki de en belirgin özelliğidir.”
- Levent Çalıkoğlu

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:53 AM
Ruhaltı Karikatürist Bahadır Baruter, Ruhaltı adlı kitabında 32 kısa çizgi öyküyle karşımızda. 1996-2008 yılları arasında Lemanyak ve Lombak dergilerinde yayımlanan çizimlerinin yanı sıra, yalnızca bu kitap için hazırladığı benzersiz çalışmalar, sanatçının 12 yıllık emeğini gözler önüne seriyor.

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:53 AM
lasik Anlatı Sineması "Klasik film için izleyici tek tek bireyler değildir. Bir kitledir. Modernist film içinse izleyici, bir kitle değil 'birey'dir. Bir Hollyvvood filmi seri halde, birbirine benzer olarak ve hızla üretiliyorsa tüketicisi de onu kitlesel olarak ve hızla tüketir. Başka bir deyişle üretim biçimi tüketim biçimini belirlemiştir. Modernist film ise tek tek, görece uzun sürede ve özgün, biricik olarak üretilen filmdir ve izleyicisini de böyle görür. Klasik anlatı filmleri ekonomik anlatım ilkesine dayanır. Temayı ve temel çatışmayı hızlı ve doğrudan bir şekilde iletebilmenin en ekonomik yolları kullanılır. Karakterizasyon konusunda da ekonomi ilkesi geçerlidir ve genellikle klasik anlatı filmlerinde standart film karakterleri inşa edilir. Az sayıda özellik tarafından belirlenmiş bu karakterler kolay anlaşılırlıkları, hemen tanımlanabilen rolleri dolayısıyla, seyircinin daha kolay ve daha yoğun empati kurabileceği yapıdadırlar."

batigol
06-11-2008, 01:54 AM
voooov kaç sayfa konu yaw oku oku bitmio:D

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:55 AM
Türk Masalları "Bir varmış bir yokmuş. Zaman zaman içinde kalbur saman içinde. Deve tellal iken, horoz imam iken, manda berber iken; annem kaşıkta, babam beşikte iken... ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken, babam düştü beşikten, alnını yardı eşikten... annem kaptı maşayı, babam kaptı küreği, gösterdiler bana kapı arkasındaki köşeyi...

Çoğu zaman bu sözlerle aralanır masal âleminin kapıları. Develer tellal olur, pireler berber. Bir dudağı yerde bir dudağı gökte araplar darda kalanın yardımına koşar. Demirden elbiselerini kuşanan acar delikanlılar Kafdağı'nın ardına yollara düşer. Az gidilir uz gidilir. Dere tepe düz gidilir. Altı ay bir güz gidilir. Yedi kat yer altının, on yedi kat gökyüzünün ejderhaları gözü pek yiğitlerin karşısına dikilir. Ayın on dördü gibi güzel, ay gibi ışıldayan, güneş gibi parlayan padişah kızları kırk gün kırk gece düğünle muratlarına erer. Onlar erer muradına biz çıkarız kerevetine...

Sayfa Sayısı: 528

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:55 AM
Uykusuz Dergisi Cilt 3 - sayı: 027 – 039



Türkiye’nin en çok satan mizah dergisi Uykusuz’un
27-39. sayılarından oluşan 3. cildi okurlarla buluşuyor.

Sayfa Sayısı: 208

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:55 AM
Teksas'tan Hakikate Yolculuk Teksas'ta bir çiftlikte dünyaya gelen ve Hıristiyan öğreti üzerine yetiştirilen Najla Tammy İlhan; çocukluğunu, gençliğini, hayatına hakim olan imani sorgulamaları ve İslam'ı keşif sürecinde yaşadığı olayları; duru ve samimi bir üslupla paylaşıyor okurlarıyla…

Etnik ve dini açıdan çeşitli bir geçmişten gelen Najla Tammy İlhan Teksas'ta bir kasabada doğdu ve büyüdü. Hıristiyan öğreti üzerine yetiştirilen yazarın çocukluğu gençliği ve gençliği büyük ölçüde hayatına hakim olan imani sorgulamalarla geçer. Mensup olduğu dine dair ilk sorgulaması kilisede, Pazar ayinlerinde kadınların makyaj yapmasının yasaklanmasıyla başlar. "İlk zamanlarda kilise böyle uygun gördüyse doğrusu da budur" şeklindeki kabullenmesi zaman içinde "madem doğrusu böyleydi neden başlangıçta izin verilmişti" şeklinde bir sorgulamaya dönüştü. İlk soru işareti lise yıllarında böylelikle meydana çıkarken üniversiteye geldiğinde içindeki merak ve sorgulama had safhaya ulaşmıştır. Çevresindeki farklı birçok mezhebe ve gruba bağlı kiliselere devam eden, onları inceleyen yazar bir türlü aradığı huzuru ve yaşam tarzını bu alternatiflerde bulamaz. Ta ki bir gün arkadaş çevresinden tanışacağı bir Türk onu İslam'la tanıştırana kadar…

Düzenlenen bir kano gezisinde yakınlaşan iki gencin birbirlerine hayatlarını ve inançlarını açmalarıyla başlayan dostlukları zaman içerisinde bambaşka yerlere taşır onları. Türk dostu Murat'ın nezaketine ve güzel ahlakına hayran olan yazar, onun mensup olduğu dini araştırır ve böylelikle İslam'la tanışır.

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:56 AM
Siyasetin Sosyolojisi ktidar, meşruluk, siyasal sistem nedir?
Toplum seçkinlerinin iktidarı mı, otoritesi mi var?
Siyasette dost-düşman ayırımı ne anlama geliyor?
Kültür siyaseti belirler mi?
Demokratik meşruluk modern devletin olmazsa olmaz niteliği midir? Machiavelli'den Althusser'e, Gramsci'den Foucault'ya, Marx'tan Weber'e, Habermas'tan Nietzsche'ye kadar uzanan kavramların serüveni... Aydınlanma felsefesi ile modernitenin hikâyesi. Bir muhalif akım olarak postmodernizm ve kimlik politikaları...
Kitap Siyaset Sosyolojisi dersini veren birçok akademide ders kitabı olarak okutuldu ve gerek öğrencilerden gerekse öğretmenlerden tam not aldı.
Akademik çevrenin yanı sıra kitap, siyaset ile sosyolojiyi ve aralarındaki çetrefil ilişkiyi merak edenler tarafından da ilgiyle karşılandı.
Günümüz siyasetini anlamamız, yaşadığımız siyasi olaylara anlam verebilmemiz için bir anahtar. Her gün sokakta, işyerinde, evimizde duyduğumuz siyaset kavramlarına berraklık kazandıran bir çalışma.

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:56 AM
Ramazanda Sağlıklı ve İnce Kalın r. Ender Saraç, ramazanda da sağlıklı ve ince kalmanın sırlarını bu kitapta okurlarıyla paylaşıyor. Ramazanda çoğu kişi kilo vereceğini sanır. Aksine bilinçli beslenemezse kilo aldığını ve yağlandığını görür. Asıl amacımız ramazanda hücrelerimizi ve bir bütün olarak bedenimizi sağlıklı tutmak olmalıdır. Kilo kontrolünde esas öz iradenin kuvvetlendirilmesidir.
Ramazan çok özel bir arınma dönemidir. Bu dönemde nefsimizi ve irademizi kuvvetlendirmemiz önemlidir.
Kitaptan

Midesi hassas olanlar bu önerilere dikkat!
- Bol bol ılık su için.
- Bolca nane, meyankökü, rezene, sarı kantaron çayı için.
- Yemeklerde az miktarda dereotu, nane, tarçın tüketin.
- Zeytinyağını ön plana çıkartın.
- Komposto özellikle de elma kompostosu midenin dostudur.
- Beyaz şeker yerine esmer şeker veya kaya şekeri kullanın.

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:56 AM
Mahalle Baskısı Mahalle Baskısı" Prof. Dr. Şerif Mardin'in Tezlerinden Harketle Türkiye'de İslam, Cumhuriyet, Laiklik ve Demokrasi “ 'Mahalle baskısı' bilinmeyen ve sosyal bilimce ifade edilmesi çok zor olan bir havadır. Bu havanın AKP'den bağımsız olarak Türkiye'de yaşadığına inanıyorum. Dolayısıyla bu havanın gelişmesine müsait şartlar oluşursa o zaman AKP de bu havaya boyun eğmek zorunda kalacaktır.”
- Prof. Şerif Mardin

Mahalle Baskısı, Türkiye'nin fazlasıyla ihtiyaç duyduğu kesin olan bu tartışmayı mümkün olduğunca serin kanlı ve verimli bir şekilde südürmeye katkıda bulunmak için hazırlandı.”
- Ruşen Çakır

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:56 AM
Devlet ve Kürtler Kürt Sorunu tartışması devam ediyor....Prof. Dr. Metin Heper'in daha önce İngilizcede yayımlanan önemli araştırması şimdi Türkçede. Devlet ve Kürtler, Türkiye'de devlet-Kürt ilişkilerinin mevcut kuramsal model açısından mı yoksa alternatif kuramsal model açısından mı incelendiğine bağlı olarak, değişen üç yaklaşımın varlığını belirleyerek, başka önemli yaklaşım önerileri sunuyor.

Heper, kitapta alternatif kuramsal modelden yola çıkılarak şu genel sorulara yanıt arıyor;
- Türkiye'de devlet farklı dönemlerde Kürtleri nasıl algılamıştır; neden böyle algılamıştır?
- Devlet bazı dönemlerde Kürt vatandaşlarından ne gibi tehditler gelebileceğini düşünmüştür?
- Devlet kendisini tehdit altında gördüğünde ne tür etnik anlaşmazlıkları çözme stratejileri benimsemiştir?

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:56 AM
Kıran Resimleri Kıran Resimleri'ni okumaya başladım ve daha ilk bölümde çarpıldım. Aynı acılarla ağlayıp aynı sevinçlerle gülen insanların sadece bir günde can düşmanı kesilip birbirlerini boğazlayışlarının, gerçeküstü, inanılmaz ve vahşi öyküleriydi anlatılanlar. İnci Aral, kanlı Kahramanmaraş olaylarından insan manzaraları çıkarıyordu. Bu bir 'katliam kroniki' idi.
ONAT KUTLAR

Kıran resimleri, yalnız Türkiye resimleri değil; Asya, Afrika ve Latin Amerika manzaraları bunlar. Afganistan'da, Lübnan'da, Habeşistan, Salvador ya da Kamboçya'da kıvırcık saçlı, beyaz ya da badem gözlü kadınlar hep aynı kıran manzaraları içinde. Kıran Resimleri'nde kanımca bir "Maraş Olayı" değil, bir kadın olayı vardır. Maraş katliamı görüntüleri içinde, insanlığın gündeminde daha çok uzun zaman kalacak olan evrensel bir sorun, kadın sorunu işlenmiştir.
DERVİŞ POLATEL

Kıran resimleri'nde, İnci Aral'ın bir yazar olarak gösterdiği yürekliliği kutlamak isterim. Duygu sömürücülüğüne ve slogancılığa kapılmadan, giriştiği işin büyüklüğü altında ezilmeden, korkmadan adeta bir destan çıkarmış ortaya.
ERHAN BENER

Sayfa Sayısı: 102

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:56 AM
Türk Edebiyatı Yardımcı Ders Kitabı 12. Sınıf / Öğretmen Ve Öğrenci Kılavuzu eni Program için hazırlanmış olan ders kitaplarına uygun olarak yazılan yardımcı ders kitabımızda kazanımlar ve amaçlar göz önünde tutulmuş,işleniş süreci içerisinde yer alan ''ölçme değerlendirme''ki bilinmeyen kelimeler ile günümüz Türkçesine çeviriler verilmiş,sorular ayrıntılarıyla cevaplanmış ve çözümlenmiştir.

Etkinlik uygulamaları ile ilgili yönergeler belirtilmiş,araştırma ödevleri alanının seçkin kaynaklarından doğrudan alıntılanarak ,bilginin kaynağında görülmesi düşüncesiyle sunulmuştur.Yine kitabımızda daha fazla bilgi sahibi olmak isteyen öğretmen ve öğrenciler için ek bilgiler verilmiştir.

Hiçbir ayrıntının unutulmadığı bir program kılavuzu ve Milli Eğitim Bakanlığı ders kitaplarına göre hazırlanmış yardımcı ders kitabı olan eserimizin ''temel başvuru kaynağı'' olacağı inancındayız.
Herzaman dediğimiz gibi;

''Bilgi Değerlidir''

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:57 AM
Dil ve Anlatım Yardımcı Ders Kitabı 12. Sınıf / Öğretmen ve Öğrenci Kılavuzu Yeni Program için hazırlanmış olan ders kitaplarına uygun olarak yazılan yardımcı ders kitabımızda kazanımlar ve amaçlar göz önünde tutulmuş,işleniş süreci içerisinde yer alan ''ölçme değerlendirme''ki bilinmeyen kelimeler ile günümüz Türkçesine çeviriler verilmiş,sorular ayrıntılarıyla cevaplanmış ve çözümlenmiştir.

Etkinlik uygulamaları ile ilgili yönergeler belirtilmiş,araştırma ödevleri alanının seçkin kaynaklarından doğrudan alıntılanarak ,bilginin kaynağında görülmesi düşüncesiyle sunulmuştur.Yine kitabımızda daha fazla bilgi sahibi olmak isteyen öğretmen ve öğrenciler için ek bilgiler verilmiştir.

Hiçbir ayrıntının unutulmadığı bir program kılavuzu ve Milli Eğitim Bakanlığı ders kitaplarına göre hazırlanmış yardımcı ders kitabı olan eserimizin ''temel başvuru kaynağı'' olacağı inancındayız.
Herzaman dediğimiz gibi;

''Bilgi Değerlidir''

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:57 AM
Bir Gülü Sevdim O, üç günlük günümüz aşklarına inat yıllarca ölümsüz aşkların şarkılarını yazdı. O, şiiri tozlu sayfalara gömenlere inat vazgeçilmez bir tutkuyla şiiri plaklara, kasetlere, kliplere, radyolara, televizyonlara ve de sahnelere taşıdı.
Ve O adam... Yani Ahmet Selçuk İlkan yıllar yılı yüzlerce şiirini kulaklara değil yüreklere kazıdı...
Ve yüzlerce şarkıya şiirleriyle can verdi.
Hayatımızın en anlamlı ve en duygulu anlarında sımsıcak bir yastık gibi yaslandığınız, zaman zaman sevdiklerinizle el ele göz göze paylaştığınız ve yalnızlığınızda bir eski dost gibi sarıldığınız notalara ve yüreğinize dökülen bu şiirleri en yalın haliyle bu kitapta sizlerle paylaşmaktan mutluyuz.
Yaşamınızın gönül sayfalarında bir çiçek gibi kurutup özenle sakladığınız bu ölümsüz şarkıların şiirlerini "BİR GÜLÜ SEVDİM BİR SENİ SEVDİM" diyerek anılarınızın gölgesinde yeniden hatırlamaya, şiirli bir yolculuğa çıkmaya ve bitimsiz sevdalara yol almaya ne dersiniz?

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:57 AM
Bütün Din ve Kültürlerde Kıyamet

Ve, son yüz yılda dünyada yaşanan bütün gelişmeler gösteriyor ki kıyamet saati artık evren için çok uzak değil...

Bütün Din ve Kültürlerde; Kıyamet Saati, İslamiyet, Hristiyanlık, Yahudilik gibi ilahi dinlerin kıyamet olgusuna bakışını incelediği gibi Budizm, Hinduizm, Şamanizm gibi farklı inanç sistemlerinin de, evrenin bir anda yok olması olgusuna yaklaşımlarını gözler önüne seriyor. Aynı zamanda Nostradamus ve Aziz Maliki gibi ön görü hiplerinin kıyamet ile ilgili tahminlerini de ortaya koyuyor.

Kutsal kitaplarda verilen bilgilerin en önemlisi evrenin başlangıçının ve bir sonunun olduğu gerçeğidir. Çünkü tüm insanlar ve diğer canlılar gibi evrenin de bir ölümü var. Milyarlarca senedir işleyen kusursuz düzen bir yaratıcının eseri ve bu düzen O'nun emriyle ve O'nun belirlediği bir zamanda son bulacak;

'Saatin (kıyametin) ne zaman demir atacağını (gerçekleşeceğini) sorarlar.' (Kur'an- Kerim - Araf Suresi, 187)

'O gün rab bir ve ismi de bir olacak.' (Tevrat - Zekeriya, 14;9)

'O günlerin bunalımından hemen sonra, güneş kararacak, ay ışığını vermeyecek, yıldızlar gökten düşecekler ve göklerin kudreti sarsılacaktır.' (İncil - Matta 24;29)

Bütün Din ve Kültürlerde; Kıyamet Saati dünya dinlerinde ve kültürlerinde kıyamet kavramını okuyucuya toplu olarak sunarken bir baş ucu kitabı olma özelliği taşıyor.

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:58 AM
Türkler Wilhelm Radloff’a kadar Türk dili ve genellikle Türklükle ilgili araştırmalar, ancak o zamana kadar bilinen sınırlı sayıda eserlere dayanılarak yürütüldüğünden, Türk dili, tarihi ve sanatı konusundaki düşüncelerin çoğu kuram çerçevesini aşamamakta idi. Orhon yazıtları daha okunamamış, Doğu Türkistan’daki zengin Uygur dili ve kültürü malzemesi ortaya çıkarılarak incelenememiş, Kâşgarlı Mahmut’un Divanü Lûgat-it-Türk’ü bulunamamıştı.
Bundan başka, bilginlerin, XIX. yüzyılda Türk dünyasının genel durumu, boyların lehçe özellikleri, sayıları, dağılışları vb. konusunda açık bilgileri yoktu, bu bakımlardan da yerinde ve toplu araştırma ve derlemeler yapılamamıştı. Yerinde araştırma yapan Finlandiyalı M. A. Castren (1813-1852, Sibirya), Macar H. Vambery (1832-1913, Anadolu, İran, Türkistan) vb. gibi bazı büyük gezgin Türkologlar ortaya çıkmakla birlikte, bunların araştırmaları da yöresel kalmıştır. İşte bütün bu noksanlıklar içinde Wilhelm Radloff, bütün “Türkoloji” alanında dönem açan bir dev bilim adamı olarak sivrilmektedir.

Sayfa Sayısı: 552

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:58 AM
Osmanlı Döneminde İstanbul Hammalları Yerleşim tarihi milattan önce dört binli yıllara uzanan İstanbul şehri, Fetih’le birlikte önemli bir ticaret merkezi olur Ticari yapının bel kemiği diyebileceğimiz hammallar da, İstanbul ticaret hayatında mühim bir rol oynar.

“Dünyanın yükünü sırtında taşıyan insanlar” diyebileceğimiz hammalların, özellikle İstanbul hamallarının, Osmanlı’dan günümüze uzanan tarihi serüvenini bulacağınız bir kitap. Memleketleri, isimleri, ikamet yerleri, aylık gelirleri, toplumsal olaylara olan etkileri… Canlılığını büyük oranda bu gün de koruyan “hamallık” kurumu üzerine birincil kaynaklardan yola çıkılarak hazırlanmış titiz bir çalışma…



Arka Kapak:

Esnaf gruplarının kendi iç düzenleri, her bir grubun diğer esnaf grubuyla ve toplumun diğer katmanlarıyla olan ilişkileri tarihten önemli enstantaneler sunmakta, her bir kare ait olduğu bütünün parçasından bir şeyler taşımaktadır. Bu grupların ilişkilerinin ve kimliklerinin tespiti yapıyı tanıtan ve dolayısıyla bütünü ve tarihi anlamlı kılan bir araç hükmündedir. Araştırmalarda verilen istatistiksel bilgiler tek başlarına ele alındığında kendilerini ifade etmekte zorlanırlar ancak, başka verilerle birlikte değerlendirildiğinde bütünü tamamlarlar. Dolayısıyla hareket noktası, insanlığı, bir çizgisel zaman sürecine sıkıştırmadan, devirlerin kendi içsel düzenlerine müdahale etmeden, en az yorumla tasvir etmek ve sadece olanları anlama çabası ile kendini ve yaşadığı toplumsallığı daha anlaşılabilir kılmak olduğunda belki de tek tek insanların, grupların tarihi bütünün tarihini anlamlı kılabilecektir.



İşte bu amaçla hazırlanan elinizdeki kitap, dönemlerinde önemli bir işlev yerine getiren, hep göz önünde olan ama toplumsal hayata katkıları bugüne kadar pek çalışılmamış bir esnaf grubunun, İstanbul hammallarının incelenmesinde bir ilk çalışma niteliği taşıyor. Bir taraftan hammal esnafının kökenlerini, geçimlerini, kurumsal yapılanmalarını, çalışma biçimlerini ele alırken, diğer taraftan dönemin arşivlerini takip ederek bir dönemin toplumsal ilişkilerini de gözler önüne seriyor.

Sayfa Sayısı: 368

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:58 AM
Türk Halk Şiiri Antolojisi Türk şiirinin bilinen en eski yazılı örnekleri olan Orhun Kitabeleri’nden bugüne gelinceye kadar, bir milletin geçmişten geleceğe uzanan hikâyesi; sözlü kültürden ve folklordan beslenen “Türk Halk Şiiri” ile farklı bir boyutta hayat bulur.

Kültürümüzün ayrılmaz bir parçası olan halk edebiyatı üzerine, bugüne kadar yerli ve yabancı birçok araştırmacı tarafından çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalar içerisinde önemli bir yekûn tutan antolojiler hazırlanırken, çok sayıdaki şair veya şiir arasından yapılacak seçimde hangi kıstasların esas alınacağı, şairler hakkındaki biyografik bilgilerin yetersiz oluşu ve buna benzer problemlerle karşılaşılmaktadır. Antolojiler tıpkı uçsuz bucaksız bir bahçenin binlerce çeşit çiçeğinden yapılmış bir demet gibi, mutlaka kompozisyonu hazırlayan elden izler taşıyan seçkilerdir.

KTÜ Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Çelik’in farklı yazılı kaynakları tarayarak yaşayan halk şairleriyle yapılmış birebir görüşmelerinin ışığında titiz bir çalışmayla hazırladığı Türk Halk Şiiri Antolojisi; bilinen ve farklı kaynaklarda adı geçen en fazla halk şairini kronolojik olarak bir araya toplamaktadır. Kitabın ismi “Türk Halk Şiiri Antolojisi” olmakla birlikte, Türk dünyasının halk şiiri örneklerinin tamamını bir kitaba sığdırmak mümkün olmadığından, çalışma İslâmiyet’in kabulünden önceki Türk edebiyatı ürünleri ile Azerbaycan’ı da içine alan Osmanlı coğrafyasında 20. yüzyıla gelinceye kadar ortaya çıkan Türk halk şiiri ile sınırlandırılmıştır. Hece ölçüsüyle şiir yazmış tekke şairlerinin bu türdeki şiirleri de çalışmaya dâhil edilmiştir. Eser hazırlanırken şairleri en iyi tanıtıcı özelliğe sahip şiir örneklerinin seçilmesine özen gösterilmiş, Yunus Emre, Karacaoğlan, Âşık Veysel gibi halk şairlerine, şiirlerinin fazlalılığı doğrultusunda daha geniş yer ayrılmıştır.

Araştırmacılar için bir başucu kitabı niteliğindeki eser; İslam Öncesi Türk Şiiri, İslam Sonrası Türk Şiiri ve Anonim Halk Şiiri olmak üzere üç ana bölümden, ayrıca şiirleri okurken kılavuzluk edecek kapsamlı bir sözlük ile çalışmayı hazırlarken faydalanılan ve araştırmacıları kaynaklara yönlendirecek geniş bir bibliyografyadan oluşmaktadır.

Türk Halk Şiiri Antolojisi lüks ve temiz baskısı, okuma kolaylığı sağlayan çift sütun sayfa düzeniyle teknik açıdan göz doldururken, halk edebiyatı ile ilgilenen araştırmacılar ve öğrenciler için vazgeçilmez bir kaynak, ayrıca her kesimden kitapseverin zevkle okuyabileceği özel bir kitap olarak Timaş Yayınları’ndan okuruyla buluşuyor.

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:58 AM
Türkiye'de İslâmcılık ve İslâmi Edebiyat Türkiye’de 1970’lerin sonu 1980’lerin başında yükselmeye başlayan İslâmi hareketler son çeyrek yüzyılda önemli bir gündem maddesi oluşturdu. Bu hareketler, on yıllar içinde büyük bir değişim gösterdi. Kenan Çayır, Türkiye’de İslamcılık ve İslami Edebiyat başlıklı bu çalışmasında, İslâmi hareketlerdeki büyük değişimi mercek altına yatırıyor. Çayır, bu dönüşümü İslâmi söylemi üreten en önemli alanlardan biri olan edebiyat ve romanlardaki söylemi çözümleyerek ortaya koyuyor. 1980’li yılların hidayet romanlarından 1990’lı yılların öz-düşünümsel romanlarına doğru yaşanan dönüşüm, İslami aktörlerin de dönüşümünü gösteriyor. Çayır, bu dönüşümü kolektif- epik İslâmcılık’tan özeleştirel anlayışa doğru yaşanan bir dönüşüm olarak nitelendiriyor. Bu çalışmada ele alınan romanlar, Türkiye’deki İslamcı söylemin yıllar içinde, çevreden merkeze hareketini, yekpare özneden parçalı özneye, hidayetten sorgulamaya olan seyrini okura sunuyor ve “İslamcılık” olarak nitelendirilen anlayışın, düşünüldüğü gibi yekpare ve değişimlere kapalı olmadığını gösterirken, bu söylemin somut koşullara diğer söylemler kadar duyarlı olduğunu ve tarihsel olarak oluşturulduğunu roman örnekleriyle birlikte sunuyor. “Çayır bu çalışmasıyla bizlere, 1980’li yıllarda ideolojik anlatıdan 1990’lı yıllarda öz-düşünümsel anlatıya dönüşen İslami anlatının iç mekanizmaları ve dönüşümü hakkında yeni içgörüler sunuyor.” Nilüfer Göle, École des Hautes Études en Sciences Sociales “İslam üzerine yazılanlar oldukça geniş fakat Çayır henüz üzerine çok düşünülmemiş bir konuyu ele alıyor ve İslami romanlardaki şimdiye kadar fark edilmeyen dönüşümü tartışarak bu dönüşümün çok önemli boyutlarını ortaya çıkarıyor.” Yeşim Arat, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü, Boğaziçi Üniversitesi “Türkiye’de İslamcılık ve İslami Edebiyat, yöntemsel bir derinliği örnekliyor. İslamcı siyaset içinde son dönemde yayınlanan eserleri ele alan bu çalışma, teorik çerçeve ve somut verileri zekice ve dikkatlice ele alan bir araştırma.”
Christopher Houston, Macquarie Üniversitesi

Sayfa Sayısı: 191

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:58 AM
Kapitalizmin Malileşmesi ve Kriz Kapitalizmde, son otuz yıl içinde ortaya çıkan değişimler, yaygın bir üçleme ile karakterize edilmektedir: Neoliberalizm, küreselleşme ve malileşme. Bunların ilk ikisi hakkında bir sürü şey yazılmış olmakla birlikte, üçüncüye dair çok daha az dikkat sarf edilmiştir.(1) Yine de malileşme bugün artık giderek üçlemenin egemen gücü olarak görülmektedir. Kapitalizmin malileşmesi; iktisadi etkinliğin ağırlık merkezinin üretimden (ve hatta büyüyen hizmetler sektöründen) finansa doğru kayması günümüzün kilit sorunlarından birisini oluşturmaktadır. Bu öğe, kapitalizm yeni bir evreyle mi girdi sorusunun ortaya atılmasını herhangi bir başka görüngüden daha fazla zorlamaktadır.
Sistem malileşmenin bir sonucu olarak değişmiş olmasına değişmiştir ama bu değişimin, üretim içindeki temel birikim sorununun aynı kalması nedeniyle, kapitalizmin bütünüyle yeni bir evresi olmaktan uzak olduğunu ileri süreceğim. Malileşme, bunun yerine, kapitalizmin tekelci evresinin, “tekelci-mali sermaye” olarak adlandırılabilecek olan yeni bir melez evresiyle sonuçlandı.

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:59 AM
Fotoğraf Üzerine Herhangi bir insanın vahşetin en amansız boyutlarını gösteren fotoğraflarla ilk defa karşılaşması, bir tür ifşadır, prototipik açıdan da modern ifşadır. Benim kendi payıma bu ifşayı yaşadığım an, Temmuz 1945’te Santa Monica’daki bir kitapçıda tesadüfen gördüğüm Bergen-Belsen ve Dachau fotoğraflarıydı. O güne değin -fotoğraflarda ya da gerçek hayatta- görmüş olduğum hiçbir şey, içimi bu denli keskince, derinden ve anında deşmemişti. Gerçekten de, tam olarak ne hakkında olduklarını kavramam yılları alsa bile, hayatımı o fotoğrafları gördüğümden önceki dönemim (o zaman henüz on iki yaşındaydım) ile sonraki dönemim olarak ikiye ayırdığımı söylersem abartıya kaçmış olmam. Onları görmem neye yaramıştı? Kaldı ki, fotoğraftan başka bir şey değildi onlar –o güne değin hemen hiç haberim olmamış ve etkilemek için de hiçbir şey yapamayacağım bir olayın, hemen hiç tasavvur edemeyeceğim ve dindirmek için de elimden en ufak bir şey gelmeyecek olan bir ıstırabın fotoğrafları. Fakat o fotoğraflara baktığımda içimde bir şey kırılmıştı. Bir sınıra dayanmıştım ve bu salt dehşetin sınırı değildi; tesellisi mümkün olmayan bir kedere düşmüş, yaralanmıştım, ama duygularımın bir kısmının katılaşmaya başladığını da hissetmiyor değildim; içimde bir şey ölürken, bir şey de hâlâ feryat edip duruyordu.”

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 01:59 AM
Doğan Kardeş Sayı 8/Her Yaştan Gençler İçin Aylık Çizgi Roman Dergisi oğan Kardeş’in sekizinci sayısından merhaba.
Yaz tatilinin yavaş yavaş sona ermesiyle birlikte,
dergide de bir hareketlilik başladı. Eylül sayımızda yeni
bir maceraya başlıyoruz. Huppen ve Greg’in yarattığı
kahramanlar Komançi ile Red Dust’ın 6 6 6 Çiftliği’nde
başlarından geçenler, bu aydan itibaren Komançi dizisiyle
sayfalarımızdaki yerini alacak. Ayrıca bu sayıda veda
ettiğimiz üç de macera var: Gecelerin Efendisi, Albatros
ve Kutsayıcı Güneş. Önümüzdeki sayıda, biri Kırmızı Kuşak
bölümünde olmak üzere yine iki yeni çizgi dizi karşınızda
olacak. Keyifli okumalar!


Okurlardan:

“Konsept olarak, içerik olarak, baskı kalitesi olarak dört dörtlük bir dergi olmuş.”
Salih Cem Bekiroğlu

“Yeni Doğan Kardeş’i ilk sayıdan beri heyecanla takip ediyorum. Tasarımı ve baskı kalitesiyle de harika olmuş.”
Gamze İnsel

“Merhabalar! Yeni Doğan Kardeş dergisini elimde tutuyorum. Sizleri can-ı gönülden tebrik ediyorum! Bir çizgi roman sever olarak çabanızı çok takdir ediyorum ve bu derginin, en az öncülü kadar uzun ömürlü olmasını ümit ediyorum.”
M. Korkut Öztekin

“Doğan Kardeş dergisini dün aldım ve çok beğendim. YKY olarak böyle bir girişiminiz olması biz çizgi roman severleri çok sevindirdi.”
Caner Keler

“Doğan Kardeş’in uzun soluklu olmasını dilerim…”
Serdar Kökçeoğlu
Beyazperde.com Haber Müdürü

“...her yaştan gençler kategorisinden bir okurunuz olarak doğrudan konuya gireceğim: Yeni Doğan Kardeş için teşekkürler... dergi aylık değil, haftalık olsun...”
Bülent Şentay

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 02:00 AM
Gelin sizi zayıflatalım. Üstelik aç bırakmadan, sağlıklı ve bilimsel yöntemlerle! Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez’in yeni çalışması Fark Etmeden Diyet’le Kalıcı Kilo Verme zorlanmadan zayıflamanın formüllerini sizlerle paylaşıyor. Bunu yaparken kilo yönetimini kolaylaştıracak bilgileri de sizlere sunuyor.

Pozitif ruh hali sağlayan yiyecekler... Düşük kalorili, kilo verdiren salatalar... Daha zeki olmak istiyorsanız yemeniz gerekenler... Sindirim güçlüğü formülleri... Mutluluk verici tarifleri... Detoks ayranı... Light ürünler ve kilo yönetimi... Çorbalar... Yorgunluktan ya da öfkeli bir ruh halinden şikayetçiyseniz yapmanız gerekenler... Fark Etmeden Diyet’in sürpriz, favori besinleri...

Fark Etmeden Diyet’le Kalıcı Kilo Verme, aç kalmaktan ve mucize beklemekten yorulanlar için anlaşılır bilgilerin yanı sıra, uygulaması kolay tarifler de içeriyor. Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez ve ekibi, kilo yönetimi konusunda merak edilenleri ve yanlış bilinenleri bu kitapla ortaya koyuyor ve damak tadımıza hitap eden öneriler sunuyor.

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 02:02 AM
Peygamberlerden Altın Öğütler

Kutsal kitapların ruhu...
Hayatın hakkını vererek yaşama sanatını öğreten en güzel öğütler...
Dinler, elçiler, ilahi kaynaklar ve bu kaynakların beslendiği tek kaynak...
Hepsi Peygamberlerden Altın Öğütler'de...
Peygamberler, taşıdıkları ilahi mesajlar ve örnek yaşantılarıyla tüm insanlığa sevgi, barış, güzel ahlak ve iyiliği tavsiye edip öğütler verirler...
Dinler ise evrensel mesajlarıyla insanlığı ortak bir değer altında toplar, güzel yaşama sanatını öğreten yollar gösterir...
Hayatı değerli kılan onu nasıl yaşadığımızdır... Bu nasılın içini ise sahip olduğumuz maddi değerler değil, manevi değerler doldurur.
Hayata ışık tutan ve yol gösteren öğütlerden oluşan elimizdeki bu eser, sizi tüm zamanları ve insanları kucaklayan peygamberlere yaklaştıracak...

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 02:02 AM
İzmir 1830-1930 Unutulmuş Bir Kent mi 922’deki büyük yangın, İzmir’in tarihinde önemli bir kırılma noktası oluşturur. Bu olay, 19. yüzyıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun en ihtişamlı şehirlerinden biri sayılan İzmir’i karanlık bir unutulma dönemine hapseder. Yine de, bu parlak liman şehri kendi küllerinden yeniden inşa olmayı başardı. Elinizdeki kitap, daha çok bu yangından önceki İzmir’i, yani Osmanlı İzmir’ini inceliyor. Tabii, İzmir’i İzmir yapan kentlileri esas alarak: Müslüman halk için burası, nüfusun büyük bir kısmı Hıristiyan ya da Yahudi gayrimüslimlerden oluştuğu için “gâvur İzmir”dir. Avrupalılar içinse, süregelen entelektüel yaşamın yoğunluğu nedeniyle “Doğu’nun küçük Paris’i”… Bu kozmopolit yapı içinde Ortodoks ve Katolik Hıristiyanlar, Yahudiler ve Müslümanlar Avrupa’ya doğrudan açılan bu ticaret kentinde hoşgörüleri, yeniliğe açıklıkları ve sanat sevgileriyle, hep birlikte yaşadılar. Marie-Carmen Smyrnelis’in derlediği ve İzmir’in kozmopolit zenginliğini ortaya çıkaran bu çok yazarlı kitap, 1830-1930 yılları arasında, İzmirlilerin hikâyesini anlatıyor.

Sayfa Sayısı: 236

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 02:02 AM
Eyüp Sultan (r.a.) / İstanbul Semalarını Aydınlatan Bir Yıldız Onlar Allah`ın Resulü (a.s.m.) ile birlikte, Rahman`ın gönderdiği Kur`an`ı bizzat yaşayarak, her konuda bize eşsiz örnek oldular. Birer ayna misali Saadet Asrı`nı sonraki asırlara yansıttılar Bizzat Kur`an`ın ifadesi ile “Usve-i Hasane – En Güzel Örnek” oldular. Tıpkı Resul-ü Kibriya`nın (a.s.m.) buyurduğu gibi.
“Kıyamet günü sahabemden her biri, vefat ettiği yerin belde halkı için önder ve nur olarak dirilecektir.”
Peki ya “Sen aralarında bulunduğun sürece, Allah onlara azap edecek değildir. ve af diledikleri sürece de, Allah onlara azap edecek değildir.” ayetinin sonraki asırlara ve içinde bulunduğumuz zaman dilimine bakan yönü yok mu?
Onlar asırlar boyu hayatları ile olduğu gibi, dünyanın dört bir yanında bulunan kabirleri ile de bulundukları beldeleri nurlandırdılar, aydınlattılar. Birer yıldız gibi nur saçtılar, hidayet rehberi oldular. Kendilerini ziyaret edenlere hep Allah`ı ve Resulü`nü, hak ve hakikati, rahmet ve merhameti, sevgi ve şefkati hatırlattılar.
Ne mutlu bize ki, Peygamberi bir müjdeye nail olan İstanbul`umuz otuz civarında Sahabe kabrine ev sahipliği yapıyor.
Ne mutlu bize ki, Mihmandar-ı Nebi`yi, Medine`deki evinde Resulullah`ı yedi ay süreyle misafir eden Ebû Eyyûp el Ensârî`yi ağırlayan bir beldemiz var.
Bu eser, böylesi önemli bir Sahabeyi, İstanbul semalarını aydınlatan bir yıldızı bütün yönleriyle tanıyabilmek ve tanıtabilmek gayesi ile kaleme alındı. Onun aracılığıyla bize ulaşan misyona bir nebze olsun hizmet edebilme gayesiyle neşredildi.

Sayfa Sayısı : 192

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 02:02 AM
300 Soruda Ergenekon İddianamesi • Ergenekon’un örgütlenme, eylem ve faaliyet alanlarının özellikleri nelerdi?
• Yapılan operasyonlarda neler ele geçirildi?
İddianamedeki 15 yıllık sır nasıl açığa çıktı?
• Örgütün suikast listesinde hangi önemli isimler yer alıyordu?
• İşte korkunç iddia! Bingöl’de 33 askerin şehit olduğu saldırıyı kim azmettirdi?
• Eruygur tarafından kaç kişi fişlendi? Fişlemelerde kimlerin adı geçiyor?
• Sanıklar neyle suçlanıyor? Savcı, hangi sanık için ne ceza istedi?
• Gizli tanık, ülke üzerinde kurulan senaryolarla ilgili neler anlattı?
• Ergenekoncu Emniyetçiler kimler?
• Ergenekoncular neyi nasıl şifrelediler?
• “Yeşil” aslında Veli Küçük mü?
• Örgütün bir numarası kim?


Yüzyılın davasında sona gelindi! “Ergenekon” operasyonunda ele geçirilen bilgi ve belgeler, telefon dinleme kayıtları, ifade ve tespit tutanaklarıyla, satır aralarında saklanan gerçekleri öğrenmeye hazır mısınız? 2500 sayfalık iddianamenin en çarpıcı noktaları bu kitapla gün yüzüne çıkıyor!

Sayfa Sayısı: 680

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 02:02 AM
Ramazan Hediyesi / Bugün Ramazan-ı Şerifin Birinci Günü Ramazan'ın keyifsizliğiyle başlayan hikâyemiz, on bir kardeşinin onu mutlu etmek için hazırladıkları hediyelerden oluşmaktadır. Kardeşleri, Ramazan'ın üzüntüsünü, sıkıntısını azaltmak için onun ne denli sevildiğini, ne kadar düşünüldüğünü göstermeye çalışırlar.

Tüm ayların bir aileye, Ramazan'ın ise bu ailenin üzerine titrenilen küçük beyine dönüştüğü Ramazan Hediyesi hikâye kurgusuyla Ramazan'ı anlatan diğer pek çok kitaptan ayrılıyor.

Ramazan Hediyesi, Ramazan'ı sıkılmadan geçirmek, bu ayın kültür ve edebiyat hayatımızdaki önemini eğlenceli metinler okuyarak kavramak isteyenlere..

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 02:03 AM
Rusça Sözlük - 20.000 Türkçe - 20.000 Rusça sözcük
- En güncel ve en çok kullanılan sözcükler
- Türkçede ve Rusçada yaygın olarak kullanılan sözcük, terim
ve deyimleri içeren 40.000'in üzerinde maddenin Türkçe ve
Rusça karşılıkları
- Rusça sözcüklerin tümünün Türk alfabesine göre okunuşunu
gösteren kolay anlaşılır sesletimleri
- Okulda, tatilde ve işte kullanılabilecek ebatta ve hacimde...

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 02:03 AM
Kusursuz Satış Makinesi Bir şeyde ustalaşmak için 4000 farklı şey yapmak değil,12 şeyi 4000 kere yapmak gereklidir. Satış ve pazarlama sektörlerinin zirvesinde geçen 30 yıllık kariyeri boyunca Chet Holmes bir Makine gibi çalıştı ve sizi zirveye taşıyacak 12 strateji belirledi. Sunduğu harika örnekler, hikâyeler ve alıştırmalar sayesinde Kusursuz Satış Makinesi'ni çok eğlenceli ve olağanüstü bir kitap.

BU KİTAP İÇİN ÜNLÜ YAZARLARIN GÖRÜŞLERİ?
Bu inanılmaz kitap, işinizden aldığınız sonuçların katlanmasını sağlayacak.
- Brian Tracy

İş hayatında büyümek ve zenginleşmek isteyen herkesin okuması gereken bir kitap.
- J.Abraham

Satışlarınızı arttırmanız için gerekli her şeyi bir arada veren bir kitap.
- Michael Gerber

♥Pяєиsєs♥
06-11-2008, 02:03 AM
İnsan ve Toplum Bilimleri:1 / Genel Bakış İnsan ve toplum bilimlerinin belli başlı problemleri.
- İnsanı anlamada bilinç düzeyleri.
- İnsan ve toplum bilimleri,ortaya çıkışı
- Mitler ve modeller
- İnsana ve topluma etik bakış:Hümanizma
- İnsan ve toplum bilimlerinin imkanı,değeri.
- Tin bilimlerinin ideolojik yapısı
- Etik ve meta etikle ilişkiler
- Normatiflik ve politika
- Yapısalcılıkta birey toplum
- Analiz türleri
- İki kutup:Tarih ve modelizasyon
- Bazı paradigmalar
- İnsan ve toplum bilimlerinde bilimsellik
- Bilginin toplumsal temeli
- Nomotetik-İdyografik ayırımı
- İnsan ve toplum bilimlerinde genelleme
- Öngörü
- Bilimsel gelişmeler ve bilimsel yasalar karşısında insan ve toplum bilimleri
- Kognitif bilimlerle ilişkiler
- Mentalizmin ve Davranışçılığın açmazları

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 04:43 AM
Efsane Komutan Tarık Bin Ziyad O, hedefe ulaşmadan asla geri dönmeyi düşünmeyen bir komutan

O, tek yolun zafer olduğuna inanan bir komutan

O, gemileri yakan bir komutan

O, Tarık bin Ziyad

Çarpışma yaklaşıyor ve gerilim sürüyordu. Düşman sayı ve silah bakımından çok üstün durumdaydı. Ama o, mutlaka zafere ulaşmalıydı. İşte tam bu noktada Tarık bin Ziyad, öyle bir karar verdi ki bütün orduyu hedefe kilitledi.

Efsane Komutan, nefes nefese okuyacağınız gerçek olaylarla örülmüş bir roman.

Ayrıca kitabın sonunda romanla ilgili soruların bulunduğu bir bulmaca bulabileceksiniz.

Sayfa Sayısı: 208

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 04:43 AM
Özgürlük Savaşçısı eneral Vorontsof, Şeyh Şamil karşısında bir şey yapamayacağını anlamıştı. Perişan bir şekilde geri dönerken, Dimitri’ye:

“ Koskoca Rus İmparatorluğu’nun ezici kuvveti ve büyüklüğü karşısında, bir tek adamın, bir avuç insanla nasıl olup da mücadeleye devam ettiğini ve her defasında saldırı halinde olduğunu anlayamıyorum!” diyerek aczini belirtti.

Özgürlüğünü kaybedenlerin sonu köleliktir, diyen Şeyh Şamil’in bağımsız yaşamak uğruna verdiği insanüstü mücadeleyi ibret ve heyecanla okuyacaksınız.

Ayrıca kitabın sonunda romanla ilgili soruların bulunduğu bir bulmaca bulabileceksiniz.

Sayfa Sayısı: 176

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:08 AM
Günlükler 1966-197

1966-1971 yıllarını kapsayan Günlükler'in ikinci cildinde Max Frisch, öykü taslaklarını, yolculuklarındaki izlenimlerini, Vietnam, İsrail Savaşı, Yunanistan'daki askeri hükümet, Fransız Mayısı vb dönemin siyasal olaylarını ele aldığı notları bir araya getirerek anlatı, kurmaca, çözümleme, sorgu ve soruşturma tekniklerini yazı tekniğine dahil ediyor. Özellikle, insanı didik didik edip sorgu sandalyesinde afallatan, sarsıcı bir zeka örneği sergilediği ünlü “soruşturmalar”ı ile toplumsal, siyasal, psikolojik boyutlarıyla insanı ele alıyor.

Günlükler 1946-1949'u tamamlayan kitapta Max Frisch güncesinin alanını genişletmeyi sürdürüyor.

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:08 AM
İşinize Yarayacak Sözler İş yaşamı; kazançları, kayıpları, hayal kırıklıkları ve mutluluklarıyla aslında sadece bir oyun... Bu oyunda bazıları çok başarılı olup zengin olurken; bazıları hiç risk almadan sığ sularda dolaşmayı tercih ediyor ve başarısızlığa mahkum oluyor. Bu oyunda başarılı olanların hikayelerine battığımızda, iyi stratejiler uyguladıklarını görüyoruz.
İşinize Yarayacak Sözler, iş yaşamında stratejilerinizi en doğru şekilde oluşturmanız için reklamcılık, yönetim, pazarlama, marka ve tasarım üzerine söylenmiş özlü sözleri bir araya getiriyor.Bu kitaptaki sözlerin her biri, yıllara dayanan tecrübelerinsüzgecinden geçerek söyleniyor. O yüzden bu söz er; yıllar süren okulları bitirmekten, saatler süren konferanslarıdinlemekten daha çok şey katıyor insana...Eminiz bu kitabın içinde, sizin iş hayatınızı değiştirecek bir söz mutlaka var...

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:08 AM
Amigdala ünah keçimi bulmuştum: Amigdala... İnsan olduğum için aşık olmuştum ve bu kaçınılmazdı... Acı çekmemek için ölmek vazgeçmekti, yaşamak için acı çekmeye razı olmak ise katlanmak...
Belki de her şey böyleyken, hâlâ sevgi varken aramızda bitirmeliydik. Belki o zaman taze ve yıpranmamış olarak; sandık içlerinde, kitap aralarında saklayabilirdik aşkı, sonra kullanmak üzere... Naftalinlenebilir miydi aşk? Zaten hep iki yüzü yok muydu gerçeğin? İnsanlar koydukları normlarla kendilerini sınırlarken, anahtarı zaten kendilerinde olan hapishanelerinden kaçarak, işlemiyorlar mıydı en büyük suçları?
Ne kadar hüzün ve imkânsızlık varsa, aşk o kadar aşktı. İçine konulan acının dozundaydı sır. Beynin bir oyunuydu ama yine de insana özel duyguydu aşk... Kazanmalıydı...

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:08 AM
Kızıma Öyküler Kızına gereken kalitede eğitim verebilmek için pedagoji eğitimi alan bir anne ve öğretmenlikten vardiya amirliğine dek pekçok işte mesai harcayan bir iş kadını olan yazar Nazan Ege'den toprağımızın insanlarına özgü öyküler...
Kızıma Öyküler, doğruyu ve gerçeği arayan insanların kimi zaman mutlulukla, kimi zaman hüzünle örülü öykülerinin yer aldığı bir "bilgelik" kitabı.
Bu "bilgelik" ruhun tekamülünden çok, kızına ve dolayısıyla tüm okurlara "iyi insan olma"nın yollarını göstermeye çalışan bir anneninhayata dair çözümlemelerini içeriyor.

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:09 AM
Kafdağı Çağdaş edebiyatımızın en özgün kalemlerinden biri olan Müge İplikçi, son romanı Kafdağı ile okuru, “teslimat programları”nın karanlık dünyasına taşıyor. Teröre karşı savaş fikriyle gerçekleştirilen bu insanlık dışı uygulamanın hayatını yerinden oynattığı Zahide Sohni Mühür ile 1999 Gölcük Depremin'nde çocuğunu ve eşini kaybetmiş olan Gazeteci Emel'in kesişen yazgıları çerçevesinde akan Kafdağı, büyük bir sürpriz sunuyor okura.

Yetkin bir yazarın , dili başlı başına bir kurgu aracı olarak kullandığı Kafdağı, politik eleştirinin ve duruşun romanın şiirini zedelemediği ender örneklerden biri.

Müge İplikçi sizi Pakistan'dan Lübnan'a, Türkiye'ye, Avrupa ülkelerine ve ABD'ye uzanan bir Kafdağı'nın karanlık ötesine davet ediyor…

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:09 AM
Kuran Açısından Evrim Teorisi Yıllarca tarih öncesi efsanelerle, uydurma rivayetlerle İslam' da insanın ve dünyanın yaratılışı, bilimsel gerçeklere ters gösterildi.
Oysa Kuran, bundan 1400 yıl önce Evrim Gerçeği' ni tüm açıklığıyla önümüze seriyordu.
Bu kitapta, efsanelere, uydurma rivayetlere, tahrifata uğramış kutsal kitaplara değil, sadece ve sadece Kuran' a bakıp, Kuran ayetlerini yorumlayarak Evrim Gerçeği'ni ve insanın yaratılış öyküsünü bulacaksınız.
Kitapta yeralan iddialar, geleneksel “Yaratılış” inancına ve bilinen “Evrim Teorisi”ne dair zihinlerinizdeki bilgileri yeniden gözden geçirmenizi sağlayacak niteliktedir.

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:09 AM
Kış Ülkesi Çocukları Kış Ülkesi... Renkler, çiçekler ve Işıkla örülü bir dilin konuşulduğu ülke. Toprakları geniş ve bir o kadar da karlı... Kış şehirlerinden Yakınşehir’de yaşayan bir çocuk Güneş. Orada güzel bir hayatı var. Tıpkı öteki çocuklar gibi, bir çini ustasının düşlerini katarak yaptığı çinilerle süslenmiş bir sobanın başında, kış masalları dinleyerek uyuyor. Çinilerde bahar dalları, kırmızı başlı çalıkuşları, ellerinde ateş taşıyan sihirbazlar, dans eden filler, yavru aslanlar, kuyruğu havada sincaplar, meyve sepetleri, çiçek demetleri ve daha neler neler var... Güneş, yine tıpkı öteki çocuklar gibi Yaz Ülkesi’ni özleyen bir çocuk. Belki de en çok özleyen, en çok seven.
Kış Ülkesi Çocukları, özlenen bir dünya saklıyor içinde. Bütün çocuklar açıp okusun diye.

Sayfa Sayısı 192

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:11 AM
Vahşi İçgüdü carpetta ve ekibi -Pete Marino, Benton Wesley ve yeğeni Lucy- bir dizi korkunç cinayet ve şüpheliler arasındaki garip bağlantıların peşindedirler. Scarpetta, Florida’da yaşadıkları evden birdenbire esrarengiz biçimde kaybolan dört kişiyi araştırırken, Marino’nun komşu evde bulduğu şey kanını dondurur; bahçesindeki turunçgil ağaçlarından hastalık kaptığını ileri süren, ziraat müfettişini şikâyet eden yaşlı kadın, yatağında vahşi şekilde öldürülmüştür. Bu vahşi cinayet akla tek bir isim getirmektedir, ama o kişi de ünlü bir psikiyatri kliniğinde demir parmaklıklar arkasında bulunmaktadır. Üstelik bu psikopatın üzerinde bilimsel araştırmalar yapılmaktadır.
Ne var ki, devam eden aynı türdeki cinayetler akla karmaşık pek çok soru getirir. Katillerin sayısı gün geçtikçe artmakta mıdır? Yoksa bu vakaların birbirleriyle hiçbir ilgisi yok mudur? Acaba yapılan araştırmalar sonucunda bir adamın hasta beyni, dışarıda bir yerlerde gizlenen psikopat bir katil hakkında bilgi verebilecek midir?
Vahşi İçgüdü, Patricia Cornwell’in olağanüstü yaratıcı yeteneğini bir kez daha gözler önüne sermektedir.

Sayfa Sayısı 416

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:12 AM
21. Yüzyılda Kimlik, Vatandaşlık ve Tarih Eğitimi 20. yüzyılda tarihin bizi getirip bıraktığı yer, “kendimizi” ve “ötekileri” tanımlamaktı.
20. yüzyıl bizim için, söylemesi zor da olsa bitti. Peki, 21. yüzyılda
tarihe hangi misyonu yüklemek gerekiyor? Ya da biz istesek de istemesek de tarih,
ne için uğraşacak? Bu yeni yüzyılın eğilimlerinin insanın önüne koyduğu temel
problem geçen yüzyıldakilerden biraz daha farklı gibi görünüyor. Temel
problem, kendini ötekilerden üstün kılmak değil, bizzat “kendi olmayı başarabilmek”
olarak karşımıza çıkıyor. Belki de bu yüzyılda tarihten “kendimiz olabilmek”
ve “kendimiz kalabilmek” için yararlanacağız.”
Mustafa SAFRAN
Vatandaşlık tartışmaları son yıllarda birçok kitabın konusu oldu. “Vatandaşlık ve kimlik arasındaki ilişki modern dönemden farklılaşacak mı?” bir soru olarak hala orta yerde duruyor.
Farklı ülkelerden, farklı sesler ile vatandaşlık – tarih eğitimi ilişkisini tartışmaya açıyoruz.

Editörler: Mustafa Safran&Dursun Dilek
Yazarlar: Mustafa Safran, Akif Pamuk, Ramazan Alabaş, Hillary Cooper, İsmail Hakkı Demircioğlu, Keith C. Barton, Alan McCully, Erkan Dinç, Kate Hawkey, Helena Pinto, Erdal Aslan, Banu Çulha, Gavin Baldwin, Claudia Amaral, Linda S. Levstik, Ömer Say, Cevat Özyurt, Isabel Barca, Jon Nichol, Mehmet Açıkalın, Julia Castro, Engin Kaplan, Dursun Dilek, Sevgi Çoşkun, Bahri Ata, Yücel Kabapınar, Gülçin Yapıcı, Ahmet Şimşek, Ali Yılmaz, Kenan Kuruda, Kezban Kıcır, Tony Meechan, Salih Özbaran
Çevirmen: Zerda Sönmez


Sayfa Sayısı:420

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:12 AM
Ayrıkotu “Her insanın popüler bir dergideki basit bir test gibi çözülüp, gazetedeki bir kupon gibi işaretli yerlerinden dikkatlice kesilerek saklanmayı dilediği anlar olmuştur. O da bunu diledi. Baktı ki sadece istemekle olmuyor, yanı sıra bir şeyler yapması gerek, o zaman durup düşündü. Gördü ki çözüm önünde: Yazmak...” Rastgele seçtiği adreslere mektuplar yazan genç bir adam o: Her adrese farklı bir yanını, kendisiyle ilgili anlatmak istediği kadarını yazıyor. Mektubun ulaştığı her farklı adreste bambaşka bir hayat, bambaşka bir insan karşılıyor onu. Birbirlerini tanımasalar da hikâyeleri kesişiyor. Onu anlatmaya gerek yok, bir mektup kâğıdının üzerindeki yazılarla kendisini size anlatacak zaten. Bir gün evden çıktığınızda kapınızda bulacağınız bir mektup kadar yakın size... İrem Uşar ilk romanı Ayrıkotu ile romancılıkta kendi yolunu çiziyor. Bambaşka insanları ve onların hayatlarını genç kahramanının mektuplarıyla buluşturup hepsinin hayatlarını ayrı birer öykü tadıyla bir roman çatısı altında birleştiriyor.

Sayfa Sayısı: 204

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:12 AM
Kızılderiliye Yer Yok

Spokane Kızılderili rezervasyonunun yüz on bir yıllık sakin geçmişi, gitarı ve takım elbisesinden başka hiçbir şeyi olmayan siyahi bir ya*bancının ortaya çıkmasıyla değişir. Bu adam, şeytanla yaptığı anlaş*mayla ölümünü ertelemeyi başarmış efsanevi blues gitaristi Robert Johnson'dur. johnson'un tılsımlı gitarını genç bir hikaye anlatıcısı, toplumla uyumsuz bir müzisyen olan Thomas Ateş-Yakar'a vermesiyle büyülü bir serüven de başlamış olur. Rezervasyon barlarından köy tavernalarına, Seattle'ın asfalt yollarından Manhattan'ın gökdelenlerle bezenmiş caddelerine uzanan bu macerada Thomas ve Coyote Springs grubunun üyeleri, ecdatlarına ait kabuslarda kurtuluşun akortlarını çalarken, kendilerini, hayalini kurdukları rock'n roll yıldızlığı yolunda zorlu bir serüvenin içinde bulurlar.

Sayfa Sayısı : 358

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:12 AM
Hayatın Kaynağı / Ciltli Dünya bizleri kurtarma ve bize iyilik etme aşkıyla dolu insanlar tarafından hep kana bulandı. Tarihteki bütün savaşları yürekleri iyilikle dolup taşan, kendini bir dava uğruna feda ettiğini düşünen kurtarıcılar çıkardı.
Hitler, Almanları; Stalin, işçileri, Mao, köylüleri kurtarmak için dünyayı kana buladı. Milyonlarca insan,, kurtarıcıların şefkat dolu ellerinde can verdi. Onlar hep biz dediler, hiçbir zaman ben deyip kendilerini düşünmediler. Ama bilim, zenginlik, hayatı kolaylaştıran, yaşanır kılan her türlü buluş ve bilgi kendi çıkarları için çalışan, işini iyi yapan bencillerin eseriydi. Onlar hiçbir zaman biz olmadılar, sadece işlerini iyi yapmaya çalıştılar ve bizlere rağmen başardılar. Prometheus ateşi hediye ettiği insanlar tarafından yakıldı. Galileo dünya dönüyor dediği için bizciler tarafından işkencelere uğradı. Bireysel akıl, kalabalıkların onaylamadığı bu büyük güç, her çağda saldırıya uğradı. Tükettiğimiz her türlü zenginliği, paranın bir oyunu olarak ele almayı tercih ettiler, sistem kapitalizm, tüketim toplumu gibi adlar takıp eleştirdiler.Bu kitap, dünyanın fedakarlık tüccarları tarafından yok edilmemesi için bir akıl kalkanıdır.

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:13 AM
Kurtuluş Savaşı Tarihi Çoğu zaman, doğasındaki destansı niteliğiyle ve öne çıkan kahramanlık öyküleriyle hatırlanan kurtuluş savaşı bu kitapta başından sonuna eksiksiz öyküsüyle yer alıyor.
Genel Kurmay Başkanlığı, Harp Tarihi Dairesi'nin yayınları ve belgeleriyle hazırlanan “Kurtuluş Savaşı Tarihi”, savaşı tüm yalınlığıyla ve bilimselliğe yaraşır bir nesnellikle anlatıyor.

Sayfa Sayısı : 480

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:13 AM
Örümcek Adam Her sayfasından Örümcek Adam ve amansız rakipleri fırlıyor. Örümcek Adam, Yeşil Cin ve diğer karakterlerin muhteşem sahneleri 3 BOYUTLU tasarımlarla sergileniyor. Çekip çıkartılan karakter kartlarının da yer aldığı bu kitabı görmeden gerçek bir Örümcek Adam hayranı olduğunuzu söylemeyin!

sayfa Sayısı : 16

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:13 AM
Mehmetçik Taktı Adını "Efsunlu Kemal" Mütevazı bir evde doğmuştu... Muhteşem bir sarayda goziennı kapatırken, düşmanlarının bile saygı duyduğu biri hâline gelmişti.
İngiltere Başbakanı Lloyd George, gensoruyla koltuğundan olurken öfkeyle kalkmış ama yine övgüyle sözetmişti ondan:
"Arkadaşlar! Yüzyıllar nadir olarak dahi yetiştirir. Şu talihsizliğe bakın ki; O büyük dahi çağımızda Türk ulusu'na nasip oldu ve tam da bana rastladı. Mustafa Kemal'in dehasına karşı elden ne gelirdi!"
Dur durak bilmeyen 57 yıllık yaşam serüveni, ateş ve mermi yağmuru altında, fırtınalar şimşeklerle geçmişti. Yaşadığı çağ, İmparatorlukların battığı ve yerlerine yeni devletlerin kurulduğu, savaşlarla ihtilallerle dolu bir zaman dönemeciydi. Korku ve dehşetin maskesi, tüm insanların yüzünde asılı duruyordu. Bu sancılı dönemeçten başarıyla sıynlabilen birkaç ismin en büyüğü kendisiydi...
Kısacık ömrüne öyle çok şey sığdırmıştı ki, inanılmazdı. Düşmanları bile inanamamışlardı. Türk Mehmetçiği ona bir isim takmıştı. "EFSUNLU KEMAL", Bunu düşman askerleri de duymuşlardı. Onun cephede karşılarında durması içlerini ürpertiyor ve komutanlarına şöyle soruyorlardı: EFSUNLU KEMAL orada mı? "Hayır" diyordu komutanları, "hayır... O orada değil... İçiniz rahat olsun". Ama komutanlarınn da içi rahat değildi. "EFSUNLU KEMAL" Mehmetçiğin yanında tam karşılarında duruyordu!...
Özel arşivler... Özel belgeler... Gizli tutanaklar... Hepsi bir araya getirilerek ortaya çıkan bu öykü içindeki her şey gerçek. Bunlar, Atatürk'ün doğumundan ölümüne kadar olan bir dönemin gerçekleri.

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:13 AM
Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi Herkesin kolayca anlayacağı bir üslupla kağıda dökülen Türkiye de geri kalmışlığın tarihi son 35 yılın en çok okunan tarih eserlerinden biri olurken en az bir veya iki kuşağın siyasal ve kültürel tercihlerini de şu veya bu ölçüde etkiledi.

Sayfa Sayısı : 476

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:13 AM
İsmet İnönü Cumhuriyet tarihine giriş olarak okunabilecek bu özgün siyasi biyografi, “ikinci adam” hakkındaki bazı yerleşik görüşleri yeniden gözden geçiriyor.

Sayfa Sayısı : 294

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:13 AM
Müzakere - Müzakereden önce gerekli bilgileri toplamak
- Çok taraflı müzakere yönetmek
- Karşı tarafın konumunu değerlendirmek
- Bir müzakerede karşı tarafın yetki ve gücünüzün kaynağını belirlemek

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:13 AM
Şizofreni Terapisi Klinisyenler için hazırlanmış, 'Şizofreni Terapisi', şizofreni ve tedavisi konusunda en son bulgularla ilgili geçerli bilgi ve önerileri içermektedir. "Bu kitap çok geniş kapsamlı ve duru bir dille hazırlanmış olup klinisyenler için temel bir referans niteliğindedir. Konuyla ilgili bütün klinisyenlere şiddetle tavsiye ederim."
- Theresa Sheppard Alexander, "Facing the Wolfsa yazan

"Anlaşılır ve eşsiz bir kaynak. Şizofreninin karmaşık ve gizemli doğası ve hastalığı anlamak için gerekli çoklu tanı, araştırma, teori, tedavi ve fenome-noloji perspektifleri açısından bir hediye niteliğinde."
- Sherrie W. Echols, Klinik Psikolog

"Şizofreninin insani ve kişisel yüzünü aydınlatan kitap."
- Owen M. Wolkowitz, M,D., Psikiyatri doçenti. Kaliforniya Üniversitesi Tıp Fakültesi, San Francisco

Bu kitapları okumak yaptığınız işte daha iyi olmanızı sağlayacaktır. Somut önerileri klinik örneklerle birleştiriyor, böylece yalnız ne yapılması gerektiğini değil aynı zamanda neden yapılması gerektiğinin de anlaşılmasını sağlıyorlar. Bu kitaplar, psikotcrapötik ve psikiyatrik teknik üzerine klinik yazılar için açık ye anlaşılır yeni bir standart ortaya koyuyor.
DaidSpiegd,M.D., Psikiyatri ve Davranış Bilimleri Profesörü. Slanford Üniversite
Sophia Vinogradov, editör Kaliforniya Üniversitesi Psikiyatri Bölümünde öğretim üyesidir. Doktorasını ve stajyerlik eğitimini Stanford Üniversitesi psikiyatri bölümünde yapmıştır. Dr. Vinogradov Stanford Üniversitesi'ndeyken Dr. Irvin Yalom ile birlikte grup psikoterapisi üzerine derin bir eğitim almıştır. Şizofrenide bilişi inceleyen araştırmalar yapmakta ve şizofreninin yeni psikofarmakolojik tedavilerinin klinik denemeleri ile ilgilenmekledir.
Irvin D. Yalom, genel editör- Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde psikiyatri profesörlüğü yapmış olan Yalom'un Psikoterapi dizisinden çıkan; Evlilik Terapisi, Depresyon Terapisi, Cinsel Terapi, Anksiyete Terapisi, Alkolizm Terapisi, Yeme Bozuklukları Terapisi, Okulöncesi Çocuklarının Terapisi, Okul-çağı Çocuklarının Terapisi ve Ergen Terapisi'nin yanı sıra "Nietzche Ağladığında" adlı ödüllü romanın da aralannda bulunduğu çok sayıda kitabı vardı.

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:14 AM
Mustafa Kemal Türkiyesi 1935 yılının Türkiyesi'nde genç bir Alman kadınının Karadeniz'de başlayan Türkiye yolculuğu Ankara'da sonlanır. Cumhuriyete geçiş sancıları yaşayan bir ülkeyi boydan boya dolaşarak izlenimlerini kaleme alan Lilo Linke'yi Türkiye'ye sürükleyen neydi? Kendi ülkesi Almanya'yı Mitler rejimine karşı olduğu için terk edip Londra'ya yerleşen 'yazar adayı'nı İstanbul'a çeken çocukluğunda duyduğu masalların etkisi miydi gerçekten, yoksa sadece 'kader' miydi onu bu yolculuğa sürükleyen? Doğuya doğru bir kamyonun içinde bin bir güçlükle yolculuğuna devam eden Linke, insanlarla tanıştıkça önyargılarından sıyrılmayı başarırken, batı ile doğunun karşılıklı önyargılarına ayna tutmayı da biliyor.
Lilo Linke'nin geçtiği yolları İzlerken genç cumhuriyetin insanlarının endişeleri, sıkıntılarıyla birlikte umutları da yansıyor satırlara. Alman uzun 'yol' sonrasında, bugün geçmişe baktığımızda kazanımların yanında eksikleri de görmemizi sağlayan ve her koşul altında hoşgörüden uzaklaşmamamızı hatırlatan bir kitap Mustafa Kemal Türkiyesi. Yıllar sonra yazarına, Türkiye'nin gelişmesinden gurur duyacağı hayalini kurduran bir 'geçmiş zaman' seyahatnamesi.

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:14 AM
Ceviz Ağacına Kar Yağdı


Bugün, sadece yazdıklarıyla değil, son yıllarında inatla susuşuyla da tanınıyor. (Oysa daha ilk kitabı Haziran ile 1973 TDK Öykü Ödülü'nü kazanmış, Bir Solgun Adam ile 1974 Milliyet Yayınları Roman Yarışması'nda mansiyon almış, Anaların Hakkı ile 1978 Sait Faik Hikâye Armağanı'nı Adnan Özyalçıner'le paylaşmış, Bozkır Çiçekleri ile de 1979 Milliyet Yayınları Roman Yarışması'nda mansiyon kazanmıştı).

Selçuk Baran'ın görebildiği son iki kitabı (Arjantin Tangoları, 1992; Porselen Bebek, 1996) yayınevimizden çıkmıştı. Şimdi bütün öykülerini içeren bu kitapla, çok erken, beklenmedik bir zamanda susmuş bu önemli yazarımızı bilenler hatırlayacak, bilmeyenler tanıyacaktır diye umuyoruz.

Sayfa Sayısı : 712

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:14 AM
Öteki Defterler Nâzım Hikmet'in 1938'de İstanbul Tevkif-hanesi'ndeyken yazdığı, yarım kalmış roman ve anlatı parçalarıyla dolu defterler ilk kez gün ışığına çıkıyor.
Elinizdeki kitabın ana gövdesini Nâzım Hikmet'in beş bölümünü yazabildiği “Orası” adlı roman oluşturuyor: Hapishane ortamının ustalıkla betimlendiği, birbirinden ilginç çok farklı tiplerin birarada anlatıldığı romandaki kişilerin ve olayların ne kadar gerçek olduğunu Nâzım'ın hayatını yakından bilenler görebilir. Diğer parçalar ise, İmroz adasında geçen, kısa ama roman kıvamında bir anlatı olan “Zeytin ve Üzüm Adası”; 1930'lu yılların Yüksekkaldırım ve Tünel çevresindeki renkli dünyayı, Mübadele'nin bıraktığı izleri bütün güncelliğiyle yansıtan “Bayram” adını verdiğimiz bir öykü ve Nâzım'ın hapishanedeki düşlerini güçlü imgelerle, bir mektup sıcaklığıyla anlattığı, “Piraye'ye” adını verdiğimiz bir metin.

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:14 AM
Rüzgar Gibi Geçti merikalı bir yazarın elinden çıkan en kaydadeğer ilk roman. Ve hiç şüphesiz ki, gelmiş geçmiş en büyük romanlardan biri.”
-The New York Times, Yüzyılın Kitapları

Güçlü ruhu, çarpıcı güzelliğiyle Scarlett O'Hara, hür ve etkileyici Rhett Butler ve romantik, son derece yakışıklı Ashley Wilkes'ın içinde olduğu aşk üçgenine İç Savaş kıyameti eşliğinde tanık oluyoruz.
Aşk, ölüm, kan, kül ve savaşın götürdükleri.

SCARLETT : “Bunu yarın düşünürüm! Çünkü yarın başka bir gün...”
RHETT : “Açıkçası canım, hiç umrumda değil!”

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:14 AM
Sahildeki Evimiz “...Keskin ve üstün bir üslupla anlatılmış muhteşem bir roman.”
-Heat

“Saf eğlence... küstah, sıcak ve zeki.”
-Glamour

“Hızlı ve çarpıcı diyaloglarla dolup taşan bir roman, vintage Green!”
-Eve

“Jane Green, eğlenceli ve akıllı çik-lit'in efendisi... çok etkilenecek ve şaşkına döneceksiniz.”
-Woman


Sayfa Sayısı : 424

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:15 AM
Pike / İç Savaşın Polisi Türkiye son yirmi yılda önce Kontrgerilla, sonra Derin Devlet, daha sonra Susurluk Kazası ve son olarak da Ergenekon'u tartışıyor. Belki de Ergenekon'un izlerini daha başka yerlerde aramak gerekiyor?..
Türkiye'nin son 40 yılında devletin refleks merkezlerinde yeni bir ittifak kuruldu. Polisin, askerlerin, istihbarat örgütü ajanlarının, babaların, paramiliter parti militanlarının oluşturduğu bu ittifak ülke için yeni bir dönemin kapılarını açtı. Faili meçhul cinayetlerin, peşin infazların, kara paranın, uyuşturucu ve silah kaçakçılığının, sınırötesi suikastların damgasını vurduğu bu dönemin sembol isimlerinden biri Pike.
Kendisi gibi polis olan babası 27 Mayıs'ın mağdurlarındandı, belki bu yüzden, sola hep düşman oldu. Ülkenin içine düştüğü uzun iç savaş içinde kariyerini yaptı. Kimine göre acımasız ve gözü kara bir polis müdürü, kimine göre ilişkilerini hep sağlam tumaya çalışan işbilir bir bürokrattı. Ama her halükârda Pike, “iç savaş”ın polisiydi.
Derin devletle başladığı macerasını kendi deyişiyle “derin millet”in kollarında tamamladı. Siyasi macerası ummadığı biçimde kısa sürünce, Susurluk davasında yargılanması için de kapı aralanmıştı.
Tıpkı “Pike”yi mahkemeye sürükleyen olaylar gibi, burada da anlatılanlar “kişisel bir öykü” değil. Çünkü Pike'nin tarihi Türkiye'nin son kırk yılının da tarihi. Yazan kadar okuyana da, müdahil olan kadar seyredene de büyük sorumluluklar yükleyen bir tarih...

Sayfa Sayısı : 272

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:15 AM
Alevilerin Kemalizm'le İmtihanı Araştırmacı-yazar Cafer Solgun, Alevilerin Kemalizm'le İmtihanı adlı bu kapsamlı çalışmasında oldukça zor sorulara cevap arıyor:
"Makul vatandaş" tanımına uymayan Alevi er neden hâlâ devletin resmi ideolojisinden yana? Aleviler neden Kemalist?
Sorular zor, çünkü devletin dayattığı "makul vatandaş" tanımına uymayan Alevilerin bir kısmı yaşadıkları onca acıya rağmen Cumhuriyet'in kuruluşundan beri laik, Kemalist sayıyorlar kendilerini... Cafer Solgun, tüm acıları, baskıyı yaşamış biri olarak bu çelişkiye içeriden bakıyor; Alevileri Alevi kimliği üzerine düşünmeye, kendi gerçekleriyle yüzleşmeye çağırıyor. Tarihini isyanlarla, direnişlerle, mağdurdan yana olmakla geçirmiş ve bunun bedelini çok ağır ödemiş bir inancın bugün egemen iktidarla kurduğu yakınlığı ve bu yakınlığın yarattığı yabancılaşmayı tüm yönleriyle ele alıyor.


Sayfa Sayısı : 144

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:15 AM
İslam Birliği ve Mustafa Kemal Osmanlı Devleti'nin 1. Dünya Savaşı öncesinde Müslüman toplumların birliğini tesis etmek üzere oluşturduğu siyasete Panislamizm, İttihad-ı İslam gibi değişik isimler verilmiştir. Konu hakkında yazılan makaleler ve araştırma metinleri, Panislamizm ve Panturanizm'i bir düşünce ve eylem birlikteliği olarak değerlendirmekte ve izlenen bu iki farklı politikanın neden başarısız olduğuna dair yorumlar sunmaktadır.

Prof. Dr. Metin Hülagü, Panislamizm ve Panturanizm'i ilk defa İngiliz Dışişleri Arşivleri'nde saklanan belgelerin verdiği bilgiler ışığında inceliyor; Osmanlı Devleti ile Mustafa Kemal'in Milli Mücadele yıllarında uyguladığı politikaların perde arkasını anlatıyor.

Mustafa Kemal, Osmanlı Genelkurmayı'nın emriyle İslam Birliği için yola çıktı…

İlk defa yayınlanan bu belgelerde, yakın tarihi yeniden yorumlamamıza sebep olacak birçok bilgi yer alıyor. Bunlardan en önemlisi, hilafet projeleri hakkında yazılanlar. Kitaptaki belgeleri incelediğimizde ve Prof. Dr. Hülagü'nün belgeler üzerinde yaptığı zihni egzersizi takip ettiğimizde; Osmanlı Devleti'nin son yıllarında, Arapların bağımsızlığı, hilafetin yeni bir şekle sokulması, Müslüman toplumlar arasında İslam Birleşmiş Milletleri'nin oluşturulması gibi konularda radikal kararlar alındığını görüyoruz. Mustafa Kemal'in, Osmanlı Genelkurmayı'nın emriyle, Şerif Hüseyin'in oğlu Emir Faysal'la yaptığı anlaşma, bu kararlardan sadece bir tanesi. Emir Faysal ve Mustafa Kemal'in imzaladığı bu belgeye göre, Türkler ve Araplar işbirliği yapacak, İngilizler ve Fransızlar Müslüman coğrafyadan kovulacak ve nihayetinde Araplar kendi bağımsız devletlerini kuracaklardır. Osmanlı Halifesi'nin “Müslümanların Emiri” sıfatı devam edecek, bu bağımsız Arap devleti, Osmanlı Halifesi'ne bağlı ve sadık kalacaktır.

Kitabın en önemli bölümlerinden biri de, Milli Mücadele yıllarında Mustafa Kemal Paşa'nın İslam coğrafyasında yaptığı gizli faaliyetler… Kuvay-ı Milliye komutanları ile Arap, Hintli, Kürt, Afgan kabile liderleri, aşiret reisleri vs. arasında yaşananlar, Türkiye'de okutulan tarihten çok farklı bir Milli Mücadele Tarihi'nin yazılabileceğini gösteriyor. Sivas Kongresi'ni düzenleyen grubun, aslında İslam Birleşmiş Milletleri'ni oluşturmak üzere gizlice kurulan Muvahhidin Cemiyeti olduğunu tarih meraklıları ilk kez bu kitapta öğreniyor.

Kitabın son bölümde yer alan, “Mustafa Kemal'in Silah Arkadaşları” isimli İngiliz istihbarat raporu, tarih meraklıları için ilginç bir “fişleme” örneği. İsmet İnönü'den Rauf Orbay'a, Kazım Karabekir'den Ahmet Ağaoğlu'na kadar bir çok isim hakkında İngiliz istihbaratçılarının hazırladığı bilgiler, bu raporun içinde yer alıyor. Milli Mücadele liderlerinin ruh ve karakter yapıları, hobileri, hedefleri bu İngilizlerin gözünden ilk kez gün ışığına çıkıyor.

İslam Birliği ve Mustafa Kemal, tarih meraklılarını ve araştırmacıları tatmin edecek ciddi bir arşiv çalışması ve kaynak eser niteliği taşıyor.


Sayfa Sayısı : 256

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:18 AM
Konuştukça Batıyoruz Krizdeki siyasetimizin ve ekonomimizin liderleri ve bütün kahramanları bu kitabı mutlaka okumalı... Hem bundan sonra hata yapmamak, hem de 'Bundan önce nerelerde, nasıl hata yaptık' sorularına cevap bulabilmek için... Bugün dünyada iletişim kopukluğundan, birbirleriyle anlaşamamaktan şikayet etmeyen kişi yoktur...

İşte onun için bu kitabı, sadece yöneticiler değil, herkes okumalıdır."
- Hıncal Uluç

"Ağızdan çıkıncaya kadar sözün efendisi sizsiniz... Ağızdan çıktı mı, söz sizin efendiniz."
- Güneri Civaoğlu

"Susmanın en büyük konuşmak olduğunu hâlâ öğrenemedik. Doğru olarak diyoruz ki 'Susma, sıra sana gelecek' peki konuştukça sıra bize gelmedi mi? Sanıyorum ki en iyisi önce birbirimizi dinlemek olmalı, o zaman sıra hiç birimize gelmeyecek.'
- Ergun Hiçyılmaz

İletişim kopukluğu çağımızın en yaygın hastalığıdır. Karşı karşıya kaldığımız pek çok olayda, sık sık kendimizi açıkça ifade edemediğimizi, anlaşılamadığımızı ya da yanlış anlaşıldığımızı düşünmüşüzdür. Konuştukça düzeleceğini sandığımız işler çok kez daha da kötüye gitmiştir.
Birisiyle, herhangi bir konuda anlaşmazlık yaşıyorsunuz. Saatler süren konuşmalardan sonra, birbirinizi oldukça iyi anladığınızı düşünüyorsunuz ama çözüme bir adım bile yaklaşamadığınızı fark ediyorsunuz. Bazen, bırakın çözüme yaklaşmayı, olaylar dallanıp budaklanıp, iyice içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Konuşuyorsunuz! Daha çok konuşuyorsunuz! Genellikle de konuştukça batıyorsunuz.
Peki yanlış nerede? Yanlış, yalnızca karşılıklı konuşarak ve birbirimizi daha iyi anlayarak bütün problemlerin üstesinden gelebileceğimiz şeklindeki yaygın kanıya saplanıp kalmamızda.
Konuştukça Batıyoruz; bu yaygın kanıya meydan okuyor. Bir yandan konuştukça meselelerin nasıl içinden çıkılmaz bir hal aldığını örneklerle anlatırken, öte yandan da nasıl davranılması gerektiğini ortaya koyuyor. Yanlış anlama ve anlaşmazlık arasındaki ince çizgiye dikkat çekip, anlaşmazlıkların üstesinden gelebilmemiz için, bize her zaman kullanabileceğimiz yeni bir yol öneriyor: Stratejik İletişim Yöntemi.
Konuştukça Batıyoruz; yaşadığımız anlaşmazlıkları çözebilmemiz için, öncelikle bir strateji geliştirmemiz gerektiğini ve bu stratejiyi kendi durumunuza uygun olarak nasıl geliştirebileceğimizi gösteriyor, konuşmalarda yaşanan sorunları mizahî bir dille ortaya koyarken, stratejik çözüm yolları da öneriyor. Yaşadığımız anlaşmazlıkların üstesinden gelebilmek için, Stratejik İletişim Yönetimi'nin dört adımını kendi durumumuza uygulamalıyız; böylece problemler ortadan kalkacaktır.
Konuştukça Batıyoruz; Stratejik İletişim Yöntemi'nin dört adımını nasıl uygulayacağımızı yaşanmış olaylar üzerinden açıklıyor. Bize de sadece, bu adımları uygulayıp problemlerimizi halletmek kalıyor.

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:18 AM
Çağların Sırrı "Her talihsiz durum bir şeylerin eksikliğidir. Karanlık, bildiğiniz gibi, gerçek değildir. Işığın yokluğudur. Işığı açınca karanlık ortadan kaybolur. Aynı şekilde yoksunluk da ihtiyaç duyulan şeylerin yokluğudur. Tedarik yolunu bulunca yoksunluk ortadan kalkar."
Robert Collier Çağların Sırrı'nda yüzyıllık karanlığa ışık tutarak bize başarının anahtarını sunuyor. Daha mutlu ve başarılı bir hayata sahip olmak artık hayal değil. En temel düşünce ve kararların hayattaki başarı ve mutluluğumuzu nasıl etkilediğini şaşırarak okuyacaksınız.
Yazar bu kitapta insan aklını üç kısma ayırıyor: Bilinçli Akıl, Bilinçaltı Akıl ve Evrensel Akıl. Özellikle Bilinçaltı Aklın ne muhteşem bir şey olduğunu vurgulayarak, onu nasıl kullanmamız gerektiğini örneklerle anlatıyor. Kitabı okurken, sahip olduğunuz cevheri hissederek heyecanlanacak, biraz da şimdiye kadar onu ihmal ettiğiniz için hayıflanacaksınız.
Collier'ın bu kitapta ortaya attığı temel olmaksızın Rhonda Byrne'ın The Secret (Sır)'ı yazılamazdı. Michael Losier ve James Arthur Ray tüm dünyaya pozitif düşünce gücünün Çekim Yasası ve Başarı Bilimi'nde nasıl etkin olabileceğini hatırlatmadan uzun bir zaman önce Robert Collier'in ÇAĞLARIN SIRRI konuşuluyordu. Yine de geç kalmış değilsiniz.
Bu kitap size Bilinçaltını kullanmayı, onun vasıtasıyla, zamanın başlangıcından bu yana bütün yaşantıları biriktiren Evrensel Akıldan yardım almayı öğretme iddiasında. Bu sırra siz de ortak olabilirsiniz.

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:19 AM
Buzların Sfenksi 2- Jules Verne Kitaplığı 38 eorling niteliklerinden ve kaptanı Len Guy’dan övgüyle söz edilen Halbrane’ı sabırsızlıkla bekler. Désolation Adaları’nda geçen aylardan sonra evine, Connecticut’a geri dönmeye karar vermiştir. Halbrane sonunda gelir ve Kaptan Len Guy, Jeorling’i yolcu olarak kabul eder. Bunun arkasındaki nedeni ise şöyle açıklar: Jeorling, Connecticut’ta yaşayan bir Amerikalıdır ve Arthur Gordon Pym’in ailesini tanıması olasıdır. Arthur Gordon Pym! Edgar Allan Poe’nun kahramanı... Onun Antartik denizlerinde yaşadığı şaşırtıcı serüvenler Poe tarafından kaleme alınmıştır, Jeorling düş gördüğüne inanmaya başlar. Edgar Allan Poe’nun romanının kurgudan öte gerçek bir hayatı anlatması mümkün müdür?
Peş peşe gelen olaylar Jeorling’i, yolcu olarak biniği gemiyi ve mürettebatını olağanüstü ve dehşet verici serüvenlere sürükler...
Arthur Gordon Pym’in Öyküsü’nün umulmadık devamı olan Buzların Sfenksi, Jules Verne’in son büyük romanlarındandır.

Sayfa Sayısı: 320
Boyutu: 11X18
Çeviren: Ender Bedisel
Özgün Adı: Le sphinx des glaces
Yayına Hazırlayan: Evrim Öncül
Redaksiyon: Deniz Öztürk
Sayfa Düzeni Baskıya Hazırlık: Yeşim Ercan Aydın

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:19 AM
Zaman Okyanusu XV-XVI. Yüzyıllarda Osmanlı Maliyesi ve Defter Sistemi

XIV. yüzyılda Divan-ı Hümayun’un kuruluşuyla şekillenmeye başlayan Osmanlı bürokratik örgütlenmesi, XVI. yüzyılın ortalarında kesin çizgilerle birbirinden ayrılmaya başlamış ve bu ayrımın sonucunda devletin bürokratik yapısını temsil eden ve varlığını XIX. yüzyıla kadar sürdürecek olan üç büyük teşekkül ortaya çıkmıştır. Devlet mekanizmasının esasını oluşturan bu üç temel kuruluş, zaman içerisinde Divan-ı Hümayun, Bab-ı defteri ve Defterhane adlarıyla tanınmıştır. Yapıları ve yönetim biçimleri bakımından İslam bürokrasi geleneklerinden etkilenen fakat zaman içerisinde özgün birer Osmanlı müessesesi olarak vücut bulan bu teşekküller, faaliyetlerini devam ettirdikleri yüzyıllar boyunca günümüze ulaşan büyük bir arşivi miras olarak bırakmışlardır. Bu çalışmada Osmanlı maliye bürokrasisinin teşekkül dönemi incelenmiş ayrıca XV. ve XVI. yüzyılda Bab-ı Defteri kalemleri tarafından tutulmuş defterler türlerine göre yeniden sınıflandırılarak kronolojik listeleri oluşturulmuş ve defterlerin diplomatik özellikleri ve muhtevası değerlendirilmiştir.

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:19 AM
7. Sınıf Sosyal Bilgiler Konu Anlatımlı / SBS'ye Hazırlık Okula Yardımcı eni müfredatın ruhuna uygun bir konu anlatımına sahiptir.

Konular özgün, sade ve çok yönlü olarak anlatılmış; SBS'ye uygun sorularla pekiştirilmiştir.

Kitap, bu yönüyle öğrencilerinizin hem SBS'ye hazırlanmalarında hem de ders etkinliklerine katılmalarında önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır.

Sayfa Sayısı 336

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:19 AM
6. Sınıf Sosyal Bilgiler Konu Anlatımlı / SBS'ye Hazırlık Okula Yardımcı Yeni müfredatın ruhuna uygun bir konu anlatımına sahiptir.

Konular özgün, sade ve çok yönlü olarak anlatılmış; SBS'ye uygun sorularla pekiştirilmiştir.

Kitap, bu yönüyle öğrencilerinizin hem SBS'ye hazırlanmalarında hem de ders etkinliklerine katılmalarında önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır.

Sayfa Sayısı 400

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:20 AM
6. Sınıf Fen ve Teknoloji Konu Anlatımlı / SBS'ye Hazırlık Okula Yardımcı eni müfredatın ruhuna uygun bir konu anlatımına sahiptir.

Konular özgün, sade ve çok yönlü olarak anlatılmış; SBS'ye uygun sorularla pekiştirilmiştir.

Kitap, bu yönüyle öğrencilerinizin hem SBS'ye hazırlanmalarında hem de ders etkinliklerine katılmalarında önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır.

Sayfa Sayısı 486

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:20 AM
6. Sınıf Türkçe Konu Anlatımlı / SBS'ye Hazırlık Okula Yardımcı Yeni müfredatın ruhuna uygun bir konu anlatımına sahiptir.

Konular özgün, sade ve çok yönlü olarak anlatılmış; SBS'ye uygun sorularla pekiştirilmiştir.

Kitap, bu yönüyle öğrencilerinizin hem SBS'ye hazırlanmalarında hem de ders etkinliklerine katılmalarında önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır.

Sayfa Sayısı 432

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:20 AM
6. Sınıf Matematik Konu Anlatımlı / SBS'ye Hazırlık Okula Yardımcı Yeni müfredatın ruhuna uygun bir konu anlatımına sahiptir.

Konular özgün, sade ve çok yönlü olarak anlatılmış; SBS'ye uygun sorularla pekiştirilmiştir.

Kitap, bu yönüyle öğrencilerinizin hem SBS'ye hazırlanmalarında hem de ders etkinliklerine katılmalarında önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır.

Sayfa Sayısı 672

♥Pяєиsєs♥
08-11-2008, 05:20 AM
Red Kit / Kervana Hücüm alnız kovboy Red Kit bu defa Kaliforniya'ya giden göçmenlerin yardımına koşuyor. Birbirinden ilginç karakterlerden oluşan bu kervanın eğlenceli ve bir o kadar da tehlikeli serüvenleri geçtiğimz yıl beyaz perdeye de uyarlanmıştı. Ayrıca Red Kit sevenleri bu albümde bir sürpriz bekliyor: Morris ve Goscinny ikilisinin Red Kit efsanesinin doğuşunu ve Red Kit'in geçirdiği dönüşümleri içeren 16 sayfalık özel bir bölüm.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:25 PM
Dünya Şiir Antolojisi-2 Cilt Özellikler: Boyut: 13,5 x 21
ithal kitap kağıdı / 2 cilt
Yayın Tarihi: Eylül 2008

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:25 PM
Kadın Öykülerinde Ankara Düzenli şehir"dir Ankara, "memur şehri"dir; biraz da bu yüzden belki, öyle ilk görüşte vurulacağınız bir kent değildir. Mesai saatlerine ayarlı kapılardan girip çıkarken seversiniz onu; dallarından düşüp ezilen kestanelerin, eridiğini görünce seversiniz; kahveyi, tahinli çöreği nereden almanız gerektiğini anlayınca; kış günlerinde kulaklarınızın acımasına alışınca seversiniz.
Çocuklarını özenle büyüten Ankara, nice kadın yazarı da yetiştirmiştir. Bu seçkideki öyküler; Ankara'da doğan, Ankara'da yaşayan ya da yolu bu kentten geçen kadın yazarların öyküleri. Biri, Gençlik Parkı'nda bekleyen sevgiliyi hatırlattı; biri, bu kentte yitirdiklerimizi. Atatürk Bulvarı'ndan geçirdiler, Keklikpınarı'na yürüttüler. En çok da sokaklarını anlattılar; Menekşe'yi, Kumrular'ı, ışıklı caddelerini, kavaklarını, soğuğunu sokaklardaki yaşanmışlığı…
Ankara da değişiyor hızla. Onu tanıyıp bilenlerin, sevenlerin yadırgadığı bir değişiklik bu. Kent her yöne genişlerken birçok güzelliğini de yitiriyor. Bunu da anlattılar…

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:25 PM
Ara Olaylar ransız denemecisi, eleştirmeni ve parçalı anlatımın ustası Roland Barthes bu yapıtında özel yaşamının gizlerini sunuyor okurlarına.
Mutluluğun hazla başladığı, düş kırıklıklarıyla söndüğü, hüzünle noktalandığı bir duygular evreni:
“O. eve gelmek istemedi tahmin etmiştim, korkuyordum da (hem arzumdan hem de uykumdan dolayı); Pazar günü öğlen yemeği için randevulaştık ve Châtelet meydanında birbirimizden ayrıldık; sarılıp beni öpmedi ama eskiden de böyle bir şey yaşamış olduğum için kırılmadım. Saint-Michel'den ve Saint-André-des-Arts sokağından yürüyerek eve döndüm; hâlâ yorgun olmama karşın delikanlı yüzleri görmek istiyordum; ama o kadar çok genç vardı ki bu durum canımı sıkmıştı. Le Dauphin hemen hemen bomboştu; yalnız terasın bir ucunda zenci bir delikanlı oturuyordu, elleri ince uzundu, kısa kırmızı ceketi vardı.”

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:25 PM
Roland Barthes "Yazma Arzusu"


Düşüncesine, eleştirel yaklaşımına ve anlatımına duyulan ilginin giderek arttığı bir “benzersiz yazı ustası”nı, Roland Barthes'ı konu ediniyor bu kitap.

“Modern klasik” anlayışı, “parçalı anlatım”ı ve “dünyaya bakışı”yla denemeye, eleştiriye, göstergebilime yön vermiş, bütün yaşamı boyunca dilin ve söylemin iktidarına karşı koymaya çalışmış Roland Barthes okurlara bu kez hiçbir zaman tükenmemiş olan “Yazma Arzusu”nun labirentleriyle sunuluyor

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:25 PM
Halkidona'dan Kadıköy'e adıköy derken akla bugün nereden başlayıp nerede bittiği belli olmayan, çevresindeki sayfiyeleri, köyleri ve tepeleri yutarak devleşen ve nüfusu artık milyonlarla ifade edilebilen, İstanbul'un Asya yakası gelmemeli. Bu kitabın konu edildiği tarihlerde Kadıköy, İskele, Yeldeğirmeni, Haydarpaşa, Bahariye, Moda, biraz da Kızıltoprak ve Kalamış'la sınırlıydı. Erenköy ve Bostancı kış aylarında insana rastlanmayan köylerdi.
1964 yılında Kıbrıs'da patlak veren "Kanlı Noel" olaylarını takiben, İstanbul'da yaşayan Yunan vatandaşlarının sınırdışı edilmesi, Türk vatandaşı olan İstanbullu Rumların da paniğe kapılmasına neden oldu. Artık kendileri için burada güvenli bir gelecek kalmadığını düşünen Rum ailelerin Yunanistan'a göç etmeye başlamasıyla Kadıköy'ün yerleşik Rum nüfusu, birkaç yıl içinde büyük ölçüde eriyerek yok olma sürecine girdi. Bu tarihten itibaren Rumlar hızla ekonomik ve sosyal hayattan çekilmeye başladılar. Bu göç 5-6 yıl içinde Kadıköy'ün sosyal, etnik ve dini yapısını değiştirmekte gecikmedi. Eski Kadıköy'den ise geriye bu kitapta anlatılan satırlar ve fotoğraflar kaldı.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:26 PM
Sadece Dinle en Annabel'im. Her şeye sahibim. Manken gibiyim, akıllıyım, sosyalim. Şanslılardan biriyim. Peki, acaba gerçekten öyle miyim?”
Annabel Greene, her şeyi olan kızdı. En azından Kopf's mağazalarının reklamlarındaki rolü şuydu: En iyi öğrenci, popüler ponpon kız, arkadaş grubunun gözdesi, mezuniyet balosunun göz alıcı kraliçesi. Oysa gerçek hayatta, Annabel hiçbir şeyi olmayan kızdı: Kötü-kalpli-ama-ilginç Sophie ile olan arkadaşlığı pis söylentilerle sona erdiğinden bu yana yakın arkadaşı kalmamıştı. Ablasının yeme bozukluğu ailesini meşgul ettiğinden evde de huzuru yoktu. Annabel, aklındakileri ve içinden geçenleri kimseyle paylaşamıyordu. Derken Owen Armstrong ile tanıştı. Yoğun, müzikle haşır neşir ve sonuçlar ne olursa olsun, daima gerçeği söylemeye kararlı bir gençti Owen. Sorunlarıyla yüzleşmekten nefret eden bir kız, şeffaflığa tutkun bir çocukla duygusal bağ kurabilir miydi? Ve Annabel, acaba Sophie ile arkadaşlığını sona erdiren o gece aslında neler olduğunu anlatma cesaretini kendinde bulabilecek miydi?
Eşsiz yazar Sarah Dessen Türkiye'deki genç okurlarıyla Sadece Dinle aracılığıyla ilk kez buluşuyor.

“Dessen, karakterlerinin iç dünyalarıyla dış çevrelerini irdeliyor ve onların kusurlarını, insani yanlarını, mücadelelerini ve başarılarını gözler önüne seriyor. Roman hem karmaşık hem de inandırıcı bir şekilde gençlerin zihnine dalıyor, bu zihinlere hayat veriyor. Okuyucular, çevirdikleri her sayfayla beraber karakterler hakkında daha fazla şey merak ediyor.”
-School Library Journal

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:26 PM
Vadide Macera Hiçbir şey bir gece vakti, Bill'in uçağıyla uçmak kadar heyecan verici olamazdı! Fakat
Philip, Dinah, Lucy-Ann ve Jack, çok geçmeden kendilerini gerçek anlamda nefes kesen bir serüvenin içine sürüklenirken buldular.

Bill'e ne oldu; o tuhaf pilotlar kimdi ve çocukların indiği, kimsesiz vadide saklı gizli define neydi?

1968 yılında ölen Enid Blyton, en popüler çocuk kitabı yazarlarından biridir. Yazar yüzlerce kitap yazmıştır ve kitaplarının çoğu çeşitli dillere çevrilip basılmıştır.

Sayfa Sayısı : 318

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:26 PM
Bataklık Köpekleri 18. yüzyıl Toskana'sında ne hukukun ne de kadın haklarının durumu pek parlak değildir. Cecilia Barghini, bu gerçeğin farkındadır. Yaşadığı acı bir deneyimden sonra Floransa'yı kırık bir kalple terk etmek zorunda kalmış, küçük bir kasaba olan Montecatini'ye taşınmıştır. Burada, Yargıç Enzo Rossi'nin evinde sakin ve huzurlu bir yaşam sürdürmek arzusundadır.
Günün birinde Montecatini'de işler karışır. Büyük Dük Leopard'ın bölgedeki bataklığı kurutma girişimi, balıkçıların ölüm fermanı olmuştur. Çok geçmeden, genç bir balıkçının köpekler tarafından parçalanmış cesedi bulunur. Cinayetler art arda gelecektir. Ömrünü kanunların üstünlüğüne adamış yargıç Rossi, bu sır perdesini hukukun dışına çıkmadan çözmek istemektedir. Soruşturma sırasında Rossi'ye yardım eden Cecilia'nın hayatıysa giderek zorlaşmaktadır. Hem katil, hem de geçmişi peşine düşmüştür.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:26 PM
Kayıp Savaş Sanatı Sun Bin ismi, yaklaşık bin yıl boyunca Çin'de bir efsane olarak kabul edildi. Hakkında bilinenler söylentilerden ibaretti. Mao Zedung bile yazılarında ona gönderme yaptı. "Savaşan Devletler" döneminin (M.Ö. 475-221) ortalarında yaşayan bu ünlü stratejistin Savaş Sanatı isminde olağanüstü bir kitap yazdığı biliniyordu. Ancak bin yıldan fazla bir süre önce kitabın kaybolması, hem Çin'de hem de diğer ülkelerde büyük tartışmalara neden olmuştu. Kimileri Sun Tzu ile Sun Bin'in aynı kişi olduğunu öne sürerken, kimileri de bu eserin aslında hiç var olmadığını iddia ediyordu. Tartışmalar, 1972 yılının Nisan ayında son buldu. Bu tarihte Shandong bölgesindeki Yingue Dağı'nda bulunan Batı Han Hanedanlığı'na ait mezarlarda çeşitli bambu tabletler keşfedilmişti. Yapılan incelemeler sonucunda tabletlerin arasında Sun Bin'in Savaş Sanatı'nın da bulunduğu anlaşıldı. Böylece Sun Bin'in gerçekten yaşadığı ve kendisinden sonraki nesiller için bir kitap kaleme aldığı kanıtlanmış oluyordu. Bin yıllık bilmece çözülmüş, bir efsane yeniden ortaya çıkmıştı. Uzmanlar, Sun Bin'in Sun Tzu'nun soyundan geldiğini ifade ediyorlar. Sun Bin'in devraldığı strateji ve savaş sanatı mirasını daha da geliştirdiği biliniyor. Gerçekten de her iki strateji dehasının yazdıkları arasında benzerlikler olduğu kadar, farklar da bulunmaktadır. Belki de bu yüzden Sun Bin'i okumadan Sun Tzu'yu incelemenin bir eksiklik olduğuna inanılıyor. Söz konusu eksikliği gidermek için strateji alanındaki bu kadim Doğu klasiğini Türkiyeli okurların ilgisine sunuyoruz.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:26 PM
Sağlık İçin Yemek Diyetisyen Dr. Funda Şensoy danışmanlığında yayıma hazırlanan Sağlık İçin Yemek kitabı, kalitesi yüksek bir yaşam sürmek için nasıl beslenmemiz gerektiğini, besin listeleri ve beslenme önerileriyle birlikte detaylı bir şekilde anlatıyor. Beslenme sağlık ilişkisini, anlaşılır bir dille, çizimlerle destekleyerek gözler önüne seren kitap, yaşamak için olduğu kadar keyif için nasıl beslenebileceğimize dair de öneriler sunuyor.

Kitapta, diyetlerin yol açtığı gizli tehlikeler ve yiyeceklerle ilgili efsanelere dair bilimsel açıklamalar; “Yiyecekler nasıl enerjiye dönüşür? Enerji veren ve tüketen yiyecekler hangileridir? Metabolizma enerji ihtiyacını nasıl karşılar?” sorularının yanıtları; kalp hastalıklarının yağ, şeker ve tuzla ilişkisi, kalp sağlığı için beslenme önerileri; beslenme alışkanlığı ve sindirim sistemi rahatsızlıkları arasındaki ilişkinin ayrıntıları gibi tatmin edici bilgilerin yanı sıra sağlıklı gıda alışverişi, yemek pişirme ve günlük öğün listeleri de sunuluyor.

Sağlık İçin Yemek, tercih ettiğimiz yiyeceklerle hangi hastalıklardan, nasıl korunabileceğimizi anlatıyor. Bu kitap, yanlış beslenme alışkanlığından vazgeçerek yaşam kalitesini yükseltmek isteyenler için vazgeçilmez bir rehber niteliği taşıyor.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:26 PM
Hangi Avrupa? BANU AVAR, gazetecilik hayatına Süreç dergisinde başladı. Günaydın, Vatan, Dünya, Politika gibi gazetelerde muhabir olarak çalıştı ve birçok dizi yazıya imza attı. Mozaik ve Kaleideskop gibi yapımcılığını, yönetmenliğini ve sunuculuğunu üstlendiği programları TRT 1 ve TRT 2'de yayınlandı. 1999'da TV 8'in belgesel bölümünü kurdu ve 2004'e kadar 30'dan fazla belgesele imza attı. Avar'ın Balkanlar, Kafkasya, Ortadoğu, Orta Asya, Çin, Hindistan, Güney Amerika'dan dosyalarla TRT-1 ekranlarına gelen Sınırlar Arasında adlı programı özellikle Avrasya coğrafyasında birbirine kardeş hakların benzer özelliklerinin vurgulanmasına çalışarak bu coğrafyada yer alan ülkeler arasındaki ilişkilerin artmasını amaçladı.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:27 PM
Dünya Bilgelerinden Özlü Sözler İnsanlık tarihi, olaylardan daha çok kişileri yazar. Çünkü gerçekleşen her olayın başkahramanı kişilerdir.
Bu kitap, dünyaya yön veren kişilerin buluştuğu bir kavşak noktası niteliğindedir. Her sayfası, binlerce yıllık insanlık tarihinde öne çıkan şahsiyetlerin, tarihin akışını nasıl şekillendirdikleri ve geleceğe miras olarak bıraktıkları en değerli hazine olan düşünce ve fikirlerle harmanlanmıştır.
Böylesi bir eseri sizlerle buluştururken, kolaylık olabilmesi adına “Ansiklopedi Yöntemi” kullanılarak içeriği hazırlandı. Öncelikli olarak; “Karma Özlü Sözler, Yaşama Dair Özlü Sözler, A'dan Z'ye Dünyaya Yön Veren Özlü Sözler, Konulara Göre Özlü Sözler ve Ülkelere Göre Özlü Sözler” konu başlıkları altında kategorilere ayrıldı. Sonra da her kategori kendi içinde ele alınarak; Bernard Shaw'dan Dostoyevski'ye, Konfiçyüs'den Mevlana'ya kadar onlarca değerli şahsiyet; Acı, Aşk ve Mutluluk'dan, Zaman, Evlilik, Kadın-Erkek gibi yüzün üstünde ayrı konu; Türk, Alman, İngiliz özlü sözlerinden Rus, Çin, Japon, İtalyan gibi yirmiye yakın ülkenin tarihe geçmiş özlü sözleri harmanlanıp, bu eser ortaya çıktı.
Büyük bir titizlikle hazırlanan bu eser, tam anlamıyla bir “Başucu Kitabı” niteliğini taşımaktadır. Tıpkı büyük düşünür Benjamin Franklin'in dediği gibi; “Öldükten sonra unutulmak istemiyorsanız, ya okumaya değer şeyler yazın ya da yazılmaya değer şeyler yapın.”

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:27 PM
Bir Yaz Gülüşü Çok genç olmasına rağmen Zilah Dabala'nın acı ve üzüntü veren bir geçmişi vardır. Her sorunu tek başına halledebileceğine inanmaktadır. Bir terörist grup tarafından rehine olarak kaçırılmış olmasına rağmen yardım almadan kurtulabileceğini düşünmektedir… Ama Daniel onu kurtarmaya kararlıdır. Kaçışları, ikisinin de daha önce bilmediği duyguları ateşler.
Daniel Seifert dünya çapında yüksek riskli koruma görevleri yaparak hayatını tehlike ile iç içe yaşamaktadır. Ama bu sefer kurtarması gereken genç kadının fotoğrafına bakarken kader oyununu oynamaya başlamıştır. Kadının sıcak gülümsemesi, hayatı boyunca aradığı şeyi bulduğu hissini vermektedir.
Fakat Daniel, Zilah'ın geçmişteki trajik sırrını öğrendiğinde, onu sonsuza dek kaybetmekten korkar. Ölümü birçok kez alt etmiş, karşısına çıkan zorluklarla başa çıkabilmiştir ama genç bir kadına aşkın iyileştirici gücünü öğretmeyi becerebilecek midir?

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:27 PM
10. Sınıf Matematik Konu Özetli Soru Bankası

10. Sınıf Matematik Konu Özetli Soru Bankası

Sayfa Sayısı 320

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:28 PM
10. Sınıf Matematik Konu Anlatımlı 10. Sınıf Matematik Konu Anlatımlı

Sayfa Sayısı 368





9. Sınıf Matematik Soru Bankası 9. Sınıf Matematik Soru Bankası

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:28 PM
9. Sınıf Matematik Konu Anlatımlı 9. Sınıf Matematik Konu Anlatımlı

Sayfa Sayısı: 416

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:28 PM
Aşk ve Zafer Aşk ve Zafer, devrinde 'Ümmü'l-Muharrirât (Yazarların annesi)' ünvanını almış Halide Nusret'in en çarpıcı romanı. Milli Mücadele yıllarında İstanbul'da ve Urfa'da yaşanan bir aşkın romanı. Roman, Milli Mücadele'nin Anadolu'da ve İstanbul'da yaptığı değişimleri, Urfa'nın kültürel dünyasını, Halide Nusret'in bakış açısıyla sunuyor. Roman, Halide Nusret'in biyografisinden kuvvetli izler taşımasıyla ayrıca önem kazanıyor. Son olarak roman, Urfa'daki hayat etrafında kadın meselesine yaptığı vurguyla öne çıkıyor.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:28 PM
Tarih Boyunca Türklerde Gökbilim Tarih Boyunca Türklerde Gökbilim başlıklı bu kitap, 8. yüzyıldan itibaren Doğu'da yeniden yükselişe geçen bilimin ve özellikle de gökbilimin tarihçesini sunuyor.
Bu kitap, bilim dünyası, Kepler'e kadarki süreçte, gökbilimle ilgili ne biliyorsa esas olarak Doğu'ya, daha doğrusu Türk bilimcilerine borçlu olduğunu başarılı bir şekilde kanıtlamakta; aynı zamanda hem Türklerin gökbilime katkılarını birinci elden kaynaklara dayanarak göstermeyi hedeflemekte, hem de bu alanda şimdiye kadar yapılan çalışmaları özetleyen bir derleme niteliğindedir.
Kitap üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm, Osmanlı öncesi Türklerde gökbilim; İkinci Bölüm, Osmanlı Dönemi'nde gökbilim ve Üçüncü Bölüm ise Türkiye Cumhuriyeti'nde gökbilim çalışmalarına ayrılmıştır. Ayrıca Türkiye'de 1923'ten günümüze Türk gökbilimi üzerine yapılan çalışmalar da Üçüncü Bölüm'ün sonuna eklenmiştir.
Yazar kitabın sonuna, gökbilimle ilgili araştırma yapmak isteyen okur ve öğrencilerin çalışmalarını kolaylaştırmak için derli toplu bir kaynakça da eklemiştir.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:28 PM
Abdülcanbaz / Turhan Selçuk’tan İnsan Manzaraları izgiroman, çizgi ve yazının bir arada olduğu, kolay okunur ve anlaşılır evrensel bir tür.
Türkiye'deki en uzun soluklu ve geniş okur kitlesine ulaşan tek çizgiroman ise hiç kuşkusuz Abdülcanbaz…Abdülcanbaz, bir bakıma Türkiye'nin siyasal, ekonomik, toplumsal ve kültürel tarihinin aynası gibidir… Toplumsal gerçeklikle bire bir bağlantılı olarak kurgulanan bir çizgiromandır… Yaklaşık 50 yıl önce, 1957'de Demokrat Parti'nin karabasan gibi toplumun üzerine çöktüğü bir ortamda Milliyet sayfalarında boy göstermeye başladı Abdülcanbaz; kısa sürede halkın sevgisini kazanarak, mertliği ve cesur yürekliliğiyle okurun hayranlığını üzerinde toplayan, tapılası bir halk kahramanı oldu; o günlerden bugünlere Türkiye gündeminin en esaslı gözlemcisi ve sözcüsü olarak yaşamını sürdürüyor; şimdilerde ise, zaman zaman anılara dalarak da olsa, memleketin hallerini, Cumhuriyet'te izlemeye devam ediyor. Prof. Dr. Nazife Güngör bu kitapta, Abdülcanbaz'ın öyküsünü ve derinlemesine bir çözümlemesini okurla buluşturuyor.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:29 PM
365 Cıvıl Cıvıl Etkinlik Çocukların zamanını doldurmak zordur.
Ne zaman koşmak istedikleri, ne zaman duvarları boyayıp, makasla peçeteleri lime lime edecekleri belli olmaz. Bu nedenle özelikle okul öncesi çağındaki çocuklar için her gün bir oyun bulmak, televizyon veya bilgisayar haricinde onları meşgul etmek gerekir. İşte boyalı duvarlardan, kırılan bardaklardan, kesilmiş peçetelerden sıkılan anne-babalar ve anaokulu öğretmenleri için kurtarıcı kaynak bir kitap…365 gün için çocukları hem eğlendirecek, hem öğretecek.
Her bir sayfasında birbirinden ilginç oyunlar, evde kolaylıkla bulabileceğimiz malzemelerle yapılacak maketler, oyuncaklar ve resimlerin olduğu neşeli bir kitap.
Bu kitap çocukların en iyi arkadaşı, büyüklerin ise kurtarıcısı olacak…

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:29 PM
Kapitalizm ve Modernlik Tarihçiler ve sosyal bilimciler arasında Avrupa'nın xix. yüzyıldan beri ekonomik büyüme hususunda diğer tüm kıtaları geride bıraktığı. bugün ise birkaç kıtanın ona yetinmek üzere olduğuna dair genel bir kabul vardır. Avrupa'nın bu üstünlüğü ne zaman elde etmeye başladığı ise 'büyük tartılmanın konusudur.
Avrupa'nın klasik zamanlardan beri üstün olduğu düşüncesinin dayanaklarını. Klasik dönemi takip eden feodalizmi ve ardından kapitalizm. modernleşme ve sanayileşme süreci erini: geçişi ele alan jackgoody. bu geçiş döneminin ve dolayısıyla üstünlüğün ne zaman başladığını ve sebeplerini irdeliyor. Kapitalizm. modernleşme ve sanayileşmenin kökenleri ile ilgili tartışmaların durumunu gözden geçiren yazar. literatürde sunulan t um açıklamaların sorgulamaya muhtaç olduğunu belirtiyor. Özellikle de batili yorumcuların. insanlık tarihinin gelişiminde batı'ya atfettikleri biricikliği ve belirleyici rolü sorguluyor. Avrasya. Hindistan. Çin ve Afrika gibi batı dışı coğrafyada hem arşiv. hem de alan araştırması yapan yazar: Avrupa'nın geçmişteki ve halihazırdaki sorunlarına. Entelektüel ve kişisel yaşamları batıya ve batının sözlü ve yazılı kaynaklarına bağlı olanlarınkinden daha farklı bir bakış ve alternatif bir kurgu sunuyor.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:29 PM
Osmanlı Türkçesi Sözlüğü Sunulan bu sözlük çalışması daha önce hazırlanıp yayınlanmış olan etimolojik ve örnekli Osmanlı Türkçesi sözlüklerinin üçüncü taslağıdır. Önceki Osmanlı Türkçe sözlüklerinden farklı olarak bu çalışmada, on dördüncü yüzyıldan itibaren yapılan tarama çalışmaları ile ana madde ve ara madde sayıları ile örnek cümlelerin sayıları arttırılmış, bazen bir maddede, kelimenin veya kelime grubunun önemine göre birden çok örnek verilmiştir.
Kelimelerin etimolojik yapısı formüller halinde verilmiş, tam olarak yapısı çözülemeyen kelimelere teklif halinde de olsa açılım getirilmeye çalışılmıştır; kimi kelimelerin etimolojik yapısının çözümü ise tartışmaya açılmıştır.
Bu çalışmada Fars edebiyatının önemi göz önünde bulundurularak mukayeseli sözlük denemesi yapılmaya çalışılmış, bazı maddelerde Türk edebiyatından örnekler verilirken, aynı kelimenin veya kelime grubunun Fars edebiyatında kullanılış şekillerinden de örnekler sunularak sözlük kullanıcısına karşılaştırma yapma imkânı verilmiştir.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:29 PM
Farsça Türkçe Sözlük


Hem klasik hem modern Farsçaya hitap etmesi amaçlanan bu sözlükte, manzum ve mensur olmak üzere klasik ve modern dönem İran edebiyatına ait bazı metinler taranmış, sözlük maddeleri ve ara maddeleri bu yolla tespit
edilmiştir. Kavramların daha iyi anlaşılabilmesi için Farsça cümle örneklerinin
hem Türkçe harflerle okunuşu ve tercümesi, hem de Farsça metni verilmiştir.
Daha çok klasik dönem Türk edebiyatında yer bulan Farsça ile ortak kelimeler, tamlamalar, kelime grupları da ana veya ara maddeler halinde, varsa Türkçe örnek cümleleriyle birlikte alfabetik sırada verilmiştir. Kimi maddelerde ise hem Fars edebiyatından hem de Türk edebiyatından örnekler bulunmaktadır. Böylece sözlük kullanıcısının bir kelimenin iki dilde, iki edebiyatta nasıl kullanıldığı, nasıl algılandığı konusunda fikir sahibi olması amaçlanmıştır.
Sözlüğe ayrıca, yararlanılan ve tarama yapılan kaynakların künyelerinin bulunduğu bir liste, Farsça grameri, klasik Farsçanın özelliklerini açıklayan bir bölüm ile Farsçada çok kullanılan bazı basit ve ön ekli fiillerin geniş zaman köklerini gösteren bir liste eklenmiştir.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:30 PM
Sıkıntının Kaynağı Beynimdeki Mengene”
Bu kitapta; sıkıntının kaynağına inen, onun ötesine geçen bir doktorun, çocukluğunda kazandığı yok olma becerisinin öyküsü anlatılıyor.
Kendisi ile baş başa kaldığında, daha huzurlu olduğunu farkeden Dr. Yaşar bu yeteneğinden sonuna kadar yararlanmayı başarmıştır. Büyük bir coşkuyla sürekli ders çalışmış, Tıp Fakültesi'ni bitirip doktor olmuştur.
Bir tıp doktorunun içine doğru yaptığı zorlu yolculuğunun anlatıldığı bu kitap, sizi de kaçınılmaz olarak içinize yöneltecektir.
Kitabı okudukça, şu anda dolaşmakta olduğunuz yabancı diyarlardan, kendi ülkenize doğru adım adım yaklaştığınızı fark edeceksiniz.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:30 PM
Tanrı Yolculuğu / İnsan Ruhsallığı ve Tanrıya Dair İpuçları “Sorgulanmayan hayat yaşamaya değmez.” -SOCRATES

Matthew Alper, “the God Part of the Brain –a Personal Journey” isimli bestseller kitabıyla, sizi insan spritüelliği ve Tanrı inancı üzerine derin ve düşündürücü bir yolculuğa çıkarıyor.

Evreni Tanrı yaratmamış olabilir mi? Böylesi kusursuz bir düzen, bir Yaratıcı olmaksızın da var olabilir miydi?

Dünya Tanrı’nın bir eseri olmayabilir mi? Yoksa böylesi muazzam bir yaşam alanı ancak Tanrı’yla mı mümkün?

Yaşam bir kaza veya tesadüfler sonucu başlamış olabilir mi? Yoksa Tanrı’nın kurgusu olmadan hiçbir şey mümkün değil mi?

Dünya ve yaşamı insanoğlu da yaratabilir mi? Miller deneyi bunun bir kanıtı mı, yoksa bu deney bir aldatmaca mı?

Darwin bir şarlatan mı, Freud nereye kadar haklı?

İnsanlık ve dinler tarihinden bu yana, her şeyiyle ‘İnsan’ ve onun ‘Tanrı ihtiyacı’nın, gerek bilimsel gerekse felsefi tarafıyla büyük bir araştırması olan “Tanrı Yolculuğu”, tüm bildiklerinizi, tüm inandıklarınızı, tüm ruhsallığınızı, tekrar ele almanıza yol açacak.

Bu yolculuk sizi bekliyor.

“Ben sadece Tanrı’nın ne düşündüğünü bilmek istiyorum. Gerisi tamamen detay.”
-ALBERT EINSTEIN

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:32 PM
Hiçbir Şey Bizi Bir Arada Tutamaz ( Bir Dedikoducu Kız Romanı ) Dedikoducu Kız'ın dünyasına herkesin olağanüstü, her şeyin muhteşem olduğu, baktığınız her yerde kıskançlık ve ihanet göreceğiniz bir dünyaya hoşgeldiniz!

Yeni macerada haziran kapıda ve New York şehri, alevler içinde yanan aromalı mumlar gibi: Sıcak ve mis kokulu, güzel ve parlak. Artık hava o kadar geç kararıyor ki, geceyle gündüzü birbirinden ayırt etmek imkânsız. Gerçi pek de umrumuzda değil… Bizler güruh halinde gezer, yukarı aşağı, doğu batı demeden tüm şehre hükmederiz. Bu koca yarımada hep bizimdi ve her zaman da öyle olacak. Fakat aynı haziran gibi mezuniyetimiz de kapıda ve bu durum biz son sınıflar için bir dizi elveda demek. Çok rica ediyorum, lütfen ağlayıp sızlanmayalım. Şimdi vakit, geride bir iz bırakmanın vakti!

Sekizinci Dedikoducu Kız romanında, serinin müdavimlerini feci tatmin edecek, yepyeni skandallar ve istismarlar eşliğinde, tanıyıp sevdiğimiz, yakışıklı, güzel, zengin yeniyetmeler Manhattan sahnelerinde boy göstermeye devam ediyor.
Son derece hafif ve ışıltılı ortamıyla Hiçbir Şey Bizi Bir Arada Tutamaz, güçlü bir espri tufanı içinde dinamik vaziyette ilerliyor ve yine gençlerin ve genç hissedenlerin dikkatini fazlasıyla çekiyor.


“Hiçbir Şey Bizi Bir Arada Tutamaz, “Dedikoducu Kız” serisinin en iyi maceralarından biri. Lise son sınıf sona eriyor ve karakterlerin gidecekleri yön hâlâ belirsiz. Kimi üniversiteye yol alacak, kimi okul dışı deneyimler yaşayacak. Ve von Ziegesar, okuyucularını yine merak dolu sorular eşliğinde sıradaki romanı iple çekmeye hazırlayacak.”
-Bookhaven.com

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:33 PM
aşarı Artık Sır Değilsin! Geleceğime kendim yön vermek, başarılı ve mutlu olmak istiyorum.” diyorsanız, NE istediğini bilenler olarak, sırrın en önemli ilk yarısına zaten sahipsiniz… Bu kitap ise size, “Başarı ve Mutluluk” sırrının ikinci yarısı olan NASIL yapabileceğinize ait yöntem ve teknikleri tüm incelikleriyle sunuyor.
Evet, bu kitap sizi, herkesin her yerde aradığı “Başarı” hazinesine götürecek bir harita hükmündedir. Ama ne hazine, her yerde bulunur; ne de herkes hazineyi bulmaya layıktır. Hazine haritasına sahip olmak, sizi hazine sahibi yapmaz. Hatırlayın, hiçbir şey yapmayan hiçbir şeye ulaşamaz. Öyleyse esas olan hazineye ulaşmak için haritadaki işaretleri doğru okumak ve gerektiği şekilde eyleme geçmektir.
Bu kitabı satın aldığınızda aslında geleceğinizi satın aldığınızın farkında mısınız? Artık tek yapmanız gereken baştan beri sizde var olan sırrın NE parçası ile bu kitabın size sunduğu NASIL parçasını birleştirerek sırra hayat vermek… Olacaklara ve yapabildiklerinize siz de şaşıracaksınız…

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:33 PM
Bozkır Çocuklarına Bir Umut “…1935 yılı sonbaharında İstanbul-Ankara ekspresi gecenin içinde yol alırken, Dr. Albert Eckstein, Nazilerin iktidara gelişini, göçe zorlanan Yahudileri, Türkiye'den gelen daveti, Düsseldorf Tıp Akademisi'ndeki görevinden alışını, yarım kalan araştırmalarını ve geride bıraktığı yakınlarını düşünüyordu. Pencereyi açtı; bozkırın serin, tertemiz havasını içine çekti...”Sağlık bakanı Dr. Refik Saydam, Dr. Eckstein'a “Devletimizin en birinci görevi halkın sağlığını korumaktır. Sizin gibi deneyimli hocalarla işe başlamak istiyoruz,” dedi. Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin teklifini kabul eden çocuk doktoru Ord. Prof. Dr. Albert Eckstein, Ankara Numune Hastanesi'nde göreve başladı. Ardından Ankara Üniversitesi'nde Çocuk Kliniği'ni kurdu.Dr. Eckstein, aile arasındaki adıyla Schummi, İç Anadolu'dan Karadeniz'e, Akdeniz sahilinden Toroslar'a, yüzlerce köyde incelemelerde bulundu, fotoğraflar çekti, köylülerle dost oldu, hastalarının başında sabahladı. Değerli doktorlar yetiştirdi. Pek çok çocuğa şifa verdi. Onun çabalarıyla, Türkiye'de çocuk ölümleri önemli bir düşüş gösterdi. Türkiye'nin pek çok bölgesini gezerek anne-çocuk sağlığı konusunda raporlar yazdı.Anadolu'da 15 yılın ardından, 1950 yılında ailesiyle birlikte Almanya'ya döndükten kısa bir süre sonra öldü. Ardında, modern çocuk hastalıkları kliniklerinin kurucularını bıraktı: Prof. İhsan Doğramacı, Prof. Bahtiyar Demirağ, Prof. Sabiha Özgür..En büyük ideali olan Türkiye'de çocuk hastanesi projesini asistanı gerçekleştirdi; İhsan Doğramacı, Hacettepe Çocuk Hastanesi'ni kurdu.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:33 PM
Renk - Bazı deneyler
- Boyaları Karıştırmak
- Işığı Karıştırmak
- Öne Çıkmak
- Sıcak mı Soğuk mu?
- Renk Dedektifi
- Beliren Resimler
- Renk Testleri

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:33 PM
Mıknatıslar Bazı deneyler
- Mıknatıslarla eğlence
- Bu bir mıknatıs mı?
- Kaldırın !
- Ne kadar kuvvetli ?
- Yapıştırın
- Görünmeyen kuvvet !
- Kendi mıknatısını yap

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:33 PM
Fütûhât-ı Mekkiyye 9 Fütûhât-ı Mekktyye, bilim, sanat, düşünce, kısaca insanın salt gerçe*ğe ulaşmadaki zihinsel ve pratik eylem ve ürünlerinin kendini gösterdiği alanların varlığın birliği (vahdet-i vücud) ilkesi perspektifiyle yeniden yorumlanması ve kurulması, bir anlamda bilimlerin canlandırılması te*şebbüsüdür. İbn Arabi'yi bütün tarihimizin en özgün müellifi, eserini ise derleme ve aktarım değil, özgün bir kitap yapan şey, onun söz ko*nusu birikimi bir ana fikir etrafında yorumlama yeteneği ve başarısıdır. Bu çabanın merkezine insanın yerleştirilmesi ise, kitabı insanın ontolo-jik-epistemolojik serüvenini anlatan bir esere dönüştürür. Bu anlamda Fütûhdt-ı Melıkiyye, inişli ve çıkışlı süreçlerinde insan hikâyesini ve serü*venini anlatan bir eser diye yorumlanabilir.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:34 PM
Nazım iirimin kökü yurdumun topraklarındadır. Ama dallarıyla bütün topraklara, doğuda, batıda, güneyde, kuzeyde uçsuz bucaksız yayılan bütün topraklara, o topraklar üstünde kurulmuş medeniyetlere, bütün dünyamıza uzanmak istedim, insanoğlu nerede, ne zaman ve hangi dilde olursa olsun, yüreğime ve kafama uygun bir şiir söylemişse, onun söylenişindeki ustalığı incelemeye, ondan bir şeyler öğrenmeye çalıştım. Yalnız kendi edebiyatımınkileri değil, Doğu ve Batı edebiyatının bütün ustalarını usta bildim.
Nazım HİKMET

Nâzım Türk şiirinin üstünden bir yalım gibi geçti. Ondan öncesi, ondan sonrası diye bir ayrım, sadece bir tarih belirtici değil, coğrafi bir karizmaya işarettir aynı zamanda. Gözden ırak kılındığı için, gönülden de ırak olduğu sanıldığı demlerde bile şiirimizin can kulağı ondaydı, antenler hep Bursa'daki taş odadan yükselen seslere dönüktü...

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:34 PM
Duygusal İyileşme


Duygular kalıcı olamaz. Bu yüzden onlara duygular (emotions) denir. İngilizcedeki motion, “hareket” sözcüğü buradan gelir. Onlar hareket eder; bu nedenle onlar duygudurlar: Birinden diğerine sen sürekli değişirsin. Şu an sen üzgünsün, bu an sen mutlusun; şu an sen öfkelisin, bu an sen şefkatlisin. Şu an sen sevgi dolusun, diğer bir an nefretle dolusun; sabah güzeldi, akşamsa çirkin. Ve bu böyle sürer. Bu senin doğan olamaz çünkü tüm bu değişimlerin ardında onların hepsini bir arada tutan ip gibi bir şeye ihtiyaç vardır.

Bir çelenkte sen çiçekleri görürsün ama ipi görmezsin. Bu duygular bir çelenkteki çiçekler gibidir. Bazen öfke çiçek açar, bazen üzüntü, bazen mutluluk, bazen acı…bazen de ıstırap çiçek açar. Bunlar çiçeklerdir ve hayatın tümü de çelenktir. Bir ip olmalıdır; yoksa sen çoktan parçalara ayrılmış olurdun. Sen bir varlık olarak devam edersin; o halde ip nedir, kutup yıldızı nedir? Sende kalıcı olan şey nedir?”
OSHO

Sayfa Sayısı: 397

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:34 PM
Türk Kültüründe Alevi - Bektaşi Olgusu Bu çalışmada, Türk toplumunun gerçekliği olan gelenekli Alevi – Bektaşiliğin kent ortamında grup yapısının dini, tarihi,sosyolojik incelenmesinin yanısıra günümüzde Alevi- Bektaşilerin kendilerini nasıl tanımladıkları, Alevi – Bektaşi, Sünni ilişkilerini, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne giriş serüvenine ilişkin görüşlerini bulacaksınız.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:34 PM
Dinlerde Kutsal Zamanlar on yıllarda ülkemizde Dinler Tarihi alanında bir çok kitap yazılmaya başlamıştır. Bunların büyük bir kısmı, batı dillerinden çevrilmiş olan eserlerdir. Ancak, meslekî eğitim ve öğretime yönelik olmasından ötürü, bu eserler, Mircea Eliade’ın dediği gibi “... ya çok tekniktir, ya da can sıkıcıdırlar. ...” Herşeye rağmen, bunlar yararlı olacaktır, Türk dinler tarihçileri de bu eserlerden meslekî bilgilerini almak durumundadırlar. Bütün bu çalışmalar, Dinler Tarihinin ülkemizde parlak günler yaşayacağını müjdelemektedir.
Elinizdeki bu çalışma, öncelikli olarak dinler tarihçileri, daha sonra da diğer meslekten kimseler için, “çok teknik ve can sıkıcı” olmayacak bir biçimde, ama Dinler Tarihi yöntemlerinden birincisi olan “tarafsızlık” ilkesine göre hazırlanmaya gayret edilmiştir. “Başka meslekten kimseler için” dedik, çünkü günümüzde insanlarımız, değişen dünya şartlarına göre “öğrenme” noktasına ulaşmışlardır. Meraklı kimselerin bu kitaptan bir şeyler “alması” ümit edilir.


Sayfa Sayısı 224

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:35 PM
Karadeniz'in Değişen Jeopolitiği “Karadeniz Havzası” küresel istikrarsızlık merkezinde (Balkanlar, Kafkaslar, Orta Doğu’dan oluşan üçgen) nispi istikrarın sağlanmasında son alternatif alan olmaktadır. Diğer alanı simgeleyen Orta Doğu’da tüm istikrar sürecinin kilitlendiği aşamada bu alan, söz konusu bölgenin tutunulacak son kesimi olma potansiyelini taşımaktadır. Buradan hareketin dolaylı olarak güney alanları üzerinde de etkileri olacaktır. İşte bu etkilerin olumlu trendlere dönüşmesi bu açıdan elde edilecek başarıların da kriterleri olacaktır. Bu kriterler de; çevre, ekoloji, doğal kaynaklar, enerji kaynakları, nüfus ve etnik patlamalar, fanatizm ve terörizm gibi konularda kazanılacak hareket serbestisine referansla ifade edilecektir.
Sonuç olarak, Karadeniz’de oluşacak kaosa yönelik güvenliğin ne boyutta olumsuz etkileneceğini tahmin etmek oldukça güçtür. Ancak şurası kesindir ki; kara delikler çaplarından milyarlarca kat büyüklükteki cisimleri yutabilme kapasitesine sahiptirler ve Karadeniz havzasında baş gösterecek bir kaos, uluslararası sistem için bir kara delik olma potansiyelini haizdir.

Sayfa Sayısı 256

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:37 PM
XX. Yüzyıl Türk Dünyasında Türk Düşünürleri Türk Dünyası 1870’lerden sonra bir uyanış hareketi içine girmiş olmasına rağmen, Türk Dünyası için dönemin lider ülkesi pozisyonunda olan Osmanlı Devleti ne yazık ki, iç açıcı, Türk Dünyası’nı kucaklayacak maddi ve manevi önderliğini yapacak konumda değildir.

Bu dönemde batılı araştırıcılar da, Türk Dünyasına yakın alaka göstermişlerdir. 1893 yılında Danimarkalı Thomsen, Göktürk Yazıtlarını okumuştur. Macar Vambery ise, İstanbul’dan Çin’e kadar sadece Türkçe kanuşarak seyahat etmiştir. Batıda bu ve benzeri çalışmalar, sadece batı kamuoyunu değil, aynı zamanda Türkiye’deki aydınları da yakından ilgilendirmiştir. Bu ilgi neticesinde Osmanlı Devleti’nin kötü gidişini engellemek amacı ile, ortaya atılan fikir akımları arasına Türkçülük de dahil olmuştur.

Türkiye’de de aydınların bir kısmı imkânlar dahilinde Kırım, Buhara, Kazan, Bakû gibi Türk Dünyası’nın merkezleri ile ilgilenmeye, haberler almaya çalıştıkları gibi, özellikle Kırım’da Dilde, fikirde, işte birlik şiarı ile Gaspıralı İsmail Bey’in neşrettiği Tercüman Gazetesi ile de kenetlenmeye çalışmışlardır. Türk Dünyası’nda gözle görülen bu hareketlenme, Türkiye’ye karşı bir hayranlık ve sevgi seline dönüşmüştür. Bunun bir neticesi olarak, İstanbul’a Türk Dünyası’nın muhtelif bölgelerinden öğrenciler gelmeye başlamıştır.

Sayfa Sayısı 176

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:37 PM
Said Nursi (Die Biographie Eines Modernen Helden) Der islamische Gelehrter Said Nursi (1876 – 1960) wurde in Europa lange Zeit allein unter der Perspektive der türkischen Revolution der zwanziger Jahre und ihres Vorlaufes gesehen. Dabei übersah man dessen enormes Werk, das während seiner Verbannung und in den Jahren seines Gefängnisaufenthaltes entstanden ist, und Generationen von türkischen Muslimen zu einer lebendigen Auseinandersetzung mit ihrem Glaube anregte. Hierüber entstand nicht nur eine Schülergemeinschaft, die in Said Nursi ihren Lehrer sah, sondern zugleich eine Art Bewegung, die Jama´at-un Nur, deren Zentrum das von ihm hinterlassene Werk, das Risale-i Nur, ist. In dieser Biographie wird das Leben dieses Gelehrten durchleuchtet.

Sayfa Sayısı : 144

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:37 PM
Adın Ayrılık Olsun Ben bir sustum
O bütün çığlığımı toplayıp gitti...
Ve İşte ben... Geceyi delirten, geceyle deliren... Hem geceye seslenip hem geceye sabreden O esmer sesli adam, işte ben... O gönül gergefine çaresizlik işleyen, Ozanların diliyle atını mahmuzlayıp, Köroğlu diyarından Ardahan'a seslenen, Ben o esmer sesli adam, Hüznün sesine dağlanıp Gözyaşını gizleyen, İşte ben...

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:38 PM
Aydınlık Kapı II. Meşrutiyet yıllarından başlayıp 1940'lara kadar uzanan uzun bir dönemin romanı. Daha önce 'Yaralılar' adıyla tefrika edilen romanın ilk baskısı ile sonraki baskıları, bu yayında mukayese edilerek Halide Nusret'in romancılığının ayrı bir cephesi ortaya konuldu. Roman, biri aşkın ve ihtirasın peşinden giden biri ise anneliği tercih eden iki kadın kahraman etrafında Türk toplumunun yaşadığı medeniyet değişimini çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:39 PM
Bilgisayar Bütünleşik İmalat Küresel ekonomi ve teknolojik yenilikler Bilgisayar Bütünleşik İmalat (BBİ) alanına / dersine yeni konular ve tersanlamlar getirmiştir. Karmaşık imalat kurumları gibi geniş kaldıkça modele başvurur. Bazı kişiler BBi'nin tek bir ders veya ders kitabı için geniş olduğu önerisinde bulunurlar. Bununla birlikte BBİ'nin varlığı / özü kurumsal elemanların bütünleşikliğindedir: donanım ve yazılım sistemleri bağlantıları yoluyla fiziksel bütünleşiklik, paylaşımlı ortak kurumsal bilgi ve veri yoluyla mantıksal bütünleşiklik ve kurumdaki her bir varlık da amacın ve doğrultunun yeni bir anlamına dayanan felsefi bütünleşiklik. Bunun için bütünleşiklik, tek bir derste BBİ uygulamasına en iyi giriş mahiyetinde olması o kadar önemlidir ki; kurum elemanları arasında bağlantılar böylece genişletilir. Bu kitap böyle bir giriş dersi için yazılmıştır.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:43 PM
Bana İsmail Deyin "Bana İsmail Deyin", birbiriyle ilintili, dahası iç içe geçmiş "bağımsız" öykülerden oluşuyor. Öyküler arasındaki geçişlerde, bir tür aynalı-döner kapı kullanmak zorundasınız.

"Bana İsmail Deyin", okurunu bir tasarım-kitabın labirentlerine çağırıyor. Hem bir "kaderi" yaşıyor, hem de "keşif" yolculuğuna çıkıyorsunuz.

"Bana İsmail Deyin", Katil-Kurban ve Azrail-Şahit eşliğinde çıkacağınız "büyük bir suç" yolculuğu...Ancak bu kez, her suç-suçlu serüveninde olduğu gibi "ahlak"ın yol göstericiliğine güvenmeyin. Çünkü Yavuz Ekinci, kutsal kitaplar öncesindeki "kozmik ahlak"ı yeniden kurguluyor ve tüm metinlerin öncesini, "kırılmanın başladığı yeri" işaret ediyor.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:45 PM
Bakan Danışmanı'nın Not Defter

İnsan Hakları Bakanlığı olarak şov peşindeydik. Adeta evcilik oynuyorduk. Güneydoğu’da ise insanlık dramı yaşanıyordu...”

Muhtar anlatıyor:

“Bir başçavuş veya üsteğmen geliyor, ‘köyü hemen boşaltın’ diyor. Boşaltalım da nereye, nasıl gidelim? Doğduğumuz, yaşadığımız yer burası. Çocuklarımız, hayvanlarımız, tarlamız, mahsulümüz var. Başımızı sokacak bir yer gösterin, seve seve boşaltalım. Sonra ortalık düzelince geliriz. Ama yok... Komutan diyor ki: ‘Size iki gün süre, kırk sekiz saat sonra bu köy burada olmayacak!’ O köy kırk sekiz saat sonra orada olmuyor. Yakılıyor, yıkılıyor.”

Ya insanlar? Kimin umurunda!...

Ahmet Abakay, otuz iki yıllık gazetecilik yaşamının on bir yılını devlette, dokuz ayrı bakana danışmanlık yaparak sürdürdü. 12 Eylül döneminde on yıla yakın süreyle Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin genel başkanlığını yürüttü. Bakan Danışmanlığı süresince danışmanlığın ne olduğunu, bakanların hangi konularla, nasıl uğraştıklarını şaşkınlıkla izledi ve not etti. İşte bu kitapta birleşen notların önemli bölümünü Güneydoğu Anadolu’ya yapılan gezilerin, bu bölgedeki acıların izlenimleri oluşturuyor; bugüne dek kamuoyuna yansımayan olaylar ve konular trajikomik bir dille anlatılıyor.

Bakan Danışmanı’nın Not Defteri’ni okurken hem gülecek hem de ülke yönetiminin sorunlara nasıl yaklaştığını görüp hüzünleneceksiniz.

Sayfa Sayısı: 370

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:45 PM
Ramazanla Dirilmek Ramazan bir rahmet ve bereket iklimi...
Ramazan bir arınma ve dirilme mevsimi...
Ramazan'da hayırlar ve hayırlı ameller, çalışmalar artırılır, günahlar ve kötülükler azaltılır, duâlar çoğaltılır. Bu nedenle Müslümanların bütün davranışları bu ayda birden değişiverir: Şehvet, kin, garaz, hırs yerini dua, zikir, şükür, hilm, acıma, yardımlaşma gibi duygulara bırakır; kalpler yumuşar, gönüller huzur dolar.
Müslümanlar her Ramazan'ı, büyük bir heyecan ve coşku ile karşılar; o kutlu ayın bereketli iklimine girmek için adeta sabırsızlanırlar. Şeytanın ve 'şeytanî güçler'in çekim alanından kurtularak, bir aylık yoğunlaştırılmış İslamî hayatın huzur atmosferini teneffüs etmeye can atarlar. Onbir ay boyunca kir ve pas tutan nefislerini, hevâ ve heveslerini oruçla dizginleyip Allah için duâ, niyaz ve itikafta bulunmanın, Kur'ân okuyup üzerinde tefekkür ve tedebbür etmenin, sadaka vermenin, ibadet etmenin manevi lezzetini tatmaya, teravihin, sahurun, iftarın coşkusunu yaşamaya hazırlanırlar. Zira, her Ramazan; müminler için yeni bir diriliş, bir yenileniş ve bir varoluş zamanıdır.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:45 PM
Yol Haritamız Kur'an Ezeli ve ebedi hükümler içeren İlahi Kelam, dünya durdukça bitmeyecek olan bu hak-batıl kavgasının tarihsel arka planını, temel mantığını açıkladığı gibi; bu mücadelede batıl taraftarlarının uyguladıkları yöntemleri, takip ettikleri strateji ve taktikleri, kullandıkları söylem biçimlerini de bir bir açıklamaktadır. Keza Kur'ân, hak taraftarlarının bu mücadelede mutlaka uymaları ve uygulamaları gereken kural ve yöntemleri de açıkça ortaya koymaktadır.
Müminler, yaşadığı olaylara Kur'ân gözlüğüyle bakmayı öğrendikleri ve O'nun belirlediği şaşmaz ilkeler doğrultusunda hareket ettikleri takdirde, batıl cephesinin bütün şeytani plan ve tuzakları geri tepecek, Hakk'ın zaferi, onların eliyle gerçekleşecektir. O Kur'ân ki, bir hidayet rehberi, bir klavuz ve yol haritası olarak kıyamete kadar senin yolunu aydınlatmaya devam edecek ve seni hem bu dünyada hem de ebedi âlemde esenliğe ulaştıracaktır.
İnsanlara cazip gelen ve şeytanın süslü gösterdiği, rehberlik ettiği yollar ise, yeryüzünde ilahlık taslayan sahte tanrıların belirlediği karanlık yollardır. Kur'ân'ın gösterdiği Dosdoğru Yol'a ve O'nun öngördüğü hayat tarzına razı olmayıp, uydurulmuş yaldızlı ideolojilere, sistemlere, yaşam biçimlerine aldananlar, kesinlikle sonu hüsran olan karanlık yollara girerler. Böyle bir hayat yolculuğunu/yürüyüşünü tercih edenler, asla aydınlığa çıkamazlar. Bu inkârcı ve inatçı yürüyüşün sonu ise kuşkusuz azaptır.
İşte sapasağlam kulp: 'urvet'ül-vüsqâ!.. İşte tutunalacak tek dal!.. İşte yegane tutamak! İşte Rabbimizin müjdeleyici ve uyarıcı peygamberleri aracılığı ile gönderdiği “hak yolu gösteren kitaplar”da çerçevesini çizdiği apaçık yol!.. İşte bu yolun dosdoğru haritası KUR'ÂN.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:45 PM
Kılıçlar Adası Kaptan Declan Ross, kendisini ve dik başlı kızını korsanlık işinden sonsuza kadar kurtaracak efsanevi hazineyi aramaya başlar...
Acımasızlığıyla ünlü, Kaptan Bartholomew Thorne aynı hazinenin peşine düşer. Yoluna çıkan kim olursa olsun onu yok etmekten çekinmeyecektir. Özellikle de Kaptan Ross'u...
On altı yaşlarındaki genç delikanlı, çok kötü yaralı bir halde, ıssız bir adada uyanır. Hafızasını kaybetmiş ve kim olduğunu hatırlamıyordur. Üzerinde bulduğu eşi benzeri olmayan elmas, efsanevi hazinenin bir parçası olabilir mi?
Wayne Thomas Batson, savaşların hüküm sürdüğü, ölülerin mezarlarından doğrulup fısıldadığı, uzun zamandır uykuda olan bir volkanın patlamak üzere olduğu ve hazine için yarışan korsanların peşine düşen dev deniz canavarlarının bulunduğu, açık denizlerde geçen büyüleyici bir öyküyle geliyor.


Sayfa Sayısı : 328

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:45 PM
Düşündüşlem Deyişler Bir şeyi söylerken binini susarız. Binini duyumsamak, birini duymaktan daha güzel değil mi? Ya da öyle bir şey söylemeli, duymalı ki, binini birden duyumsatsın.”
Hayrettin Ökçesiz bir hukukçu olarak sivil itaatsizlik kitabıyla tanınır. Bu kitabıyla birlikte felsefe dünyamız da kendisinden çok söz edecek.
Sayfalar süren felsefi tezler yazmaya kıyasla çok daha emek ister deyiş yazmak. Bütün o tezlerin berraklaşmış şeklidir deyişler. Kesip duvarınıza asmak istersiniz, tek bir tanesini alıp, felsefi sohbetlere giriş yaparsınız.
Cumhuriyet Gazetesi'ndeki yazılarıyla, hukukçu kimliği ve şimdi Düşündüşlem Deyişler'iyle, çok yönlü bir entelektüel Hayrettin Ökçesiz.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:45 PM
Bir Diyabetliden Bir Diyabetliye 250 Küçük Öneri iyabetlilerin karşılaşacakları sorunlara, sorulara yanıt verecek nitelikte bir el kitabı…
- Diyabetli nasıl beslenmeli?
- Şeker ölçümü nasıl yapılır?
- Hipoglisemi neden olur ?
- Hiperglisemi neden olur?
- Diyabette göz kontrolünün önemi nedir?
- Diyabetli gebelikte nelere dikkat etmeli?
Diyabetlilerin merak ettiği konuların 250 öneri halinde özetlendiği kitapta, uzun yıllardır diyabetiyle sağlıklı, kaliteli bir yaşam sürmeyi başarmış olan Şebnem Güneyman, bilgi ve deneyimlerini diyabetlilerle paylaşıyor, önerilerde bulunuyor, diyabetle sağlıklı ve uzun bir yaşamın ipuçlarını veriyor.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:46 PM
Öğrenmenin Gücü Okullarda, kurslarda, konferanslarda, şirket seminerlerinde ya da bir kitabı okuduğumuzda, bir filmi izlediğimizde bir şeyleri gerçekten öğreniyor muyuz, yoksa sadece ezberliyor muyuz?
Bir kuşun, bir çiçeğin, bir doğa olayının adını bilmek o kuşu, çiçeği ya da doğa olayını gerçekten bildiğimiz anlamına mı geliyor? Üçgenin alanının taban çarpı yükseklik bölü iki olduğunu bir çırpıda söyleyebilmemiz bunu gerçekten kavramış olduğumuzu gösterir mi?
Bu ve benzeri konuların yanı sıra “öğrenme” dediğimiz şeyin aslında nasıl gerçekleştiğini öğrenmek istiyorsanız ve geleneksel öğretme biçimlerinin yetersiz kaldığını hissediyorsanız bu kitap başucunuzda olacak!

Sayfa Sayısı : 224

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:46 PM
Kestane Kıranında Kadınlar Zarifoğlular bir madende ya da sanki bir mahzendeydiler. İçlerinde herkes iyi ve çalışkan olmasına rağmen, üzerlerinde bir kasvet, bir yanlışlık ya da bir lanet vardı. Her şeyin tam yapıldığı bir eksiklik vardı üzerlerinde. Tuhafiye açılması gereken yere diyelim, dürüst çalışan bir bakkaliye açmışlardı, silah sıkılması gereken yerde mesela, bütün inceliğiyle bıçak kullanmışlardı, daha ölümün sonlanmadığı yerde, bunlar duaya başlamıştı; yani tatlı bir su, yıllardır doğrusu bilinmeyen yanlış bir yataktan akmaktaydı.”
Zeliha Zarifoğlu, kocası Mehmet'in öldürülmesiyle, beş çocuğunu tek başına büyütmek zorunda kalır. Ahmet, Ali, Fatma, Emin ve Mustafa'nın yaşamöykülerini okuduğumuz panoramik romanın arka planında da Osmanlı'nın son dönemi, Mütareke yılları ve I. Dünya Savaşını izleriz. Farklı patikalarda ilerleyen bu beş çocuğun yolları hep anneleri Zeliha'ya ve köyleri Mavruz'a çıkacaktır...
“Fikri Bey'le Degustasyon'da yemek yerken, karşı masaya uzun kâkülü ve düşünceli bir yüzü olan, gözleri aniden açılan aniden uyuyan, upuzun bacakları bağlı bulunduğu eklemden, yağmursuz günde taşınan şemsiye gibi serbestçe sallanan bir kızla genç bir adam oturmuştu. Emin Zarifoğlu yemek sırasında bakışını kızdan, avcısıyla göz göze gelen, kasları kilitli bir av gibi ayıramamıştı. Modern bir giyinişi vardı kızın; o gün ten rengi çorap, atkılı ayakkabı, dizin hemen altına kadar inen kısa etekle üstten cepli yandan ilikli bir ceket giymiş, yakasına Paris usulü bir broşla boynuna küçük taneli bir inci kolye takmıştı. 'Bu kadar güzel olunabilir mi, şu medeni kanun çıkmasaydı bu kızı zevce diye alır, köydekine dönüp bakmazdım,' dedi ve dedikleri asla olmazmış gibi iç geçirdi. Garsona salma yolla pişmiş sarımsaklı dane piliç söyledikten sonra Fikri Bey, 'Genç zevce azgın olur, piston kolu gibi sabah akşam adamın kasığına oturur, nasıl başa çıkacaksın,' dedi.”

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:46 PM
Kim Korkar 21. Yüzyıldan Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle “yeni uluslararası düzen”in başlangıcı ilan edilmiş olsa da, dünya tam bir düzensizlik içinde görünüyor. Özellikle Ortadoğu'daki krizler (Irak, İsrail-Filistin çatışması), şiddetin ve güvensizliğin yayılması kamuoyunda telaşa yol açtı ve gelecek hakkında karamsar yaklaşımları besledi.
Artık “21. yüzyıldan korkmak” mı lazım? Böyle bir soruya net bir şekilde cevap vermenin elbette hiçbir anlamı olmayacaktır. Buna rağmen, soğukkanlılığı korumanın ve bundan böyle hangi uluslararası sistemde yaşadığımızı anlamanın gerekliliği ortada. Güçlerin yeni hiyerarşisi, devlet dışı aktörlerin rolünün onaylanması (“11 Eylül” saldırılarıyla dikkat çekici şekilde kendini gösterdi), tüm insanlığı ilgilendiren sorunlar hakkında uluslararası uzlaşmalar (uluslararası ceza yargısı, sürdürülebilir kalkınma), “sınırsız” kamusal sahnenin sağlamlaştırılması vs. Tüm bunlar yükselen uluslararası sistemin en görünür özellikleri. Bununla birlikte, bu sistemin kuralları belirlenmiş değil ve büyük ölçüde tanımlanmayı bekliyor.
Bu çok sağlam 14 makalede (bazıları ilk defa yayımlanıyor, bazıları daha önce ekonomik ve jeopolitik yıllık L'état du monde'da yayımlandı), yazarlar bu yeni durumu inceliyor ve yeni bir dünyanın koşullarını araştırıyo

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:46 PM
Sovyet Yüzyılı

SCB tarihin karanlığına karışmış gibi görünse de, geçtiğimiz yüzyıla vurduğu damga ve günümüzde süren etkisiyle, hâlâ önemli bir araştırma alanı. Fakat bu tarih, uzun bir süre boyunca, hem gerekli bilgi ve belgelere ulaşmanın güçlüğünden hem de Sovyet rejiminin gerçeklerini örten ideolojik perdenin varlığı nedeniyle yazılamadı. Moshe Lewin Sovyet Yüzyılı’nda, yakın zamana kadar girilemeyen arşivlerdeki belgeler üzerinde ayrıntılı bir araştırma yaparak, tüm karmaşıklığıyla bu tarihin izini sürüyor. Lewin, demografi, ekonomi, kültür ve politik baskı gibi hayati unsurları öne çıkararak, bugüne kadar bütünüyle anlaşılması mümkün olmamış bir sistemin işleyişini bizlere sunuyor. Sovyet Yüzyılı, basit ve çizgisel bir hikâyeden yola çıkarak bu hikâyenin sürekliliklerini, kopuş noktalarını Ekim 1917’deki başlangıcından, 1980’lerdeki çöküş sürecine kadar, Stalinist diktatörlük ve Kruşçev’in imkânsız reformlarıyla geçen yılları da resmederek ayrıntılarıyla ele alıyor.
“Muhtemelen SSCB üzerine çalışan hiçbir Batılı tarihçi, Moshe Lewin gibi, –savaş döneminde genç bir asker olarak– Stalin döneminden Komünizm sonrasındaki günlere kadar Rus halkı içinde yaşama deneyimine sahip olmamış ve Sovyet dönemine ilişkin arşivleri ve literatürü ele almamıştır. Lewin, Sovyet Yüzyılı’ndaki fikirleriyle, Sovyet tarihini geçtiğimiz yüzyılın ideolojik birikiminden kurtarmak yolunda önemli bir katkı sağlıyor ve bu tarihi anlamak isteyen herkes için temel bir eser sunuyor.”
ERIC HOBSBAWM

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:46 PM
Gecenin Anlamı / Bir İtiraf 1854 yılı, soğuk bir ekim gecesi. Karanlık bir geçitte masum bir adam bıçaklanarak öldürülür.
Edward Glyver'ın olağanüstü öyküsü işte böyle başlıyor. Küçük bir çocukken önemli biri olmanın alınyazısı olduğuna inanan Glyver, tesadüf eseri muazzam bir servetin ve nüfuzun vârisi olduğunu öğrenir. Yasal hakkını elde edebilmek için aşması gereken pek çok engel vardır. Çıktığı yol, onu Evenwood malikânesine götürür.
Victoria dönemi Londrası'nın puslu sokaklarında, umumhanelerinde ve afyon batakhanelerinde geçen ihanet, vefasızlık, ölüm, vehim, saplantı ve hırs öyküsü...
Yazımı otuz yıl süren "Gecenin Anlamı", harikulade bir eser. Okuyucusunu her şeyin ortaya çıktığı o heyecan verici sona dek esir eden, tutkulu ve çarpıcı olaylarla dolu büyüleyici bir roman.

Sayfa sayısı: 468

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:47 PM
Portakalın Aklı Olsa orgulanmamış hayat yaşamaya değmez...
Ben Warner, okul tatillerinde balık ve patates kızartması satılan bir kafede çalışan, sürekli sıkılan, bunalım bir gençtir. Bir gece genç bir kadın kafeye gelir ve yemekten fırsat bulduğunda Ben'e, Fikirler Dünyası'nı mutlaka ziyaret etmesi gerektiğini söyler. Fikirler Dünyası filozofların ölümden sonra toplandıkları bir yerdir ve güzel Lila da aslında otuz yılı aşkın bir süredir ölüdür.
Ama Lila'nın tek sorunu ölü olmak değildir. Fikirler Dünyası'nın başkanı olan Sokrates ile Wittgenstein, felsefenin insanın hayatını geliştirebileceğine dair bir iddiaya girmişlerdir. Sokrates bahsi kaybederse 2109 yıldır süren başkanlığı sona erecek ve Lila işsiz kalacaktır. Ben ise bu iddianın bir kobayıdır. Lila'nın görevi ona hayatının –sinir bozucu kız kardeşleri, ergenlik bunalımları, sırnaşık patronu Tony ve diğer her şeyin– felsefe sayesinde çok daha iyi yönde değişebileceğini kanıtlamaktır. Böylece hayatla ilgili soruların eşlik ettiği kafa karıştırıcı bir yolculuk başlar.

Sayfa sayısı: 200

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:47 PM
Ses, Söz ve Sevgili / Ramazan Hatıraları CD Hediyeli Bâki kalan bu gökkubbede...
Sanat, müzisyen için müzikten ibaret değildir. Sanat, iç içe birçok şeyi barındıran, hayata dair birçok veriyi kucaklayan; birinin bitiminde bir başkasının başladığı zincirleme bir oluşumdur. Sanat, sanatçının ürettiği her eserle yeniden doğuşudur.

Sayfa sayısı: 140

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:47 PM
Çerağlar Uyanırken 1826... Bektaşi Şeyhi Kıncı Baba idam edilir, çok sayıda Bektaşi sürgüne gönderilir ve tüm Bektaşi tekkeleri kapatılır. Yıllar sonra, medreseler ile tekkeler arasındaki mücadelenin seyri değişir ve Osmanlı tahtı değişim rüzgârlarının etkisiyle medreseden desteğini yavaş yavaş çeker. Bütün bunlar yaşanırken, Kıncı Baba'nın sıkı bir medrese eğitimi alan oğlu Hasan Efendi, atalarının inançlarıyla tanışır ve kendini zorlu bir fikri sorgulamanın içinde bulur...
Osmanlı Bektaşi geleneğine dair detaylı bilgilerle örülmüş, kolay okunan, eski romanlar tadında bir kitap.

Sayfa sayısı: 224

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:47 PM
Fethullah Gülen Tanımadığınız Fethullah Gülen...
Gülen'in sıradışı hayatı, ABD'de geçirdiği dokuz yılın hikâyesi ve Fethullah Gülen'le yapılan son röportaj...
Gülen'in çocukluğundan bugüne, sıradışı ve etkileyici hayatını okuyacaksınız.
Fethullah Gülen niçin "Allah'tan başka kimseden af dilemem" diyordu?
Fethullah Gülen neden 1982'de öleceğini düşünüyordu?
Gülen’in annesi Refia Gülen hangi olaydan dolayı üzüntüsünden aşırı kilo kaybetti ve zayıf düştü?
Gülen 1986'da Burdur'da gözaltına alındığında Başbakan Turgut Özal ne yaptı?
Gülen hangi arkadaşına, “Sensiz cennete bile gitmem” diyor?
Kenan Evren'e Gülen'in vaaz kasetlerini dinleten kimdi?
Gülen Aziz Nesin'in ölüm haberini aldığında ne tepki verdi?
Gülen Cumhuriyet gazetesi başyazarı İlhan Selçuk ve Orgeneral Çevik Bir'e neden mektup yazdı?

Sayfa sayısı: 328

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:47 PM
Hakikatçi / Hayata ve Ölüme Dair Binbir Gece’de Yolculuk I

Ey bahtı güzel okur, ey hoşluk ve cömertlikle donanmış kişi! Sana yalnızca, eski hengâmlarda ve o esnalarda meydana gemiş, dolayısıyla zaten çoktan yaşanmış, çoktan tükenen o günlerde kalmış, ama bana kadar ulaşmış bir öyküyü anlatmayacağım. Şunu bil ki ey okur, benim anlatacaklarım yenidir. Yani bu çağda geçiyor, bu demde ve bu esnada. Ne var ki, yine de bana kadar ulaşmış o eski öyküyle, eskimiş o devirlerle ilgisi var.
Sana soruyorum, ey ak alınlı, meraktaşım, neden yaşıyorsun? Bu konuda ne biliyorsun? Şunu hemen haber vereyim ki, bu kitap, hayat ve ölümün, Binbir Gece Masalları'nda özenle gizlenmiş sırlarına dairdir. Ey anlatılan, benen işittiğine şaşırma, bu öykü senin öykündür!
Bildim bileli kendime sorduğum, öğrenmek için her şeyi göze adığım soruları, Binbir Gece Masalları'nın birer birer, ama şimdiki zaman insanı için pek de açık seçik olmayacak şekilde yanıtladığını keşfettim. Bin bir soru içinde en önemli üç soru neyle ilgilidir, onu da Binbir Gece için çıktığım yolculuklarda öğrendim.

Sayfa sayısı: 272

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:48 PM
Anlatmasam Olmazdı / Türk Musevi Cemaati Onursal Başkanı Bensiyon Pint Anlatmasam Olmazdı
Türk Musevi Cemaati Onursal BaşkanıBensiyon Pinto
Derleyen: Tülay Gürler



“Kaleme aldığınız anılarla yansıtacağınız tecrübe ve birikimlerinizin de, toplumsal barışımıza, birlikte yaşama kültürümüze katkıda bulunacağını düşünüyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.”
Recep Tayyip Erdoğan, başbakan

“Uzlaşıyla, kardeşlikle ve dostça birlikte yaşama kültürünü geliştirmiş, toplumumuzun önemli bir parçası olan Musevi cemaatimizin kanaat önderlerinden Zat-ı Âlinizin, tarihe bir not düşmek üzere kaleme aldığı, içinde çok değerli hatıralarınızı barındıran bu kıymetli eserden istifade edileceği düşüncesindeyim. Bu düşüncelerle, kitabınızın hayırlara vesile olmasını temenni eder; selam ve saygılarımı sunarım.”
Cemil Çiçek, adalet bakanı

“Çocukluğumun geçtiği Beyoğlu’nun eşsiz mozaiğinin bir parçasıdır Bensiyon Pinto. Dostum Bensiyon Pinto’nun kaleme aldığı bu eser, İstanbul’un eski yaşamını ve dostluk anlayışının çok hoş anılarla yeniden anlaşılmasını sağlayacak ve İstanbullu olan herkes burada kendinden bir şeyler bulacaktır.”
Kadir Topbaş, İstanbul Büyükşehir belediye başkanı

“Şartlar ne olursa olsun güvenebileceğim, hatta başvuruya bile gerek kalmadan yardımını, desteğini anında yanımda bulabileceğim bir “Bensiyon”un varlığının benim için ne demek olduğunu umarım az da olsa ifade edebilmişimdir. Senin duygularına, düşüncelerine ve ileri görüşlülüğüne, desteğine her zaman ihtiyacımız olacaktır. Bazı insanlar yüz yılda, bin yılda bir yetişir, sen de ben ve cemaatimiz için böyle bir isim ve yüreksin.”
Rav İsak Haleva, Türkiye Hahambaşısı

“Türkiye’ye yaptığım resmi ziyaret ve sizin İsrail’e ziyaretleriniz sırasında yaptığımız görüşmelerimizde, cana yakın kişiliğinizden, büyük yurtseverliğinizden, geniş bağlantılarınızdan ve genç kuşağa sunulan Yahudilik eğitimi ile atalarımızın miras ve geleneklerinin korunmasına verdiğiniz önemden çok etkilendim.”
Moşe Katsav, İsrail devlet başkanı

Sayfa sayısı: 372

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:51 PM
Resmigeçit Bir ülkenin gururudur tarih, kimi zaman da utancı.

Romanlardan korkaklar korkar!
Korkaklar korkar romanlardan!
Romanlardan korkar korkaklar!
"Resmigeçit", "Paşalar tavan arasında toplanmış" diye başlıyor.
"Hangi ülkenin halkından gizlenen, yüzleşemediği bir tarihi varsa, siyasetçilerden başka duyan bilenin kurşuna dizildiği bir sırrı varsa, pislik yığınının üzerinde oturuyordur o ülke." Ülkesinin bütün pisliğini yutup yutup içinde tutan siyasetçiler, bir dönemin yeryüzüne indirilmiş cehennemleri, Diyarbakır, Metris, Mamak cezaevleri...
"Resmigeçit", yakın tarih üzerine politik bir roman.
Tarih kazanı fokurdamaya devam ederken okunması gerekli bir roman.

Sayfa sayısı: 636

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:51 PM
Soğanı Soyarken İkinci Dünya Savaşı'nın patlamasıyla birlikte çocukluğunun sona erdiğini görür Günter Grass. Baba evinin dar sınırlarından, yoksul ortamından kurtulup savaşa katılmaya can atar, ama henüz on altı yaşındadır. Oysa çocuk yaşta olması, onu ne bir top mermisine hedef olmaktan, ne esir kampında açlıkla boğuşmaktan, ne ölümlere tanık olmaktan, ne de ailesinin izini kaybetmekten korur. Pek çok Alman genci gibi onun gözünde de Hitler Gençliği'ne katılmak, marşlar söyleyerek Nasyonal Sosyalist rejimin andını içmek doğaldır.
Grass, bir insanın hayatındaki en heyecanlı dönemi anlatıyor, Soğanı Soyarken'de: Kişiliğin oluştuğu, biçim aldığı, bütün dış etkileri özümsediği dönemi. Savaş sonrasında Berlin'de ve Paris'te geçirilen özgür ve sanat dolu günler, aşklar, yokluklar ve unutamadığı bir anne… Soğan-Belleğin sayısız tabakasında birikmiş anılarıyla birlikte ilginç hayatını bütün çıplaklığıyla okuruna açıyor Grass.


Sayfa Sayısı : 360

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:51 PM
Beyin Gücünüzü Ölçün / Beyniniz Ne Kadar Büyük?

NEŞELİ, EĞLENCELİ VE ZEKİCE BİR KİTAP!
Eğlenceli olduğu kadar beyin gücünüzü de arttıran bu kitabın bağımlısı olacaksınız
BİR BEZELYE TANESİ Mİ YOKSA BİR GEZEGEN KADAR MI? SORULARI ÇÖZÜN VE KEŞFEDİN!
Birbirinden hınzır ve eğlenceli soru ve bulmacalardan oluşan bu kitabı bitirdiğinizde, beyninizin ne kadar büyük olduğunu göreceksiniz!
Fighting Fantasy'nin yaratıcılarından, Games Workshop'un kurucularından ve dünyaca ünlü video oyunlarının arkasındaki adam Ian Livingstone, beyni çalıştıran sorular ve bulmacalardan oluşan, dünyayı kasıp kavuran bu eşsiz kitap için Jamie Thomson'la bir arada.


Sayfa Sayısı : 256

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:52 PM
Yahudi Tarihi Tevrat'da anlatılan Yahudi tanrısı Yahve (Yahova) çocuk doğurur, Yahudilerle birlikte savaşa gider, Mısırlıların evlerini basarak onlardan Yahudilerin intikamını alır, bazen kızıp Yahudileri cezalandırır, sonra yaptığına pişman olur ve göz yaşı döker; karanlık ve kuytu yerlerden korkar, serin ve gölgelik yerlerde dolaşmaktan hoşlanır, pişmiş et kokusunu sever; insanla güreşir...
Tevrat'a göre Abrah (İbrahim) karısı Sara'yı Mısır'da kız kardeşi olarak tanıtır; firavunun haremine sokar, ondan büyük paralar alır; Yakub (İsrail) hilekâr, üç kağıtçıdır; o da karısını kız kardeşim diyerek Ebimalik'in haremine sokar, para alır; Davut, tam bir uçkur düşkünüdür, cephedeki askerinin hanımını dikizler ve zorla yatağa atar. Süleyman, bin kadar cariyesiyle oynaşır, onların hatırına putlara tapar...
Bunun adı kutsal kitaptır. Bu halk, Tanrı tarafından seçilmiş millettir ve bü seçilmiş milletin apokrif kutsal kitabı Talmud ise Yahudi olmayanlar için şöyle der:
"Yahudi olmayanların mezarları İsrail oğullarının kalplerini donduruyor. Çünkü yalnız Yahudiler insandır; diğer halklarsa ancak değişik hayvan türleridir."
"Yahudi olmayana et verilmesi doğru değildir; eti köpeğe ver, çünkü köpek gayr-ı Yahudi'den daha üstündür."
"Yalnızca seçilmiş millet ebedi hayata layıktır; diğer halklar ise eşektir."
"Gayr-ı Yahudinin vahşi domuzdan farkı yoktur... Hamamdan çıkan bir Yahudi kadın, ilk bakışta eğer bir köpek, eşek, mecnun, gayr-ı Yahudi, kuzu, domuz, at ve abraş görürse tekrar yıkanmalıdır.
"Allah, gayr-ı Yahudileri Yahudilerin yüzü suyu hürmetine insan suretinde yaratmıştır. Çünkü gayr-ı Yahudiler gece gündüz durup dinlenmeden Yahudilere hizmet etmek için vardırlar. Bir prensin hayvan suratlı bir hizmetkârı olamaz; aksine onun hizmetkârı insan suratlı bir hayvan olmalıdır."


Sayfa Sayısı : 600

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:52 PM
Metropol Alanlarda "Kamu Güvenliği" Dünya, yaklaşık son yirmi yıldır hızlı bir değişim sürecinden geçmektedir. Küreselleşme ile ortaya çıkan ve 20`nci yüzyılın son çeyreğine damgasını vuran çok yönlü değişim dinamikleri, 21`inci yüzyılın başlaması ile birlikte yeni bir çehre kazanan dünya düzeninin de temel dayanaklarını oluşturmuşlardır. Yaşanmakta olan küresel değişim, sadece belirli bir coğrafî bölge veya toplumla sınırlı değil, tüm dünya ölçeğinde; teknolojik, ekonomik, toplumsal, siyasal, yönetsel ve kültürel olarak tüm alanlarda sürmektedir.

Ülkemizde de son yıllarda yaşanan hızlı bir kentleşmenin sonucu olarak kamu yönetiminde çok önemli değişimler yaşanmaktadır. Mevcut mevzuat ve teşkilatlanma, metropoliten alanlarda kamu güvenliği konusunda maalesef yeterli oranda başarılı olamamaktadır. Bu nedenle yeni bir güvenlik sistemine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada ülkemizde güvenlik sisteminin bir bütün olarak ele alınması, gelişmesi ve yerleşmesi için yapılması gerekenler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Güvenlik hizmetlerinin metropoliten alanlarda nasıl daha etkin ve verimli olabileceği ve yeni bir model kurulması üzerinde durulmuştur. Ayrıca yabancı ülkelerde ki metropoliten alan yönetimlerinden de çok ilginç örnekler üzerinde durulmuştur.

Özet olarak elinizdeki bu eserde, Türkiye Cumhuriyeti`ndeki metropoliten alan yönetiminin örgütlenme, işleyiş düzeni, güvenlik sorunu konuları incelenmiş ve çözüm önerilerinde bulunulmuştur. Ülkemizde bu konuda yeterli bir çalışma olmadığından

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:52 PM
İstihbarat Teorisi İstihbarat; Türk toplumunda yanlış anlaşılan, yanlış bilinen, yanlış tanınan, korkulan, sık sık olumsuz anlamlarda kullanılan ve uzak durulması gerektiği düşünülen bir faaliyet biçimi olarak görülmektedir. Halbuki, İstihbarat ve istihbaratın tamamlayıcı argümanları olan psikolojik savaş ve propaganda ülkemizde yaşayan her ferdin günlük hayatının kaçınılmaz parçalarıdır. "istihbarat" ve "istihbaratçı" kelimelerinin kötü ve korkulur algılanmasının ardında yatan asıl gerçek ise; her hangi bir istihbarat çalışmasını etkisiz hâle getirmek için yapılan, karşı tarafın uyguladığı olumsuz propagandadır.

Bir millet için mevcut olan fırsat ve tehditler sadece askerî nitelikli değildir. Bu tehditler çok geniş bir alana yayılmıştır. İstihbarat, millî güvenlik politikasının temel parçasıdır. İstihbarat çalışmalarını dikkate almayan devlet yönetimlerinin ise gözleri bağlı maraton koşan birisinden hiçbir farkı yoktur. Nereye gittiklerini, rakiplerinin önünde mi arkasında mı olduklarını, ne kadar koştuklarını, özetle hiçbir şeyi bilmeden, zaman ve enerji kaybederek koşup dururlar.

Türk politikacısı, Türk işadamı, sivil ve siyasi karar alıcılar mümkün olduğunca istihbaratçılardan ve istihbarattan uzak bir yaşamı tercih ederler. Karar alma süreçlerinde, istihbarat analizlerinin sonuçlarından mümkün olduğunca az faydalanırlar. Bu tarz davranış şekli karar alma süreçlerinde uygulanan çok tehlikeli ve hatalı bir yöntemdir. Doğru olan ise; bu karar alıcıların, karar verme aşamalarında his ve kanaatlerinden daha çok, kanıt ve analize dayanan bir düşünce ve çalışma yöntemiyle karar vermekleridir. Buda ancak doğru bilgi yeterliliğiyle, yani istihbarat ile elde edilir.

Bu çalışmada, istihbaratın ne olduğunun açıklanması gibi temel bir bağlamdan hareket edilerek, istihbaratın tarihî, istihbarat toplamada kullanılan temel araçlar ve istihbarat türlerinin yanı sıra "stratejik istihbarat" ve çalışmanın asıl merkezini oluşturan "stratejik analiz yöntemleri" de okura en ince ayrıntıları ile sunulmuştur. Umarız ki bu eser, ülkemiz insanına olduğu kadar, konuyla ilgili kişi ve kurumlara da fayda sağlayacak bir çalışma olur.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:52 PM
Böbrek Yetmezliğinde Doğru Beslenme Böbrek yetersizliği çekenlere ve diyaliz hastaları için beslenme "hayatı" bir anlam taşıyor.Alınan her lokmanın,içilen her yudum suyun miktarını ve besin değerini bilmek,"ölçü"yü asla kaçırmamak gerekiyor. "Doru diyet programı" hastanın hayatını kolaylaştırıyor,yaşam kalitesini yükseltiyor.İşte elinizdeki kitabın yayınlanma nedeni de tam bu.Özellikle diyalizle yaşayanları rahatlatmak ,onları mutlu etmek,sıkıntıları minimize edecek sağlıklı bir beslenme alışkanlığı kazandırmak .Tabii kitabı yazan kişinin diyaliz hastası olması ayrıca anlamlı .Yani"içten" bir yolculuk söz konusu .Leyla Akçağlılar doktorlarının bilimsel desteği ve tıbbi danışmanlığıyla ,böbrek yetersizliğiyle ilgili "yaşanmış" bir mutluluk rehberi ortaya çıkarmış.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:53 PM
Türk Siyasetinin Yapısal Analizi-1 - Kavramlar, Kuramlar, Kurumlar Elinizdeki kitap Hasan Bülent Kahraman'ın üç cilt olarak tasarladığı ve 1908-2008 arasını kapsayan yüz yıllık Türk siyasal modernleşmesini irdelediği yapıtın ilk cildi. Hasan Bülent Kahraman bu ciltte, siyasal modernleşmemizi oluşturan ana kavramları, kuramları ve kurumları ele alıyor. 1908'i bir başlangıç noktası almakla birlikte Kahraman'ın çözümlemeleri, Osmanlı modernleşmesi (Tanzimat) ile başlıyor. Yapıtın ana tezine göre, Türk siyasal modernleşmesi aynı oluşumun Batı'daki örneğinden farklı bir yön izlemiştir. Batı'yla sürekli bir etkileşim içinde bulunmakla birlikte kendisine ait özellikler taşıyan bu modernleşme, Kahraman'ın tanımlamasıyla 'ordu-bürokrasi-aydınlar ittifakı'ndan oluşan bir Tarihsel Blok eliyle gerçekleştirilmiştir. 1908'de ve 1923'te önemli açılımlarını gerçekleştiren bu bloğun karşısında, halkın ve toplumun oluşturduğu siyasal muhalefet yer almıştır. Kitabın ikinci cildi 1946/1950-1980, üçüncü cildi 1980-2010 yıllarını kapsayacak ve peşi sıra yayınlanacaktır. Türk siyasetini ilk kez siyasal tarih olarak değil, siyaset bilimi çerçevesinde analitik bir yaklaşımla ele alan bu yapıt, yakın dönemi gerek tarihsel perspektif içinde gerekse kurucu unsurlarıyla anlamak açısından zorunlu bir okuma!

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:53 PM
Yönetim İstifa por yönetiminde nasıl daha etkili olunabilir, neler yapılabilir? Yöneticinin sorumlulukları ve özellikleri nelerdir? Spor sektörü ile farklı sektörlerdeki yöneticilerini başarıya ulaştıran pratik bilgiler nelerdir? Spor Yöneticisi, Spor Yöneticiliği ve Etik, Taraftar-Yönetim İlişkisi, Altyapı Eğitiminde Kulüp başta olmak üzere, Spor yönetimi ve yöneticiliği ile ilgili birçok konu bu kitapta özetle ele alınmıştır.
Türkiye'de kişilere, kişilerin servetlerine dayalı olan spor yönetimi modelinden, kurumsallaşmış, gelecek olan kişiye bağlı olmayan, profesyonel spor yöneticilerinin ve ekiplerin yönettiği spor yönetimi modeline geçilmesi gerekmektedir. Milyon dolarlık kulüpleri iflasın eşiğinden kurtarmanın yolu budur. Unutmayalım ki spor yöneticiliği bir meslektir ve her meslek gibi artık onun da ihtisas yapmış kadrolara ihtiyacı vardır. Türkiye'de birçok üniversitede spor yöneticiliği bölümü vardır ve artık bu bölümlerde eğitim görmüş kişilerin kulüplerin yönetim modelinde yerlerini almaları sağlanmalıdır.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:53 PM
5 Vakit İstanbul / Kalbiyle Yazan 5 Kalemden Namazın Güzellikleri 5 isim, 5 farklı üslup, 5 ayrı duyarlılık, 5 vakit namazı…
İstanbul bu kez namaz kılınan mekanlarıyla ve o mekanların manevi açılımlarıyla konuşuyor.
Ümit Meriç, Sadettin Ökten, Leyla İpekçi, Senai Demirci ve Hüseyin Hatemi kalemlerini bu maneviyat doğrultusunda secde ettiriyor. Tarihin arka fonda aktığı yazılarda 5 farklı üslup, 5 ayrı duyarlılık, edebiyatın hassas duyguları, incelikleri kullanılarak dünyayı tavaf eden ve Asya ile Avrupa'yı İstanbul'da “bir”leştiren ezanları anlatıyor.
Sabah namazını Ümit Meriç, öğleni, Sadettin Ökten, ikini namazını Leyla İpekçi akşamı Senai Demirci ve yatsı namazını Hüseyin Hatemi anlatıyor

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 03:53 PM
Çuvaldiken Kasabası aharın uzun sürdüğü, güzel mi güzel bir kasaba varmış. Dallarından bahar, ambarlarından buğday, insanların yüzünden gülümseme eksik olmazmış.
Ta ki bir gün, bir yabancı, elinde boş bir çuvalla gezen ve herkese her istediğini sattığını vaad eden bir satıcı kasabaya gelene kadar...


Sayfa Sayısı : 56

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 04:06 PM
Hizmet Yönetimi Süreç Haritaları / Hizmette Mükemmelliğe Giden Yolunuz Çoğu BT (Bilgi Teknolojileri) organizasyonunun bugün karşılaştığı en büyük zorluk BT’yi çalışmaya devam eder halde tutarken aynı zamanda hizmetlerinin kalitesini iyileştirmek ve sürekli değişen iş ihtiyaçlarına daha büyük bir çeviklikle karşılık vermek arasında bir denge tutturmaktır. BT Altyapı Kütüphanesi (IT Infrastructure Library- ITIL) bu sorun karşısında son yıllarda üretilmiş en etkili yaklaşım olmak gibi bir üne sahip. Ancak yüksek düzey bir sistem olarak ITIL şu ana kadar çok sofistike, erişilmesi, anlaşılması güç bir uygulama olarak kalmıştı.

Elinizdeki kitap bu güçlüğü ortadan kaldıran, ITIL’ı bir metro haritasına benzeterek anlaşılması, takip edilmesi kolay bir sistem haline getiren bu konudaki ilk rehber kitap. Hizmet Yönetimi Süreç Haritaları, bankalardan, büyük sanayi kuruluşlarına, büyük küçük her türden şirkete, organizasyona, kamu kuruluşuna hizmet veren BT şirketlerindeki uzmanların yanı sıra, bu kuruluşlarda çalışan BT uzmanlarına da hitap eden, hedef kitlesi çok geniş bir kitap. Tüm dünyada pek çok ülkede faaliyet gösteren çokuluslu BT şirketi CA’nın desteklediği ITIL sistemini anlatan tek kitap.

ITIL bugün Hizmet Yönetimi en iyi uygulama süreçlerinde tüm dünyada kabul gören bir standart; BT hizmetlerinin değerinin görülmesini ve ölçülmesini sağlayan bir lenstir. BT süreçlerini standartlaştırmayı ve ortak bil dil oluşturmayı vurgulayan ITIL, daha iyi yönetimi ve BT hizmetlerinin maliyet ve kalitesinin optimizasyonunu teşvik eder.
Organizasyonlar, kaliteli Hizmet Yönetimi süreçlerini uygulamak istediklerinde, sürekli aynı sorular yükselir:

·Bütün bu süreçler birbirleriyle nasıl kesişir?
·Süreçler, bir değişim ve gelişim kültüründe nasıl çalışır?
·Genellikle teknik olan görüşümüzü organizasyon içinde kolaylıkla nasıl anlatabiliriz?

Bu kitapta, Hizmet Yönetimi süreçleri kavramları, Sürekli İyileştirme (Deming Çemberi – Planla, Yap, Kontrol Et, Karar Ver) yapısı içerisinde tanımlanmıştır. Hizmette Mükemmelliğe giden yol hiçbir zaman statik değildir, sürekli gelişen ve asla bitmeyen bir yol olmak zorundadır. Bu başlık benzer şekilde, Hizmette Mükemmelliğe giden yolu da bir yolculuk olarak (bu kitapta bir metro) tanımlar. Bu benzetme, farklı Hizmet Yönetimi süreçlerinin birbirleriyle nasıl kesiştiklerini açık bir şekilde gösterilmesini sağlar ve iki ya da daha fazla sürecin "çarpışmalar" olmadan ilerlemek amacıyla bir araya geldikleri kritik "istasyonları" belirler.

Bu kitap, Hizmet Yönetimi süreçleri kavramlarını, Sürekli İyileştirme’yi benimseyen bir organizasyon kültürü içinde gösterdiği için eşsizdir.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 04:09 PM
Pratik Reiki / Gücü ve Enerjisi İle İyileşme

1. Reiki- Evrensel Yaşam Enerjisi
2. Enerji Bedenimiz
3. Çakralar (veya Enerji Merkezleri) Yedi Büyük Çakranın Tanımı Çakralar Hakkında Bazı Yararlı Notlar Çakraların Bedenin Çeşitli Noktalarında Simgelenmesi 4. Enerji Dengesizliği - Bütün Problemlerin Temel Nedeni Dengesizliğe Neden Olan Fiziksel Faktörler Dengesizliğe Neden Olan Zihinsel Faktörler Yogasal Perspektiften Enerji Dengesizliği Sol Tarafa Doğru Dengesizlik Sağ Tarafa Doğru Dengesizlik Merkezde Denge Nadilerin Dengesini Sağlamak Çakraların Temizlenmesi
5. Reiki Ayarı
6. Reiki Tedavisinin Temel Prensipleri
7. Elleri Reiki Enerji Transferi İçin Hazırlama
8. Vücudun Tamamı İçin Reiki Reiki Tedavisi Yapmak İçin Kurallar Kişinin Kendisi İçin Reiki Tedavisi Başkaları İçin Reiki Tedavisi
9. Belirli Hastalıklar İçin Reiki Tedavisi
10. Uzaktan Tedavi
11. Aurayı Tarama ve Tedavi Tarama İçin Elleri Duyarlı Hale Getirme Aurayı Tarama İşlemi Auro Taramasının Sonuçlarını Yorumlama Pranik Tükenme Pranik Tıkanıklık Aurayı Tedavi Etmek Kendi Kendini Tarama Süpürerek Aurayı Temizleme Bölgesel Süpürme İşlemi Genel Süpürme İşlemi Aurayı Korumak
12. Reiki Uygulaması İçin Destekleyici Yardımlar
13. Panch Pranalarını Dengeleme Belirli Bir Zamanda Hangi Element Aktiftir
14. Enerji Kilitleri
15. Kundalini ve Reiki

Sayfa Sayısı : 126

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 04:09 PM
Muson Şarkıları / Bir Yoga Yolculuğu Muson Şarkıları: Bir Yoga Yolculuğu Arap Emirliği’den başlayarak Hindistan’ın büyülü kasabalarına uzanan bir yolculuğun kitabı; asit bir seyahat kitabı veya bir turist rehberi olmanın ötesinde, yazarın yogi oluşuna giden ruhani yolda edindiği tecrübeleri, izlenimlerini renkli, çok boyutlu bir dille anlatan ruhani bir yolculuk anlatısı. Hindistan seyahatlerinin klasik duraklarından ziyade az bilinen, sıradışı mekânlarına ve bir dizi aşrama uğrayan, bu anlamda diğer Hindistan kitaplarından ayrılan, farklı, ufuk açıcı bir kitap. Kendi ruhani yolunu bulmak isteyenlere önemli bir rehber.

Bora Ercan, Batılı bir gözlemci olarak değil, ona kapılarını açan Doğu’yu tüm özgünlüğü ve farklılığıyla tecrübe ederek biriktirdiği yolculuk sırlarını paylaşıyor bizlerle. Jaipur’a, Mumbai’ye, Güney Asya’nın en gizemli şehri Nasik’e, Hampi’ye oradan Lonavla’ya uzanan yollar, Doğu’nun felsefi ve kültürel birikiminde önemli yeri olan yoga ile toplumsal yaşamın iç içeliğine tanıklık ediyor.

Bu yolculuk, Doğu’nun Batı uygarlığı ile hem benzer hem de farklı şekillerde geliştirdiği varlık anlayışına, insanın doğayla ve kendi bedeniyle kurduğu ilişkiye, farklı kültürlerdeki farklı zaman ve mekân algısına ışık tutuyor.

"Her yolculuk insanı değiştirir, dönüştürür. Olmak istediği yere vardırır. Okunan her kitabın insanı başka kitaplara götürmesi gibi, her yolculuk da başka yolculuklara kapı açar..."

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 04:09 PM
Bir Yazarın Güncesi irginia Woolf öldüğünde, ardında kendi elyazısıyla doldurulmuş 26 defter bıraktı. Woolf 27 yıl boyunca bu defterlerde, neler yaptığını, kimleri gördüğünü, özellikle bu insanlar hakkında, kendisi hakkında, yazdığı ya da yazmayı umut ettiği kitaplar hakkında neler düşündüğünü neredeyse kesintisiz denebilecek bir şekilde kaydetti. Bu defterlerde, yazmakta olduğu ya da gelecekte yazmaya niyetlendiği kitaplar hakkında kendi kendisiyle söyleşti.
Bir Yazarın Güncesi, Woolf’un, romanlarından her birini tasarlarken, yazarken ya da gözden geçirirken olay örgüsü ya da biçim, roman kişisi ya da serim gibi, yaratma sürecine dair karşısına çıkan problemleri tartışmaktadır. Onun sanatsal üretiminin içeriden, alışılmamış bir resmini çizerken amaçlarına, hedeflerine ve yöntemlerine de ışık tutar.
“Virginia Woolf’u yakından tanımamız için Bir Yazarın Güncesi yeter de artar bizlere.”
Mîna Urgan
“Virginia Woolf’un Bir Yazarın Güncesi’ni okuyarak cesaretimi topladım… bu günlüğü okuyun.”
Sylvia Plath

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 04:10 PM
İktisadı Değiştirmek / Neoklasik İktisada Eleştirel Bir Yaklaşım ktisatta temel ve hâkim yaklaşım durumundaki “neoklasik iktisat”, ortaya çıktığı andan itibaren kapitalizmin mütemmim cüzü olarak, sistemi tekrar ve tekrar üretiyor. “Görünmez bir el”in her zaman doğal düzeni sağladığı, piyasaları dengeye getireceği, bireysel çıkarlarını gözeten insanların toplumun refahını da sağlayacağı, fiyat mekanizmasının düzgün işlediği fikri, öteden beri iktisatçıların analizlerine temel oluşturuyor. Oysa iktisadı, çok da gerçekliği olmayan salt matematik veriler üzerinden algılayan, fizik gibi doğa bilimleriyle eş tutan bu anlayış, dünya üzerindeki milyarlarca yoksul, aç, son derece geri koşullarda yaşayan insanı açıklamanın çok uzağında.
2000’lerin başında Fransa'da bir grup iktisat öğrencisinin yayımladığı bir bildiriyle başlayan “Post Otistik İktisat” anlayışının yarattığı dalgayla ortaya çıkan, neoklasik iktisadın bu “hastalıklı” haline getirilen eleştiriler çerçevesinde şekillenen kitap, iktisat ders kitaplarından başlayarak, hâkim düşünce sistematiğinde yeni ve matematiğe bağlı olmayan sosyal bir bakış öneriyor. İktisadın, sadece para ve matematik formülasyonlar olmadığının, neoliberalizmin doymak bilmez azgınlığına karşı başka bir iktisadın gerekliliğinin altını çiziyor.
İktisada farklı bir perspektiften bakmak, iktisatçıların yarattığı “illüzyonları” kavramak isteyenler için olduğu kadar, iktisat öğrencileri için de önemli bir kaynak.

Sayfa Sayısı: 230

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 04:10 PM
Büyük Tehlike Dünyevileşme Dünyevîleşme tehlikesi hepimizi tehdit ediyor.
Medya organlarıyla estirilen dünyevîleşme fırtınası.
Dinî hassasiyetleri erozyona uğratan tuzaklar.
Zaaflarımız, zayıf yönlerimiz. En önemlisi imanızdaki zayıflık.
Bir yandan ekonomik gelir düzeyindeki artış ve yükselen sosyal statüyü koruma ve kollama kaygısı.
Diğer yandan hayatımızdaki yeri ve etkisi cılızlaşan dinî inanç, değer ve semboller.
Çevre faktörü, “Başkalarında olan bizde de olsun” anlayışı.
İmanımızda, ibadetlerimizde, düşünce ve his dünyamızda, aklımızda ve kalbimizde, ahlâkî yapımızda, sosyal yaşantımızda dünyevîleşmenin yansımaları.
Adım adım içine sürüklendiğimiz bu girdaptan kurtulamaz mıyız?
Dünyevîleşmenin panzehiri yok mu?
Dünyevîleşme tehdidi karşısındaki duruşumuz nasıl olmalı?
Geniş araştırma ve derin tahlillerin ürünü olan “En Büyük Tehlike: Dünyevîleşme” kitabı dünyaya bakışınızı değiştirecek…

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 04:10 PM
Sivas Kongresi "Milli Mücadele Tarihi - II Bu kitapta Erzurum kongresinin halka ve hukuk zeminine dayanan meşruluğunun, Sivas Kongresiyle Misak-ı Milli sınırları çerçevesinde nasıl ulusal bir nitelik kazandığını mercek altına alıyor.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 04:10 PM
Bitmeyen Hesaplaşma / Hilal ile Haçın Bin Yıllık Mücadelesi Doğu ve Batı’nın, Hilâl ile Haç’ın, bu iki medeniyet ve inancın tarih boyunca her alandaki karşılaşması, iki rakip dünyanın bugüne uzanan ilişkilerini şekillendirmiştir. Günümüzde “tarihin sonu” ve “medeniyetler çatışması” gibi söylemler ve medeniyetler diyalogu sarkacında gidip gelen iki âlemin münasebetleri, tarihî mirasının izlerini taşımaktadır.
Batı ile İslâm medeniyetlerinin iç içe geçen müşterek tarihi, uzunca bir zaman diliminde Osmanlı’yla kesişmiş ve bütünleşmiştir. Osmanlı özelinde iki âlemin kadim mücadelesini ve hesaplaşmasını incelemek, oldukça farklı ve geniş bir bakış açısı sunuyor.
Bitmeyen Hesaplaşma’da Malazgirt’ten Çanakkale’ye uzanan, kaynağını Haçlı seferlerinden alan, Osmanlı’yı ve İslâm dünyasını parçalama ve sömürgeleştirme oyununun tarihi süreci ve bugünkü yansımaları ele alınmıştır.
Bitmeyen Hesaplaşma, Doğu ile Batı arasındaki münasebetlerin Osmanlı bağlamında daha iyi anlaşılmasına göz ardı edilemez katkılar sunmaktadır. Doğu ile Batı’yı, Hilal ile Haç’ı yeniden keşfetmek adına çıkılan tarih yolculuğu yepyeni ufuklar açıyor...

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 04:10 PM
Larousse İnsan Vücudu Atlası Vücudun bütün işlevlerini kapsayan ve farklı organların görevlerini anlatan anatomik çizimlerle çevirisi dâhil akademik denetimden geçmiş içerik.
Çocuğun boyunu ölçmek ve vücudunun farklı bölümlerini daha iyi öğrenmesi için eğlenceli notlarla bezenmiş büyük boy poster.
Bir çocuğun bedeni ve işleyişi hakkında aklına gelebilecek her tür sorunun uzmanları tarafından çocuklara özel hazırlanmış yanıtları.
Temel terimler ve verilerle zenginleştirilmiş özel çizimlerle öğrenmeden davranışa, anatomiden gelişime; insanı kapsayan bütün konularda çocuğun insan hakkında bilmesi gereken her şey…

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 04:10 PM
Sittaford Malikânesi’nin Gizemi Dartmoor’da gözlerden uzak bir malikânede, küçük bir masanın etrafında toplanan altı kişi ruh çağırıyordu. Ruh, Albay Trevelyan...
cinayete... kurban... gitti... diye yazınca, gerilim doruğa çıkmıştı.
Bu, gerçekten karabüyü müydü yoksa korkunç bir şaka mı? Trevelyan’ı bulunca bu sorunun cevabını da bulacaklardı. Ne yazık ki,
albayın evi çok uzaktaydı ve kar yolları kapatmıştı. Birisinin yürüyerek oraya gitmesi gerekiyordu...
YAZAR HAKKINDA
Agatha Christie, dünyanın en tanınmış polisiye romanları yazarıdır. Eserleri 45 dile çevrilmiş olan yazarın kitap satışları milyarları bulmuştur. Kutsal kitaplar (Kuran ve İncil) ile Shakespeare’den sonra en çok satan yazardır. İngiltere’nin Torquay şehrinde 15 Eylül 1890’da doğmuştur. Yarım yüzyılı aşkın yazarlık hayatında, 79 roman ve kısa hikâyelerden oluşan kitap yazmıştır. Belçikalı Dedektif Hercule Poirot ve Miss Jane Marple yarattığı meşhur karakterlerdir. 1971 yılında İngiltere’nin en yüksek onur unvanı olan “Britanya İmparatorluğu Kadın Komutanı” nişanını almıştır. Agatha Christie 12 Ocak 1976’da ölmüştür.
YAZARIN ALTIN KİTAPLAR’DAKİ DİĞER KİTAPLARI
Cinayetler Kulübü, İskemlede Beş Ceset, Cinayet Alfabesi, Dersimiz Cinayet, Ve Perde İndi, Porsuk Ağacı Cinayeti, Sıfıra Doğru, Beş Küçük Domuz, Hercule Poirot İz Üzerinde, Doğu Ekspresinde Cinayet, Briç Masasında Cinayet, On Küçük Zenci, Ölüm Çığlığı, Cinayetler Oteli, Ölüm Diken Üstünde, Noel’de Cinayet, Zehiri Kim Verdi, Fare Kapanı, Filler de Hatırlar, Cesetler Merdiveni, Ölümün Tam Zamanı, Ölüm Oyunu, Işıklar Sönünce, Acı Kahve, Elmayı Yılan Isırdı, Beklenmeyen Misafir, Nil’de Ölüm, Üç Perdelik Cinayet, Roger Ackroyd Cinayeti, Ölüm Meleği, Üç Yanlış Üç Ceset, Kanatların Çağrısı, 16.50 Treni, Şampanyadaki Zehir, Büyük Dörtler, Köşkteki Esrar, Bağdat’a Geldiler, Sonuncu Kurban, Üçüncü Kız, Mavi Trenin Esrarı, Bilinmeyen Hedef, Ölüm Büyüsü, Cenazeden Sonra, Frankfurt Yolcusu, Ölüm Saatleri, Cinayet İlanı, Lord Edgware’i Kim Öldürdü?, Ölümle Randevu, Uyuyan Ölüm, Miss Marple’ ın Son Maceraları

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 04:10 PM
Destina Bu romanda yazılı herşey doğru, hiç bir şey gerçek değildir …

Henüz yaşanmamış yakın bir geleceği anlattığı Destina’da “Bu romanda yazılı her şey doğru, hiçbir şey gerçek değildir” diyor Mine G. Kırıkkanat.

Bu yakın gelecekte, İstanbul Küresel Yönetişim’in idaresine geçmiş, Türkler de göç ettikleri farklı ülkelerde asimilasyona uğramıştır. Haç ile Hilal’in savaşı sona ermiş, yerini Hıristiyanlığın mezhep çatışması almıştır. Bu savaşın galibini, Roma’nın ilk Hıristiyan imparatoru ve Konstantinopolis’i başkent yaparak Hıristiyanlığa armağan eden Büyük Konstantin’in soyundan gelen bir vârisin bulunması ya da tam tersi ortadan kaldırılması belirleyecektir. Konuya ve bölgeye hâkim olmaları nedeniyle seçilen üç Türk ajan, rüyaların izinden giderek çıktıkları zaman yolculuğunda kıyasıya bir mücadelenin tam ortasında bulacaklardır kendilerini.

Soluk soluğa bir maceranın film kareleri gibi aktığı, müthiş bir hayal gücünün ürünü Destina, okurun elinden bırakamayacağı ve uzun süre etkisinden kurtulamayacağı son derece çarpıcı bir roman.
… Ama gerçek, ergeç doğrulanır.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 04:11 PM
Var Olmak mı? Kaybolmak mı?


Çıkarcı bir zihniyetin esiri olarak yaşamaya gayret gösterrken, hep “benim olsun” mantığını benimser ve kişiliği zayıf “karaktersiz” bir şekilde hiç çekinmeden başkalarının iyi niyetini kötü amaçlı kullanıp doğru ve samimi insanların yaşama olan inançlarını da tıpkı kendimizinki gibi yobazlaştırmış oluruz.
Kendimizi ödüllendirip mutlu etmeye çalışırken, lütfen başkalarının haklarını gasbederek mutsuzluklarına sebep olmayalı.

Sayfa Sayısı: 249

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 04:11 PM
Yanılmışım Tanrı Varmış Dünyanın en ünlü ateisti fikrini nasıl değiştirdi?

Cesaret ve yürek işi. Flew`in fikirleri sizi çarpacak ve neye uğradığınızı şaşıracaksınız.

Francis Collins

"Çok az dinî hikâye bu tür bir etki yaratır. Bu şaşırtıcı kitap, Tony`;nin geçirdiği değişimin nedenlerini belgeliyor... ve bu kitabın zevkle okunmasını sağlıyor."

Gary Habermas, Liberty Üniversitesi, Felsefe ve Teoloji Bölümü, Seçkin Araştırma Profesörü ve Kürsü Başkanı

Son yıllarda Batı`da Tanrı, ateizm, inanç, din kavramları etraflıca tartışılıyor. Richard Dawkins`in ünlü Tanrı Yanılgısı kitabından sonra bu tartışmalar daha da alevlendi. Tanrı vardır diyenlerle yoktur diyenler doğa, bilim ve tarihteki çeşitli olayları değerlendirerek görüşlerini ispatlamaya çalışıyorlar.

Son dönemde tüm dünyada en ses getiren çalışma ise Antony Flew`in Yanılmışım Tanrı Varmış kitabı oldu. Antony Flew hayatının büyük bir bölümünde ateizmin bilinen felsefi savunucularının en önemlisiydi. Ama ateizm fikrinden cayan Flew artık Tanrı`nın varlığına inandığını ve Tanrı yoktur demenin hiçbir anlamı olmadığını ileri sürüyor.

Yanılmışım Tanrı Varmış çalışma hayatının büyük bir bölümünde ateşli bir ateist olan ünlü bir filozofun evrenin zekice tasarımına ve dolayısıyla Tanrı`nın varlığına inanmaya başlamasının ilgi çekici ve okunmaya değer bir hikâyesi.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 04:11 PM
Düşünceler "Ne? Nasıl? Niçin?" Dünyamızın uzaydan çekilen fotoğraflarını görmüşsünüzdür. Ne kadar güzel görünüyor değil mi? Masmavi. Ama uzaktan bu denli güzel görünen bu gezegenin yüzeyinde, yüzeyini kuşatan havada, denizlerinde, göllerinde, ırmaklarında, ormanlarında, toprağının altında... her türden canlı başka türden olanları öldürerek yaşamını sürdürebiliyor. Gözle görülmeyen bölümünde mikroorganizmalar da öyle. Başka bir deyişle, dünyanın her yerinde her an vıcık vıcık ölüm var. Her kıpırdanış ölüm demek ve dünya kıpır kıpır. Başka gezegenlerde yaşam yok, yalnız dünyada var deniyor. Ama dünyada böylesi bir ölüm de var. Bu küresel mezbahanın sahipleri ise biz insanlarız.
- Emperyalist Batılı ülkelerin çok uluslu şirketleri sömürü alanlarını daha da genişlesin diye Afrika'da, Irak'ta... çocuk, kadın, yaşlı demeden milyonlarca kişinin teknoloji harikası silahlarla ya da insanların açlık ve yoksulluk yüzünden kıvrandırılarak öldürülmeleriyle yamyam türdeşlerince eti için boğazlanmaları arasında özünde ne ayrım vardır? Başkalık, bugünkü kıyımların uygarlık adına yapılması ve kitlesel olmasıdır.
- Örgütlenmeyi başaran insanın ilk işlerinden biri, emeklerini sömürmek için başka insanları köleleştirmek olmuştur. Günümüzün modern köleleri ise yine emekleri sömürülen işçilerdir. Liberalizm felsefesi de bu sömürünün gerekçesidir. Kara derili insanı köleleştiren beyaz derili insana ırkçılık kuramları yardımcı olmuştur. Dinsel ideolojiler, kitle kıyımlarının haklılık ölçütleri görevini görmüşlerdir. Bilim-teknoloji ve felsefede bir devrim gerçekleştiren emperyalizm, bu alandaki ilerlemesinden, yeryüzünün geride kalan yerlerindeki insanları canı istediğinde öldürmek, köleleştirmek ya da emeklerini ve maddî değerlerini sömürmek için yararlanmıştır.
- Bizim için emperyalizmin pençesinden kurtulmanın yolu, "zaman"a oyulup kazılmıştır: Mustafa Kemal'in yolu.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 04:11 PM
Spartakistler Ne İstiyor? "Siyasi Yazılar" O, bir kartaldı, hala da bir kartaldır.

Rosa Luxemburg, bütün dünya devrimcilerinin anısında aziz olmakla kalmayacak, eserleri birçok devrimci kuşağın eğitimi için çok faydalı bir ders olacaktır."

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 04:11 PM
Amma Hoş Adam "Keyes, aşk, acı, kıskançlık ve arkadaşlık hakkında harika hikâyeler anlatıyor."

-Daily Mail

"Hem kahkaha tufanı hem yürek yakıcı."

-Daily Express

"Yüksek kalite eğlence."

-Marie Claire

"Okuru kahkahalarla güldürmek ve sonrasında ağlatmak için gerçek bir yetenek gerekir. Marian her iki duyguyu da uçuruyor!"

-Heat

"Hikâye anlatmak için doğmuş bir kadın."

-Independent

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 04:12 PM
Bakan Danışmanı`nın Not Defteri İnsan Hakları Bakanlığı olarak şov peşindeydik. Adeta evcilik oynuyorduk. Güneydoğu’da ise insanlık dramı yaşanıyordu...”

Muhtar anlatıyor:

“Bir başçavuş veya üsteğmen geliyor, ‘köyü hemen boşaltın’ diyor. Boşaltalım da nereye, nasıl gidelim? Doğduğumuz, yaşadığımız yer burası. Çocuklarımız, hayvanlarımız, tarlamız, mahsulümüz var. Başımızı sokacak bir yer gösterin, seve seve boşaltalım. Sonra ortalık düzelince geliriz. Ama yok... Komutan diyor ki: ‘Size iki gün süre, kırk sekiz saat sonra bu köy burada olmayacak!’ O köy kırk sekiz saat sonra orada olmuyor. Yakılıyor, yıkılıyor.”

Ya insanlar? Kimin umurunda!...

Ahmet Abakay, otuz iki yıllık gazetecilik yaşamının on bir yılını devlette, dokuz ayrı bakana danışmanlık yaparak sürdürdü. 12 Eylül döneminde on yıla yakın süreyle Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin genel başkanlığını yürüttü. Bakan Danışmanlığı süresince danışmanlığın ne olduğunu, bakanların hangi konularla, nasıl uğraştıklarını şaşkınlıkla izledi ve not etti. İşte bu kitapta birleşen notların önemli bölümünü Güneydoğu Anadolu’ya yapılan gezilerin, bu bölgedeki acıların izlenimleri oluşturuyor; bugüne dek kamuoyuna yansımayan olaylar ve konular trajikomik bir dille anlatılıyor.

Bakan Danışmanı’nın Not Defteri’ni okurken hem gülecek hem de ülke yönetiminin sorunlara nasıl yaklaştığını görüp hüzünleneceksiniz.

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 04:12 PM
Ah Dilim / Yeni Başlayanlar İçin Dil Yanlışları Anneler, babalar, öğretmenler!

Çocuklarımızın okumayı sevmemesinden siz de şikâyetçi misiniz? Defterlerini, ödevlerini incelediğinizde sık sık yazım hataları yaptıklarını mı görüyorsunuz? Öğrencilere dil yanlışlarını izah eden eğlenceli bir kaynağa mı ihtiyacınız var? Özellikle de Türk Dil Kurumu tarafından desteklenen bir kitaba… Öyleyse Ah Dilim adlı bu kitabı kaçırmayın. Gazeteci-yazar Nurettin İğci, sokakta, dergide, yani hayatın içinde gördüğü dil yanlışlarını görüntüledi… Her bir fotoğrafa da mizahi bir not düştü. TDK yetkilileri de görüntüdeki hatalı kullanımları dilbilgisi kurallarına göre açıkladılar.

Sayfa Sayısı : 152

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 04:12 PM
Kırık Taşlar Aynı ırmağa
girdiğimizde
girmeyiz
Biziz
değiliz
Diyalektik düşüncenin kökenleri açısından Hegel’e olduğu kadar Marx’a da esin veren Herakleitos’un Doğa Üzerine adlı yapıtından günümüze kalan Parçalar’ı, şair Alova’nın şiir diliyle yaptığı çeviriyle sunuyoruz. Alova’yı Parçalar’ı Kırık Taşlar başlığı altında bir araya getirerek çevirmeye yönelten etkenlerin başında, Eski Yunanlı filozofun ateşe, suya, toprağa, güneşe “çıplak akıl”la bakarak evrensel yasaları çözmeye çalışması, diyalektik düşünceyi gözlem yoluyla keşfetmesi, her şeyin sürekli bir akış halinde olduğunu sistemli bir biçimde açıklaması ve tüm bunları açıklarken birkaç sözcükte indiği o büyük derinlik gelmektedir.
Okur, Kırık Taşlar’ı “çıplak akıl”la okusun, diyor Alova, tıpkı Herakleitos’un ateşi, suyu okuduğu gibi.

Sayfa Sayısı: 176

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 04:15 PM
Kukla Ustaları / Dünya Olaylarının Ardındaki Casuslar, Hainler ve Gerçek Güçler Dünyanın en eski mesleği, kimilerine göre fahişelik, kimilerine göre de casusluktur. Ama bu iki mesleğin çakıştığı durumların sayısı da az değildir. Eski çağda Hz. Musa’nın komutanı Yeşu’nun casuslarını saklayan fahişeden, KGB’nin CIA ajanlarını ağlarına düşüren kadın ajanlarına kadar uzanan çok renkli bir tarihi vardır fahişelikle casusluğun işbirliğinin.
İngiliz askerî haberalma örgütünden emekli albay John Hughes-Wilson, soluk kesici bir anlatımla kaleme aldığı Kukla Ustaları’nda, casusluk ağlarının dünya tarihindeki belli başlı olayların ardındaki gizli gücü nasıl oluşturduğunu anlatıyor.
İngiltere kraliçesi I. Elizabeth’in baş casusu Francis Walsingham, İskoçya kraliçesi Mary’nin düzenlediği komployu nasıl ortaya çıkarmıştı? Caesar’dan Cengiz Han’a, Kardinal Richelieu’den George Washington’a büyük devlet adamları ve komutanları gizli haberalma ağlarını nasıl kullanmışlardı? El Kaide’nin 11 Eylül operasyonunu ABD haberalma örgütü nasıl atladı? Yanıtları Kukla Ustaları’nda.

Sayfa Sayısı: 422

♥Pяєиsєs♥
10-11-2008, 04:15 PM
Uzak Bir Gölge Münir Göle, çok katmanlı, değişik okumalara açık romanı Uzak Bir Gölge’de, eski sevgili’nin izlerini açık sözlülükle, basite düşmeden tartışıyor ve sevgilisinin geçmişiyle hesaplaşmak isterken kendi gölgesiyle yüz yüze gelen bir erkeğin çarpıcı öyküsünü anlatıyor. İşaretler, göndermeler ve renkli imgelerle dolu bu roman, yazarının Sisler Kenti (Prag) ve Denizler Kenti (İstanbul) dediği iki kenti fon alıyor.
Denizler Kenti’nden sonra Sisler Kenti’nde yaşamaya başlamış bir delikanlı, Anna’yı sever ve Anna’ya âşık olur. Ama bir süre sonra Anna’nın eski sevgilisi ortaya çıkar ve böylece delikanlı için karabasan başlamış olur. Eski sevgilinin hayaleti, genç adamı Anna ile ilişkisinin her ayrıntısını sorgulamaya yöneltir. Ve Sisler Kenti’nde çıkılan bu içsel yolculuk, Kral Rudolf’a, Rönesans’ın büyüsüne, kadın erkek ilişkilerinin ayrıntılarına uzanır.

Sayfa Sayısı: 268